Rehberiniz-‘derste kızımla mesajlaşıp kantinde buluşuyoruz “

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “‘derste kızımla mesajlaşıp kantinde buluşuyoruz “” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
derste kızımla mesajlaşıp kantinde buluşuyoruz “

Bir kısım üniversite öğrencisi için babasıyla okul koridorunda karşılaşmak, kantinde otururken babasının yanına gelmesi ya da ders çıkışlarında sözleşip birlikte eve dönmek sıkıntı yaratan bir durum olabilir. Çünkü üniversiteye gitmek “yetişkin olmak”, yetişkin olmaksa anne-babadan bağımsız hareket etmek gibi görülür. Ama baba İsmail Boy ve kızı Gizem için durum hiç de öyle değil.

İsmail Boy 1975’te İktisat Fakültesi’nden mezun olmuş. Kızı Gizem (20) ise geçen yıl Saint Michel Lisesi’ni bitirmiş. Eğitimlerine devam etmek istediklerinde ise hayat baba-kızı aynı üniversitede buluşturmuş: Koç Üniversitesi’nde. Şimdi okul çıkışlarında birlikte “takılıyor”, ders aralarında kantinde bir kahve içmek üzere cep telefonundan mesajlaşıyorlar.

Gizem’i 55 yaşındaki babasıyla okulun kafesinde ilk kez gören sınıf arkadaşları “Senin ne işin var o yaşlı adamla? Kim o?” diye sorsalar da o bu duruma şaşıran herkese gururla onun babası olduğunu ve burada işletme mastırı yaptığını söylüyor.

Bugünlerde Gizem Boy, Uluslararası İlişkiler Bölümü’ne geçmek üzere hazırlık sınıfında İngilizce yeterlik sınavına (TOEFL) hazırlanıyor. Babasının ise bugün mezuniyet töreni var. Ancak mastır programı ağustos ayına kadar süreceği için derslerine çalışmaya devam ediyor.

Aynı okulda “buluşmanız” nasıl oldu? Kız mı babayı takip etti, baba mı kızı?

İsmail Boy: Biz geçen yıl Gizem’in üniversite sınavından sonra tercihlerini yapabilmesi için okulları geziyorduk. Koç Üniversitesi’ni çok beğendik. Ben daha önce de burada bir eğitim programına katılmıştım. Eğitim kalitesi çok hoşuma gitmişti. Mesleğimde uzmanlaşmak ve kendimi yenilemek amacıyla 2007 Temmuz’unda burada MBA’e (işletme mastırı) başladım.

Aslında kızınıza üniversite bakarken siz kendinize beğenmişsiniz.

İsmail B.: Evet, biraz öyle oldu. Hatta uzun bir zaman kızım “Sen beni kıskandın baba” diye dedikodu yaptı.

Gizem Boy: Kıskançlık demeyelim de, imrenme diyelim. Çünkü ben Koç Üniversitesi’nde okumayı hep çok istedim, rüyalarımda bile görürdüm. Ama ne olur ne olmaz diye Fransa’da Sorbonne Üniversitesi’ne başvurmuştum, kabul geldi. Ben de ÖSS sonuçları açıklanana kadar kaydımı yaptırdım. Ama ben illa Koç olsun istiyordum, sınav sonuçlarını dört gözle bekliyordum. Babam tam bu arada Koç’ta mastıra başladı. Bendeki ruh halini düşünebiliyor musunuz? Durup durup babama okulu soruyor, “Ortam nasıl, insanlarlar nasıl?” diyordum. O da bana okulun çıkartmalarını, bardaklarını getiriyor, okulu anlatıyordu.

Erkek arkadaşlarım ‘Baban varsa biz sonra uğrarız’ dediler”
Kızınızın da sizle aynı üniversitede okumasını istiyor muydunuz? Yoksa Sorbonne’u mu tercih ediyordunuz?
İsmail B.: İleride Türkiye’de çalışmak ve yaşamak istiyorsa burada okuması taraftarıydım.
Gizem B.: Ben zaten Koç Üniversitesi’ni düşleyerek sınavlara hazırlanmıştım. Kazandığımı öğrenince üniversite hayatımı ailemle birlikte Türkiye’de yaşamak istedim.
Memnunsunuz yani babanızla aynı okulda olmaktan?
Gizem B.: Evet, hatta gurur duyuyorum. İnşallah Koç’u kazanırım da babam okulda bana yemek ısmarlar, ders çıkışlarında beraber bir şeyler yaparız diye düşünüyordum. Öyle de oldu. Hatta en son okulun festivaline katıldık birlikte.
İsmail B.: Benim cuma ve cumartesi günleri derslerim oluyor. Gizem’e de uyuyorsa evden birlikte çıkıyoruz. Derslerde mesajlaşıp çıkışta kantinde buluşuyor, beraber program ayarlıyoruz. Yemek yiyor, çay-kahve içiyoruz.
Kızınızın Koç’u kazandığını öğrenince siz ne hissettiniz? “Böylesi daha iyi, dizimin dibinde olacak” mı?
İsmail B.: Çok sevindim. Hemen bunu bizim sınıfın e-posta grubuna yazdım. Sonra da sınıf arkadaşlarımla tanıştırdım. Kesinlikle aramızdaki iletişimi daha da kuvvetlendirdi. Artık birbirimizi daha iyi anlıyoruz. Gençlerle birlikte olunca onların bakış açılarını görebiliyorsunuz. Bu mastır sayesinde kuşak çatışmasını en aza indirme şansım oldu.
Gizem B.: Burası çok sosyal bir okul. Babam burada olmasaydı belki izin konularında sıkıntı yaşayabilirdim. Ama şimdi o da burada her şeyi gördüğü için daha iyi anlıyor. Ortak zevklerimiz de arttı. Babamın sınıf arkadaşlarıyla hep beraber yemeklere çıkıyoruz, maça gidiyoruz.
Bir kızın yanında babası varsa erkekler onun yanına yaklaşmaktan çekinebilir. Siz bunu hissettiniz mi?
Gizem B.: Evet, bu biraz oldu, erkek arkadaşlarım çekindiler. “Tamam baban varsa biz sonra uğrarız” dediler. Ama babam kız arkadaşlarımla tanıştı, onlar rahatsız olmadı.
“Babam sınıf başkanı seçildi”
55 yaşında mastır yapmanızı arkadaşlarınız nasıl karşıladı?
İsmail B.: Bilmeyen arkadaşlarım cumartesi ne yaptığımı sorunca, Koç Üniversitesi’ne gitmem lazım diyorum. Onlar da “Hayrola ders mi veriyorsun?” diye soruyorlar; “Hayır ders alıyorum” diyorum. “Bu yaşta!” diye şaşırıyorlar. Mastırın yaşı yok bence. Gerçi tamam, sınıfın en yaşlısı benim ama… Bu mastır programında en az beş yıl iş tecrübesi isteniyordu. Sınıfın ortalaması dokuz yıl. Benimki ise 35. Bu benim açımdan iyi bir şey bence.
Gizem B.: Babam zaten sınıf başkanı seçildi. Sınıf arkadaşlarıyla da çok iyi anlaşıyor. Birlikte yemeklere gidiyor, hocayı da alıp dersi dışarıda yaptırıyorlar. Akşam arıyorum, neredesin diyorum, “Arkadaşlarla ders çalışıyoruz, merak etmeyin” diyor.
Ortak dersiniz var mı?
Gizem B.: Hayır ama ileride babamın aldığı çoğu dersi göreceğim.
İsmail B.: O zaman da benim şimdi tuttuğum notlarımdan yararlanabilir.
Gizem B.: Şimdi de sınav sonuçlarını görmek için beraber bilgisayarın başına oturuyoruz. Aynı internet sitesinden bir o bakıyor, bir ben bakıyorum.
“Eşim önce büyük kızı, sonra küçüğü, şimdi de beni okutuyor”
Size aynı aileden olduğunuz için okulda herhangi bir indirim yapıldı mı?
İsmail B.: Gizem’in kaydını yaptırırken, telefonda bir aile indirimi yapılıp yapılamayacağını sordum. “Neyi oluyorsunuz, kardeşi mi?” dediler. “Hayır babası” dedim. Yetkili önce bir süre anlayamadı, “Nasıl oldu bu?” diye sordu. Durumu izah edince aile indiriminin birinci derecede akrabaları kapsadığını ama şimdiye kadar hiçbir anne veya babanın çocuğuyla aynı dönemde okumadığını söyledi. Dolayısıyla hiç böyle bir uygulama yapmadıklarını ve yapamayacaklarını belirtti.
Evde nasıl bir ortam var? Birlikte ders çalışıyor musunuz?
Gizem B.: Babam iş çıkışı eve gelir, yemekten sonra defterini kitabını alır, bilgisayarını açar, masasının başına geçer. Ben de onu görünce motive oluyorum ve onunla birlikte çalışmak istiyorum. Eşyalarımı alıp masanın diğer tarafına geçiyorum.
Anneniz bu durumdan memnun mu?
Gizem B.: Annem biz çalışırken meyve getirir, çay hazırlar. Ablam ve ikisi biz ders çalışırken hiç gürültü yapmamaya özen gösterirler. Ama annem durumdan çok memnun değil. Diyor ki “Tam kızım üniversite sınavını kazandı, şu evdeki öğretmen öğrenci ortamı son buldu diyordum, bu sefer de kocam başladı”.
İsmail B.: Eşimin hakkı ödenemez. Önce büyük kızı, sonra küçüğü, şimdi de beni okutuyor. Çok sabırlı, hep bizi idare ediyor.
Kim daha çalışkan?
Gizem B.: Babam daha uzun süre ve daha disiplinli çalışabiliyor. Ben öyle değilim.
İsmail B.: Benimki sıkıştırılmış bir program olduğu için çok yoğun bir çalışma temposu gerektiriyor. İşten arta kalan tek zamanımı ders çalışarak geçiriyorum.
15 Haziran’da mezuniyetim var.

Yazar: Müge Çelebi
Kaynak: http://Milliyet

Sen de benim gibi kişisel gelişim yorgunu” musun arkadaş!

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>