Rehberiniz-Devler ligindekiler anlattı: başarmak için ne yapmalı?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Devler ligindekiler anlattı: başarmak için ne yapmalı?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Devler ligindekiler anlattı: başarmak için ne yapmalı?

Hayatta başarılı olmanın beş temel kuralı

Yazar Doğan Cüceloğlu’na göre “Yaşam başarısının beş temeli var.” Başarı için, “çok çalış oğlum/kızım,” demenin ya da tüm maddi olanaklarını seferber etmenin ötesinde bir şeyler yapmak gerektiğini ifade eden Cüceloğlu “Her anababa, okul başarısı için çocuğuna yardımcı olmak ister. Ama öğrenme sürecinin bilimsel temellerini kavramadan atılacak her adım, iyi niyetli de olsa, çocuğu engelleyebilir” diyor.

İnanmak, olumlu düşünmek, kaybetmeyi kabul etmemek, sorumluluk almak, saygılı olmak, işini severek yapmak, bağlılık duymak başarının altın kurallarından…

Ancak yine de başarı nedir? Sizin başarı olarak nitelendirdiğiniz bir şey bir başkasının yaşamında son derece sıradan bir adım olabilir. Ya da sizin başarısızlık olarak gördüğünüz bir başkası için bir fırsat…

Başarı, tüm yaşamı kaplayan bir durum aslında. Evlilik ve aile başarısı, meslek ve iş başarısı, ders ve okul başarısı…

Başarı kriterleri insan yaşamının içinde bulunduğu dönemlere göre değişebilir, çıta yükselebilir ya da düşebilir. Önemli olan hayattan ne beklediğiniz ve onu nasıl yaşamak istediğiniz, hedeflerinizin neler olduğu, onun için nelerden vazgeçebileceğiniz, neleri hayal ettiğiniz…

Yaşam başarısının beş temeli var

Yazar Doğan Cüceloğlu “Yaşam başarısının beş temeli var. Anne babalar çocuklarınıza bunları öğretin” diyor ve bunları şöyle sıralıyor.

– Kendine değer vermek ve yetenekleri tanımak,

– Yaşamından, ilişkilerinden ve geleceğinden sorumlu olmak,

– Paranın değerini anlamak ve gücünü yönetebilmek,

– Zamanın değerini anlamak ve gücünü yönetebilmek,

Başarı için, “çok çalış oğlum/kızım,” demenin ya da tüm maddi olanaklarını seferber etmenin ötesinde bir şeyler yapmak gerektiğini ifade eden Cüceloğlu “Her anababa, okul başarısı için çocuğuna yardımcı olmak ister. Ama öğrenme sürecinin bilimsel temellerini kavramadan atılacak her adım, iyi niyetli de olsa, çocuğu engelleyebilir” diyor.

Geçtiğimiz günlerde EduPlus Eğitim ve Danışmanlık tarafından düzenlenen 2. Kişisel Gelişim Zirvesi’nde “Yaşam ve Başarı” başlıklı bir sunum yapan Doğan Cücenoğlu yaşamları ’yüz’ baskın ve ’can’ baskın yaşamlar olarak ayırıyor.

Yüz baskın yaşamda

– Kişi “Aferin” almak, başkalarından başarılı olmak ve öne çıkmak için çalışır.

Can baskın yaşamda

– Toplum birey için vardır. Başkalarının ne diyeceği elbette önemlidir ama asıl önemli olan “Ben ne derim”dir. Kişinin kendisine duyduğu saygı en önemlisidir.

Yanılmamak için bir daha denememeyi öğreniyoruz

Üniversite öğrencisiyken kendime bir misyon tasarladım. Başarılı insanların nasıl başarılı olduklarını inceleyecek, bunları anlaşılır ve uygulanabilir halde sistematize edecek, seminer ve kitap yoluyla başarılı olmak isteyenlere anlatacaktım. Dünyada varlık nedenim bence buydu diyor “Her şey seninle başlar” kitabının yazarı Kişisel Gelişim Uzmanı Turkey90.com.

Kaybedenlerin kazananlar üzerinde göz hakkı olduğunu, başarılı insanların, başarmak isteyenlerle en azından bilgilerini paylaşmaları gerektiğine inanan Sekman bunu yapmanın borcu olduğunu düşünmüş.

Kişilerin çaresizliği zaman içerisinde öğrendiklerini düşünen Sekman, “Öğrenilmiş çaresizlik, hepimizin içinde az ya da çok vardır. Hepimiz bir şeyleri defalarca deniyor, yanılıyor, başaramıyoruz. Sonra bir daha yanılmamak için, bir daha denememeyi öğreniyoruz “diyor ve öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi içerisinde uzun süre yaşayan insanların ortak davranışlarını şöyle sıralıyor:

– Günlük konuşmalarda sık sık” böyle gelmiş böyle gider” gibi sınırlayıcı genellemeler kullanılır.

Bir insanın sıfır noktasından gelip, binbir engeli aşıp zirveye çıkabilmesini ortalama düz mantığın açılayamayacağını söyleyen Sekman “Efsanevi başarıların matematiği de mantığı da yoktur” diyor.

Adecco Genel Müdürü Tibet Eğrioğlu ise iyi bir kariyer sahibi olmak için iyi bir şirketten ve iyi bir sektörden başlamak gerektiğini ifade ediyor. Eğrioğlu’na göre bunu gerçekleştirebilmek için danışmanlık alınması ya da okurken staj yapılması gerekiyor. Eğrioğlu “Kurumsal itibara önem veren, insana yatırım yapan, uzun vadeli planları olan şirketlerde çalışmanın başarıya ulaşmayı kolaylaştırdığını düşünüyorum” diyor.

Başarısızlığa karşı bağışıklık sisteminizi güçlendirin

Kişisel Gelişim uzmanı Turkey90.com, öğrenilmiş çaresizliğe, başarısızlığa, atalete karşı bağışıklık sistemi güçlü olan insanların özelliklerini şöyle sıralıyor:

. Dış referanslı değil, iç referanslı olmak. Çevresindekilerin ’yapamazsın’ demesinden etkilenmeden, hayallerini izleyecek girişimlerde bulunmak.

. Elinde başarılı oacağına dair yeterli kanıt bulunmasa da, kaybetme ihtimali kazanma ihtimalinden fazla görünse de, hayalleri için tutkuyla çalışmak.

. Bin bir zorlukla aşılan bir engelden sonra, yeni bir engelle karşılaştığında hemen yılmamak.

. Kendi iç motivasyonunu yok edecek olumsuz iç konuşmaları fazla yapmamak ya da bunu yaptığını fark ettiğinde kısa kesmek.

. Hak ettiğini alamasa da mesleğini yaparken elinden gelenin en iyisini yapmaya devam etmek. İşinin kalitesini maaşının karşılığı değil, kişiliğinin ifadesi olarak görmek.

. İçinde bir gün bir şekilde istediği yere geleceğine dair- bazen zayıflasa da- güçlü bir his taşımak.

. Kendini kanıtlamaktan, meydan okumaktan hoşlanmak. Performans değerlendirmesinden korkmamak.

Hedef belirlemeyen birisinin başarılı olabileceğini düşünmüyorum

Başarının tarifi insandan insana değişir. Bence başarılı bir kariyerin ilk adımı, hedef belirlemekten geçiyor. Hedef belirlemeyen, bunun peşinden hevesle koşmayan birisinin başarılı olabileceğini düşünmüyorum diyor GYİAD (Genç Yöneticiler ve İşadamları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Eczacıbaşı. Ve başarı için gerekli gördüğü özellikleri şöyle ifade ediyor:

– Bedel ödemeye hazır olmak lazım. Başarının başka türlü gelmesi mümkün değil. Ya ailenizden, ya kendinizden, ya sağlığınızdan ödüyorsunuz bu bedeli. O yüzden en azından çok sevdiğiniz bir yerde bulunun ki bir gün geriye döndüğünüzde “Değermiş” diyebilin.

Sahip olduğunuz güçten sonuna kadar yararlanmayı öğrenin

Çok azımız dahi olduğumuzu iddia edebiliriz. Oysa hemen hemen her anne ya da baba, yeni doğan bebeğinin gözlerine baktığı o ilk an gördüğü deha kıvılcımından söz eder. Onu sizin anneniz de gördü. Henüz herhangi birinin bu gezegen ve sakinleri hakkındaki fikirlerini kökünden değiştiremediyseniz bile, uzun yıllar önce Kristof Kolomb’un, Mikolaj Koprnik’in ve Thomas Jefferson’un anneleri tarafından gözlemlenen deha kıvılcımının aynısını taşıyarak dünyaya geldiniz. Özgün tasarımı itibariyle insan beyni, engin bir bellek, öğrenme ve yaratıcılık potansiyeli barındırır. Sizinki de öyle… Hem de sandığınızdan çok daha fazla. İnsan beynini eşsiz bir yaratıcı, ’büyülü bir dokuma tezgahı’ olarak tanımlayan nörolog Sir Charles Sherrington’a göre, beyindeki 100 milyar nöron, insan psikolojisinin basit bir gerçeği.

Ama bu güç etkileyici olduğu kadar ele geçirilmez de olabilir ve onu ortaya çıkarmanın tek yolu, potansiyelimizi geliştirmeyi, bilgiyi öğrenen ve bağlantılar kuran bu yüz milyar nöronu mümkün olduğu kadar etkili ve yaratıcı yöntemlerle kullanıma sokmayı bilmekten geçer. Kendiliğinden oluşan bir süreç değildir bu. Sahip olduğumuz güçten sonuna kadar yararlanmayı öğrenmek zorundayız, kullanmakta olduğumuzdan fazlasına sahip olduğumuzu körü körüne kabul etmemiz gerekse bile.

Dehanızı Keşfedin kitabının yazarı Michael Gelb tarihin en büyük dahilerinden on tanesinin dünyayı değiştirmek için ihtiyaç duydukları “kalkış hızına” nasıl ulaştıklarını ve onlardan neler öğrenebileceğimizi ortaya koyuyor. Bunlardan bazıları şöyle sıralanıyor:

Platon: Bilgelik sevginizi derinleştirin

Bilgelik sevgisi ve bu sevginin doğruluk, güzellik ve iyilik arayışında kendini gösterişi, tüm dahilerin yaşamını dokuyan iplik. Platon, bu kumaşın babası. Platon, kendi adınıza düşünmeyi, öğrenmeyi ve kendinizi geliştirmeyi esinleyen temel soruları gündeme getirmiştir. “Öğrenmeyi öğrenme” bilgisi, sahip olabileceğimiz belki de en önemli bilgi. Platon, bizi sadece kişisel gelişimle değil, onun ötesiyle de ilgilenmeye davet eder, daha iyi bir dünya yaratma olasılıklarını düşünmeye çağırır. Eğer içinde bulunduğunuz kültürün ve bu kültürün önderlerinin ahlak değerlerindeki tutarsızlık sizi rahatsız ediyorsa, iyilik ve adalet sizi derinden ilgilendiriyorsa, eğitimin daha iyi bir toplum yaratmanın baş koşulu olması gerektiğine inanıyorsanız, o zaman siz şimdiden Platon geleneğine uygun düşünüyorsunuz demektir.

Filippo Brunelleschi: Perspektifinizi genişletin

Floransa Katedrali’nin kubbesinin mimarı olan Brunelleschi, bugün Rönesans adını verdiğimiz bilinç değişiminin de mimarı. Görsel perspektifin gerçek mucidi ve Alberti, Donatello, Masaccio, Michelangelo, Leanardo üzerinde etkili olmuştur. Brunelleschi, hedefine ulaşabilmek için kişisel perspektifini de genişletmek ve korumak zorundaydı. Kubbesini tamamlamayı ve mekan anlayışımızı temelinden değiştirmeyi, çok büyük siyasal ve kişisel engelleri aşarak ve gündelik sorunlara dahiyane çözümler bularak başardı. Eğer perspektifinizi koruma fikrinin size cazip geldiği oluyorsa, eğer küçük meselelerin içine sıkışıp kaldığınızı farkediyorsanız, Brunelleschi mutlaka tanımanız bir kişi.

Kristof Kolomb: Dikey gidin: İyimserliğinizi, hayal gücünüzü ve cesaretinizi güçlendirin

Keşif seferlerine çıkan çoğu kaşifin karaya mümkün olduğunca yakın seyrederek kıyı şeridine paralel rotalar izlediği bir çağda Kolomb, kıyıya tam dik açı oluşturan bir istikamette, bilinmeyene balıklama dalarak, herkesçe bilinen keşiflerle sonuçlanan bir yolculuğa çıktı.

Kolomb’un dehası, gerçekleştirilmemiş düşünüzün peşinden gitmeyi size esinleyebilir. O düş, yeni bir kariyer, yeni bir ilişki, saklı kalmış bir yeteneği geliştirme ya da dünyanın başka bir bölgesinde yaşama isteği olabilir. Kendinizi huzursuz, engellenmiş ya da alışkanlığın emniyetli kıyı şeridinden sıkılmış hissettiğiniz olduysa, Kolomb’un inanılmaz iyimserliği, hayalperestliği ve derin cesareti, yaşamın bilinmeyen sularına açılmanıza yardımcı olacaktır.

Mikolaj Kopernik: Dünya görüşünüzde devrim yapın

Kopernik, dünyanın hareketsiz bir güneş etrafında döndüğü doğrultusundaki kuramını büyük bir dikkatle hazırlayıp sunarak, 1400 yıldır insanlık bilincine egemen olan klasik astronomik görüşün (hareketsiz ve tepsi gibi düz dünyamızın evrenin merkezi olduğu düşüncesinin) yıldızını söndürmüştür.

Kopernik’in radikal biçimde farklı bir evreni kavramlaştırmaktaki dehası, bugün olduğundan daha geçerli olamazdı. Günümüzde, bilgisayar teknolojisi, iletişim, genetik, jeopolitik alanlarındaki ve yeni ekonomideki radikal gelişmeler dünyamızda gelecek birkaç on yıl içinde ardı ardına devrim yapmayı vaat ederken, paradigmalar alışılmadık ölçüde hızlı ve çarpıcı bir farklılaşma gösteriyor. Bu değişim ve dönüşüm çağına kolaylıkla uyum sağlayamamaktan korkuyorsanız, Kopernik ve dehası size hitap edecektir.

Kraliçe I.Elizabeth: Gücünüzü dengeli ve etkin olarak kullanın

Son birkaç on yılın en derin paradigma farklılaşmasının arkasındaki itici güç, kadın haklarındaki ilerleme. İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth’in çarpıcı yükselişi ve hükümdarlığıyla başlayan uzun bir süreç. Elizabeth, erkeksi ve kadınsı güce ilişkin geleneksel kavramlar bütünleşmesinin ilk örneğini oluşturur. Elizabeth hepimize gücümüzü evde ve işte akıllıca kullanmanın yollarını gösterir. Eğer bireysel gücünüzü artırma arayışı içindeyseniz ya da mesleki ve kişisel ilişkilerinizde erkeksi ve kadınsı güçler arasında denge kurmakta zorluk çekiyorsanız, Elizabeth ve hükümdarlığı size günümüzde bile yankı bulan eşsiz ve esindirici dersler sunacaktır.

William Shakespeare: Duygusal zekanızı geliştirin

Shakespeare, yapıtlarında insana özgü bütün duygu ve düşünceleri kendisinden önce ve sonra hiç kimsenin yapamadığı gibi yakalar, insan ruhunun derinliklerini hem evrensel hem de ebedi bir üslupla araştırır. İnsan deneyiminin özünü takdir etmekteki eşsiz yeteneği, dehasının merkez noktasında yer alır. Karakterlerinden pek çoğunun da yerine getirmeye çalıştığı bir misyondur bu. Shakespeare bunu hem birey içi (“kendine karşı dürüst ol”) hem de kişiler arası zekayı (“hepinizi tanıyorum!”) geliştirerek yapar.

Kişinin kendini tanıması ve başkalarıyla etkin biçimde çalışmayı bilmesi “bu son derece hareketli ve baş döndürecek kadar hızlı zamanlarda” daha bile önemlidir. Eğer kendinize karşı dürüst olmaya çalışıyorsanız, başkalarını daha iyi anlamak istiyorsanız, gündelik hayatın dramı sizi büyülüyorsa ve eğer “tüm dünyanın bir sahne”olduğunu bilip, rollerinizi hakkıyla oynamak istiyorsanız, şair sizin can dostunuz olacaktır.

Thomas Jefferson: Mutluluğu arayın ve özgürlüğünüzü yüceltin

Jefferson, Virginia üniversitesi’nin kurucusu olarak, herkesin eğitim gücünden gelen iç özgürlüğe kavuşturulmasına yardımcı olunmasında önder görevi üstlendi. Ayrıca, insanlara din özgürlüğü tanıyan ilk yasanın benimsenmesine de ön ayak oldu. Rönesans insanının çok yetenekli bir modeli olan “Monticello bilgesi” bize potansiyelimizi kullanmayı ve özgürlüğümüzü yüceltmeyi esinler. Eğer “yaşamınızdan, hürriyetinizden ve mutluluk arayışınızdan” sonuna kadar yararlanmaya çalışıyorsanız, Thomas Jefferson’ı daha yakından tanımayı kendinize borçlusunuz demektir.

Mahatma Gandhi: Ruhun, aklın ve bedenin uyumunu sağlamak için manevi deha ilkelerini uygulayın

Hint bağımsızlığının lideri olan Mahatma Gandhi ve şiddetten uzak protestolarla sergilediği ahlaksal ikna örneği, Martin Luther King, Nelson Mandela ve Dalay Lama önderliğindeki insan hakları hareketlerini etkilemiştir. Gandhi’ye göre, siyasal eylem ve maneviyatçılık birbirinden ayrı düşünülemezdi. Gandhi bir Hindu kültüründen gelmesine rağmen, dünyanın tüm önemli manevi geleneklerini incelemişti. isa’nın, Buda’nın ve Bhagavadgita’nın ideallerini sentezleyip pratiğe geçirmesi, sahip olduğu derin manevi dehanın göstergesidir.

Gandhi bir defasında, hayatının tek amacını “kendisini gerçekleştirmek” olarak tanımlamıştı. Bu kavram ona göre “Tanrı’yla yüz yüze gelmek” demekti. Onun muazzam karizmasının ya da “ruh gücünün”, Tanrı’yla çok yakın bir ilişki içinde olduğunu gösterdiği konusunda herkes hemfikirdir. inandıklarını söylediği ve söylediklerini yaptığı için olsa gerek, Gandhi’nin ruhu, aklı ve bedeni mükemmel bir uyum içindeydi. Amaçlarınız ne olursa olsun, Gandhi örneğindeki zihinsel, fiziksel ve ruhsal uyum, kendinize daha dürüst olmanızı sağlayabilir.

Albert Einstein: Hayal gücünüzün dizginlerini salıverin

1919’da oluşan güneş tutulması sırasında ışığın sapma derecesini ölçen ingiliz araştırmacıların bulguları, onun öngörüleriyle tam bir tutarlık gösterdi. İngiliz Kraliyet Akademisi başkanı, Einstein’in kuramının “düşünce tarihi boyunca elde edilmiş başarıların en büyüklerinden biri, belki de en büyüğü olduğu” yorumunda bulundu. Einstein, dehasının sırrının, sorunlara çocuklar gibi, hayal gücünü kullanarak bakabilmesi olduğunu doğrulamıştı. O buna “birleştirme oyunu” diyordu. Eğer dalgın dalgın bir şeyler karalamaktan ya da gündüz düşleri kurmaktan hoşlanıyorsanız, Einstein’in adımlarını takip etmeye hazırsınız demektir. Belki hayal gücünüzü karmaşık sorunların çözümünde kullanmanın yollarını arıyorsunuz. Belki günlük yaşantınızdaki ciddi meselelerin yönetimine daha zahmetsiz ve eğlenceli bir yaklaşım getirmeyi düşlüyorsunuz. Eğer ev ve iş hayatınıza daha fazla yaratıcılık katmak isterseniz, dahi cephaneliğinizin kapılarını Einstein’a mutlaka açın.

Kaynak: http://Dünya gazetesi / 24/03/2007

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir