Rehberiniz-Eğitimsiz, cesur, başarılı!…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Eğitimsiz, cesur, başarılı!…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Eğitimsiz, cesur, başarılı!…

“Fikir” ile “hedef” arasında köprü kurmakta çok becerikli. Ülkedeki sosyo-politik dönüşümü -muhafazakarlaşma- doğru okuyor, doğru pozisyon alıyor ve çok cesur. Bu bileşimin meyveleri ise aralarında başbakan Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu dindar, zengin, lezzet meraklısı insanların nezdinde sıkı bir şöhret ve elbette imrenilecek düzeyde maddi kazanç.

Ramazan Bingöl, şimdi yeni bir dönemeçte. Kendi adını verdiği lüks -elbette alkolsüz- bir restoran zinciri kurdu. Muhafazakar burjuvazinin favori mekanı Ziya Şark Sofrası’ndaki ortaklığını sonlandıran Bingöl, yeni girişiminde hem yemek servisini kendi deyimiyle “ultralüks” noktalara taşıyor hem de Türkiye için bir “ilk” olan suit odalı restoran uygulamasına öncülük ediyor. Restoranların içine şatafatlı odalar yerleştirmeyi esas alan uygulamanın hedefi mekanda iş toplantıları yapan misafirlerine sınırlı da olsa konaklama hizmeti vermek. Tek taşla iki kuş vurma peşinde koşan taze girişimin ilk yıl için 5 milyon dolar gibi iddialı bir ciro hedefi var.

Pahalı sofra kurma konusunda ciddi bir tecrübesi olan 41 yaşındaki Urfalı girişimci çıtayı hayli yüksek bir noktaya koymuş. Lüks otellerin konfor standartlarını anlatırken tercih ettiği “yedi yıldız” nitelemesini yeni girişimini anlatırken kullanan Bingöl bir gün Pierre Cardin, Gianni Versace gibi ismiyle marka olabilmeyi hayal ediyor. Kafasında projeler uçuşuyor. Terzisine diktirdiği takım elbisesine, gömleğine “RB” logosunu işleterek markalaşma yolculuğunu başlattığını söylüyor.

Sırada ise restoranda kullandığı malzeme ve gıda ürünlerini doğrudan satmak var. Marketlerde RB logolu çatal bıçak, peçete, şeker, yağ gibi ürünlerin sergilenmesinin koşulu ise yabancı ortakla el sıkışmaya kalmış durumda. Kuveytli United Catering’in yanı sıra Suudi Arabistan ve Libyalı firmalarla sürmekte olan görüşmelerin diğer hedefi ise petrol zengini Arap ülkelerine taşınmak. Türkiye’de büyümeyi pek düşünmeyen girişimci zincirin yemeğe düşkün Ortadoğu ülkelerinde çok tutulacağına inanıyor..

Ramazan Bingöl “fark yaratma” meselesine ’90’ların sonlarında odaklanmaya başladı. Lezzet meraklısı ve paralı bir kitleyi misafir ettiği Ziya Şark Sofrası onun bu arayışlarından beslenerek büyüdü (Bkz. Forbes Türkiye Şubat 2006).

Restoran işletmecisi olarak edindiği şöhreti 2000’lerin başında başka platformlara taşımaya karar veren Bingöl, kayda değer çıkışlarından birini muhafazakar kesimin önde gelen yayın organı Yeni Şafak’ta yemek yazıları yazmaya başlayarak yaptı.

Dindar, varsıl ve hızla kalabalıklaşan bir kitle tarafından tercih edilen bir müessesenin patronu olmayı “lezzet rehberliği”ne soyunmak için yeterli gördü. İşi beklenenden de iyi kıvırdığını söylemek lazım. 2003 yılında (AKP’nin iktidarının ikinci yılı) “güzel yemekler, özenle hazırlanmış tatlılar, buharından keyif tüten kahveler” sunan mekanların izini sürmek üzere başladığı yazarlık mesaisini geçtiğimiz yılın başlarına kadar aralıksız sürdürdü. Olmazsa olmaz koşul, yazıya konu ettiği mekanların içkisiz olmasıydı…

Restoran işletmeciliği yapmaya başlamadan önce hayatını berberlik yaparak kazanan Bingöl’ün yazı işindeki diğer hamlesi ise kitap yazmak oldu. Üç yıl önce kaleme aldığı “Restoran İşletmeciliği- Restoran ve Lokantalar Nasıl Yönetilir?” adlı kitap yayıncısı olan Timaş Yayınları tarafından “alanındaki ilk ve tek eser” olarak pazarlandı.

Bu iki hamlenin dramatik bir çocukluk dönemi geçirdiği için- ailesinin beş ferdi yoksulluk nedeniyle hayatını kaybetmiş- ilkokuldan öteye geçemeyen bir adam tarafından yapıldığını da not etmekte fayda var. Neyse ki para kazanmaya başladığı dönemde kişisel eğitim konusunu halletme olanağı bulmuş Bingöl. Dışarıdan ortaokul ve liseyi bitirmiş, halen Açıköğretim Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde eğitim görüyor.

İş yaptığı sektöre dair hemen her sivil toplum kuruluşunda görev almayı da ihmal etmeyen Bingöl’ün çabaları karşılıksız kalmadı: O şimdi muhafazakar burjuvazinin tercihlerine yön veren “tek” gurme…

Ramazan Bingöl, daha fazlasını istiyor olmalı. Zira bu yılın başlarında sistematik görünen çabalarının meyvelerini toplamak amacıyla radikal bir karar aldı. Yaklaşık 20 yıl yönettiği Ziya Şark Sofrası’ndaki hisselerini kardeşlerine devredip ayrıldıktan sonra başlattığı girişime doğrudan kendi adını verdi. İşletmenin Giyimkent, Beylikdüzü ve Bayrampaşa şubelerini devralarak Ramazan Bingöl Et Lokantası’na dönüştürdü.

Ayrılığın temel gerekçesi, dört kardeşin ortak olduğu Ziya Şark Sofrası’nın gelecek planlarına ilişkin anlaşmazlık. İsim hakkını ağabeyleri Ziya, Ahmet ve Mahmut Bingöl’e devreden en küçük kardeş Ramazan Bingöl payına düşen şubelere kendi adını vererek yoluna devam kararı aldı.

450 personelin istihdam edildiği 10 şubeli ve yıllık 10 milyon doların üzerinde bir cirosu olan köklü müesseseden ayrılmak Bingöl’ün şöhrete kendini fazlaca kaptırmış olmasından kaynaklanıyor olabilir mi? Kibiri büyük günah sayan sağlam bir Müslüman için -Bingöl de Hac ibadetini yapmayı ihmal etmemiş- kimilerine göre tehlikeli bir kavşak. Ama o çok rahat “Gurur, kibir gibi şeylerim yoktur. Bu zihni, bu fikri veren Allah. Biz ancak çalışıyoruz” diyor. Eski müessesenin aldığı mesafeyi de, “Ön planda görünüyordum ama başarı varsa dört kardeşin el birliğiyle mümkün oldu.” sözleriyle geçiştiriyor.

Ancak ne olursa olsun Türkiye’de yaşanan sosyo-politik dönüşümün de hikayenin kurgusunu doğrudan etkilediğini ihmal etmemek lazım. Muhafazakar burjuvazi artık Türkiye’nin en önemli sosyolojik gerçekliklerinden biri. Siyasi iktidarı yüksek bir oy oranıyla ikinci kez yakalayan bu kesimin mensuplarının artık başka beklentileri var. Zenginleşme, lüks ve şatafatı muhafazakar kesimin İslam’a uygun hayat tarzı tanımı içine sokuyor.

Bingöl’ün yeni girişiminin kimyasını da her zaman olduğu gibi bu manzarayı okuyarak belirlemiş. “Müslüman herşeyin iyisine layık” diyor, ancak “israf olmaması kaydıyla” cümlesini ekliyor. Ancak bunun gereğine uyduğu pek söylenemez.

Zira restoran zincirinin karargahı olarak belirlediği Giyimkent şubesi klasik restoranlardan bir hayli farklı. 2 bin metrekarelik kapalı alana sahip dubleks binanın girişindeki merdivenden başlayan belirgin bir ihtişamı var. Abartılı bile olduğu söylenebilir. Tavan ve duvarlarda tam 22 bin lale motifinin işlenmiş olması örneğin. Seslendirme ekipmanları ve projeksiyon cihazlarıyla donatılmış biri 20, ikisi 50 kişi kapasiteli üç küçük odanın yanı sıra 200’er kişilik iki büyük salonu olan restoranın en sıradışı ögesi Türkiye’de ilk kez denenen “Altın Daire.”

Kısmen de olsa müşterilerine konaklama hizmeti vermek için düşünülen uygulamayla “çok özel otel odası” restoranın içerisine taşınmış. Hedef kitle; sürekli seyahat eden işadamları ve üst düzey yöneticiler. Misafirine çok yıldızlı konfor vaat eden oda için “Altın Daire” isminin seçilmesi tesadüf değil. Osmanlı saraylarındaki atmosferin peşinde koşan şatafatlı tarz için masraftan kaçınılmamış.

Restoranın dekorasyonu için yapılan 500 bin dolarlık harcamanın önemli bir bölümü odaya yapılmış. Mobilyalar, tavan altın işlemeli. Yatak odası salon ve geniş bir banyodan oluşan Altın Daire’de her detay misafirin “konforu” düşünülerek hazırlanmış. İki kişilik yatağın çarşaf ve örtüleri birinci sınıf. Servislerde kullanılan tabaktan çanağa, çatal bıçaktan kahve fincanına kadar her eşya altın kaplama olarak tasarlanmış. Müşterisinin bu tercihleri çok beğendiğini söylüyor ama dinen caiz olup olmadığı konusunda kafası karışık.

Kimi uygulamalarının israf olduğunu düşünenler var ama yine tabak ve fincanlarla ilgili bir din bilginine danışmayı düşünüyor. Fetvanın olumsuz olması durumunda ise uygulamayı tereddütsüz sonlandıracağını söylüyor.

Restoranın fiyat politikaları da yapılan harcamanın karşılığını almak üzere planlanmış. Mükellef bir akşam yemeği yiyen 10 kişilik grubun ödeyeceği yaklaşık rakam bin YTL. Ekip üyelerinden birinin konaklama hizmetinden de yararlanması halinde rakam 1500 YTL’yi buluyor. “Sunduğumuz hizmetin kalitesini gören parayı önemsemiyor” diyen Bingöl’ün hedeflerini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini ise zaman gösterecek.

Yazar: Yekta Kılıç

Kaynak: http://Forbes

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>