Rehberiniz-Emerson düşünüyor, turkey90ciler yapıyor!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Emerson düşünüyor, turkey90ciler yapıyor!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Emerson düşünüyor, turkey90ciler yapıyor!

KİTAP ADI : EMERSON DÜŞÜNÜYOR

YAZAR : HÜSEYİN İÇEN

turkey90.com için Zehra Boyacı tarafından özetlenmiştir.

Bu kitap bizde pek az bilinen bir yazarı tanıtmak amacıyla hazırlanmıştır.

Ralph Waldo Emerson, Amerikan yazınının yalnız belli dönemlerine ya da belli konularına ilgi duyanların tanıdığı, sevdiği bir yazar.

Oysa o yalnızca yerel ya da dönemsel ağırlığı olan değil, her çağda herkesin üzerine eğildiği konuları işlemesiyle de önemli bir yazar. Deştiği her konuda evrensel doğrulara ulaştığı söylenemezse de, kimi karmaşık sorunları didiklerken, izlediği eğri büğrü yolları aydınlatmayı başarmış.

Vardığı sonuçları benimsemediğimiz, çelişkilerini sezdiğimiz durumlarda bile onunla yola çıkmayı seveceğimizi düşünüyorum.

Emerson ondukuzuncu yüzyıl Amerikası”nın önemli bir düşünürü. Ancak, söylediği şeyler dünyayı sarsacak kadar büyük değil; birçoğu başka düşünürlerce daha önce söylenmişde. Ama o kültür tarihinde belki de daha ender görülen bir kişilik; Emerson, düşüncelerine dünyayı sarsan değilse de kişiyi sarsan biçimler verebilen bir sanatçı düşünür.

Daha önce hiç gözümüze çarpmayan ya da bizi hiç derinden sarsmayan öyle doğrular vardır ki, yeni bir anlatımla önümüze düşer, daha önce varlığını bile sezemediğimiz bir yerlere götürür bizi.

Sanat evrene bakarak yeni bir evren çizer. Ama ne evren!

Bana göre, doğru söz ancak güzel bir biçime büründüğünde benim alanıma girer. Doğruyu söylemek yetmez; özdeyişe dönüşmesi için, anımsanması için, kalıcı, çarpıcı biçimde söylenmeli bir düşünce. En güzel özdeyiş, dünyayı sarsan bir düşünce, gönülleri titreten bir giysi içinde bize sunulduğunda gerçekleşir.

Gönül elibol olmadı mı, zenginlik pis bir dilencidir.

Emerson 1803”te Boston”da doğar. Çocukluğu yoksulluk, sofuluk ve sıkıdüzen içinde geçer. Erken sayılacak bir yaşta, Harvard”a girer. Dört yılda Latince, tarih, ahlak tarihi, siyasal ekonomi ve söylev bilgisi çalışır. Ahlak ve felsefe alanında söylevciliği bir iş olarak benimser.

Emerson, Amerikan aydınlanmasının en önemli yazarlarından. Değişik insanlar, onda kendilerini çeken değişik yönler bulmuş. Kimisi insan ile dünyayı anlamada sanatı bir yol olarak seçmesini, kimisi düşünçeyi, madde dünyasını biçimleyecek bir güç olarak görmesini, kimisi onun doğayla insanı özdeşleştiren bakışını sevmiştir.

Dahası, düşünme ortamındaki bu çelişkileri bir yöntem olarak da ileri sürer. Kişinin o an inandığını ödünsüz, duraksamasız ileri sürmesidir, önemli olan. Bir kişinin gönlüne inen onun bütün varlığıyla inandığı doğru, herkes için de doğru olacaktır. Bundan dolayı, bugün için doğruyu arayanın kendi yüreğinin derinliklerine bakması gerekir. Ama bugün doğru gördüğü şey daha önce söyledikleri ile çelişirmiş, tutarsız olurmuş, yanlış anlaşılırmış….. Hangi büyük insan yanlış anlaşılmamış ki, diye sorar Emerson.

İnsanlar göründüklerinden her yönüyle daha yücedir. Açıkca doğruyu söylemekten bizi aptalca bir korkaklık alıkoyar. Açıksözlülüğünüze bir an içerler, ama sonra size hep borçluluk duyarlar.

EMERSONDAN SEÇME SÖZLER:

Can, aslanın ağzında bile olsa, katı gerçeği söyleme yürekliliğinde hiç kimse İngilizleri geçemez.

Kendine saygıyı ve ölçülü yaşamı tamamlan şey ağırbaşlılıktır.

Akıldır yazgıya direnen; insan düşündüğü kadar özgürdür.

Düşünce onu düşünebilenin ve onu yerli yerine koyabilenin malıdır.

Doğru, bireyin malı değil, bütün insanların hazinesidir.

Kitapların yararı okurun duyarlılığına bağlıdır.

Her kötü alışkanlık, gerekli ve yerinde bir işlevin abartılmasıdır ancak.

Gönlünde bir düşü olan, bir yolunu bulup onu herkese yayar,

Doğru, yaşamın temelidir. Ama insan doğrunun bir tek yönüne bağlanır ve uzun zaman onunla yatıp kalkarsa, doğru çarpıklaşır; doğru olmaktan çıkar, yanlış olur…. Ne can sıkıcıdır şu dilbilgisine saplananlar, kafataslarından kişiliği çıkarmaya çalışanlar, siyasal ya da dinsel bağnazlar, şu kişiliğinde tek bir konunun vurgulanmasıyla dengesini yitirip yönünü şaşıranlar…. Her düşünce bir hapishanedir de.

Yetenek tek başına bir yazar yaratmaz. Kitabın ardında bir insan olmalı; doğuşu ve nitelikleriyle orada öne sürülen öğretilere kendini adamış bir kişilik olmalı…

Ozana, düşünüre, ermişe, her şey dost ve değerli, her olay yararlı, her gün kutsal, her insan tanrısaldır. Yaşama dikili göz, koşullara boş verir. Her kimyasal madde, büyüyen her bitki, her hayvan, varlığın birliğini, görünüşün ayrılığını öğretir.

Çocuk soruyor: “Anne, anlattığın masaldan niye dünkü kadar hoşlanmadım?” Ah yavrum, bilgi dolu en yaşlı çocuk için de durum aynı. Şöyle bir yanıt verebilir miyiz? Çünkü sen bir bütünün içinde doğdun, oysa masal, bütünün bir parçası…

Nedir kitap? Her şey ya da hiçbir şey. Kitabı gören gözdedir her şey.

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>