Rehberiniz-Egonuz sizi kör etmesin!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Egonuz sizi kör etmesin!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Egonuz sizi kör etmesin!

Kendinizi iyi hissettiğiniz zamanlarda, bir amacınız olduğunda başkalarının olumsuzluklarından o kadar çok etkilenmeyiz… Ancak kendinizi kötü hissettiğiniz dönemde her şey bizi rahatsız eder, hani havadan nem kapmak vardır ya, işte etrafımızdaki herkesi ve her şeyi eleştirmeye başlarız. Sorun onlar değil, sorun çevremizi kendi negatif iç dünyamızın merceğinden görmemiz. Eleştirmeye konsantre olduk mu adım atmamızı gerektirecek enerjiyi yaratamıyoruz.

İŞİMİ BIRAKMAK İSTEDİM

USA Today gazetesinde yoga dersleri verdiğimi daha önce belirtmiştim. Gazetenin sağlık merkezinin başına başka bir eyaletten yeni bir yönetici atanmıştı. İlk karşılaşmamızda popülerliğimden rahatsız olduğunu hissetmiştim. Bana küstah bir tavırla “Burada diğer eğitmenlerden daha çok kazanıyorsun, bunu ayarlamamız gerekecek” dediğinde çok sinirlenmiştim. Derslerime o kadar çok takdir alıyordum ki yıllardır çalıştığım bütün yöneticiler karşılığını bile veremediklerini söylüyorlardı. O anda adamın boğazını sıkıp işimi bırakmak aklımdan geçmedi değil… Ama yapmadım tabii! Dersimi öğretmem gerekiyordu ve konuyu o anda uzatacak zamanım yoktu.

Derse başladığımda ise beni tüketen o negatif düşüncelerden sıyrıldım, ensemde sanki kocaman bir yük taşıyordum ve tüm vücudumu yere bastırıyordu. Birkaç dakika sonra kızgınlığ ı m ı unutmuştum. O anda şunu farkettim ki bir seçimim vardı; ya “O bunu söyledi, ben şunu yaptım, insanlar nasıl böyle hareket edebiliyorlar” diyerek negatifliğin içinde boğulacaktım ya da konuya tarafsız bakacaktım. Ben ikincisini seçtim. Eleştirmekle, kritik etmekle bir an olsun üstünlüğümüzü fark ediyoruz. Kendimizi akıllı görüyoruz, başkasının açığını yakaladığımızda… Yanlışı ortaya çıkartmak bizi daha da hırslandırıyor. Pek çoğumuz için eleştiri ve suçlama bir çeşit duygusal kafein, bizi pasiflikten sıyıran bir ilaç… O zaman nasıl yanlış yapanı veya yanlış olanı kendimizi negatiflikle doldurmadan eleştirebiliriz? Negatif eleştiriyi yapıcı eleştiriye dönüştürebilir miyiz?

BİR SEÇİMİNİZ VAR

Sizi rahatsız eden şeyin beyninizde ve vücudunuzdaki etkisini fark etmeniz durumu dramatik olarak değiştirir. Artık sizi strese sokan duruma otomatik olarak reaksiyon göstermeniz gerekmiyor, bir seçiminiz var. Sizi rahatsız eden olayı yaşarken tamamen şimdidesiniz, bu durum bir sonraki adımınız için çok önemli çünkü nasıl hareket edeceğiniz tamamen sizin elinizde. “Farkındasınız.”

Farkındalığı tecrübe etmeniz için Budist veya yogi olmanız gerekmez. Farkındalık; perspektifimizi limitleyen alışkanlıklarımızdan, negatif iç diyaloğumuzdan, önyargılarımızdan bizi uzaklaştırır. Karanlığa ışık tutar gibi ”gerçeği” egonuzun senaryosu ile değil, tüm netliğiyle görmeye başlarsınız.

Zihninizde kurduklarınız sizin ve yaşadığınız anın arasına girip görüşünüzü bulandırmaz. Bu çeşit bir pratik yıllar içinde kendimi ve tepkilerimi daha iyi tanımamı sağladı. Tehdit altında olduğumda sürekli suçlamamak benim için daha da kolaylaştı. Eskiden değişebileceğime inanmıyordum, bir hataya negatif tepki göstermemek veya kendi hatamı kabul etmek sanki beni ömür boyu kusurlu olmaya mahkum edecekti. Yıllarca egomu sürekli aktif tutan bu tip bir korku tüm davranışlarımı kontrol ediyordu. Eleştirdikçe, negatif diyaloğa izin verdikçe o enerjinin bir parçası olmaya devam edip hiçbir yere varamıyordum. Bu alçak enerjinin içinden kendimi çıkartacak bir yol bulmalıydım. Önce küçük adımlarla pratik yapmaya başladım.

Farklı yerlerden gelen kişilerin farklı görüşleri olduğunu her seferinde kendime telkin ettim. İnanır mısınız o günümü mahveden ensemdeki yoğun gerginlik ve ağrıyı, üzerimdeki ağırlığı uzun zamandır hissetmiyorum. Negatif bir ortamın parçası olduğumda veya bana düşüncesizce davranıldığını hissettiğimde olaya tarafsız bakabilme alışkanlığını geliştiriyorum. Karşılıklı bir saldırı ile yaratılan negatiflik alışverişinin içinde boğulmaktan çok daha etkili değil mi?

Yazar: Elvan Demirkan

Kaynak: http://www.sabah.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir