Rehberiniz-Derdiyoklar derdi çokların ilacı ?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Derdiyoklar derdi çokların ilacı ?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Derdiyoklar derdi çokların ilacı ?

Geçen hafta ortalık çalkalanıyordu: “Derdiyoklar İstanbul’daymış. Babylon’da konser verecekmiş!” Herkesin bu kadar heyecanlanmasının sebebiyse Almanya’da müzik yapan 30 yılı devirmiş Derdiyoklar’ın Türkiye’de internet sayesinde daha yeni keşfedilmiş olmasıydı. Çünkü Derdiyoklar İkilisi’nin YouTube’a konan 80’li yıllara ait konser görüntüleri izleyenlerin şapkasını havaya uçuracak türden. Almanya’daki düğün salonlarında verdikleri bu konserlerde başı bağlı teyzeler, ortalıkta koşuşturup duran çocuklar olduğu halde ikili türkülerle psychadelic rock’ı harmanlayan müziklerini icra ederken kendinden geçiyor. Üzerlerinde şalvar, dillerinde türkülerle ellerindeki elektro gitarı ve bateriyi konuşturuyorlar. Derdiyoklar’ın kurucusu ve beyni Ali Ekber Aydoğan’ın gitarını kimi zaman yerde kimi zaman sırtında çalması, sahnede bir sağa bir sola zıplaması, ayağıyla gitar, burnuyla klavye çalması ise bu sahne şovunu dudak uçuklatan bir performansa dönüştürüyor.

İşte YouTube’da Derdiyoklar’ın bu akıl almaz şovlarını izlemiş olanlar da geçtiğimiz perşembe gecesi eşi benzeri görülmemiş bu performansı canlı izleyebilmek için Babylon’a koştu. Aynı gece biz de Derdiyoklar İkilisi, Ali Ekber Aydoğan ve Mehmet Tanış ile konuşmak üzere Beyoğlu’ndaydık. Bir ocakbaşında başlayan, İstiklal Caddesi boyunca devam eden ve Babylon’un sahne arkasında sonlanan buluşmamızda tanıdığımız Derdiyoklar ise Babylon’u eğlenceli, çılgın ve absürd bir şov izlemek için dolduran meraklı dinleyicilerin beklediğinden çok daha fazlasıydı.

KONSER MEKANLARI DÜĞÜN SALONLARI

Derdiyoklar’ın hikayesi de, şu sıralar Türkiye’de hızla yayılmakta olan şöhreti de aslında yeni değil. Malatya’nın Fethiye beldesi Yukarı Tenci obasında doğan Ali Ekber Aydoğan “Müzisyenlik aileden geliyor” diyor; “Dedemin amcaoğlu Antepli Hasan Hüseyin’dir. Amcam Kazım Aydoğan da onun gibi zakirlik geleneğinden gelir. Onlardan feyz aldım, saz çalmayı ve yazmayı amcamdan öğrendim. Sonra 70’li yıllarda Mahsuni Baba’yla tanıştım, onunla kirve oluruz. Aşık Mahsuni’den de çok feyzler aldım, düğünlerde, konserlerde, aşık gecelerinde çaldım.” Müziğe saz ve bağlamayla başlayan Ali Ekber Aydoğan’ın Derdiyoklar’ın alamet-i fahrikası olan türkü-rock karması müziğini yaratması ise 70’li yılların başına rastlıyor: “O zamanlar aşıklardan feyz alıyordum, sonra acaba bateri, elektro gitar, klavye, org, bas gitarı bu bağlama düzeniyle çalmayı deneyebilir miyim diye düşündüm.” Bu düşünceyi hayata geçirdiğinde de olan oluyor. 1974’te Almanya’ya yerleşen Ali Ekber Aydoğan hemşehrisi İhsan Güvercin’le Derdiyoklar İkilisi’ni kuruyor, 1979’da da Türküola firmasından ilk albümleri çıkıyor. Ve müziği ve duruşuyla Derdiyoklar tam bir fenomen yaratıyor. “Eserler, hareketler, giysiler hep kendi buluşumuzdu… Yaptığımız müziğe de modern-folk, disco-folk dediler” diyen Aydoğan’ın bu karma tarzı öyle tutuyor ki, Almanya’da Derdiçoklar, Delicoşlar, Gencolar, Özdemirler gibi birçok grup da peşlerisıra geliyor.

Derdiyoklar’ın müziğinde başta Arif Sağ olmak üzere Orhan Gencebay, Yavuz Top ve Musa Eroğlu gibi isimlerin de etkileri var. Öte yandan “O dönemlerde Elvis’leri Beatles’ları da dinliyorduk” diyor Aydoğan, “Bir de ben James Brown’u çok severdim.” Bu sevginin etkisini çılgın sahne şovlarında görmek de mümkünda.

Bugüne kadar 15 albüm yayınlayan Derdiyoklar, İhsan Güvercin’in 1986 yılında gruptan ayrılmasından beri Ali Ekber Aydoğan ve Mehmet Tanış ikilisi olarak yola devam ediyor. “Mehmet’in gelmesiyle bu işi daha ileriye götürdük, onun akademik bilgisi, üniversite okuması, İngilizce ve Almancasının daha kuvvetli olması bizi uluslararası platforma taşıdı” diyor Aydoğan. Ama uluslar arası festivallerde boy gösterseler de en büyük konser mekanları hâlâ Almanya’daki düğün salonları. “Düğün ortamlarında insanları bulmak onlara seslenmek güzel” diyor Aydoğan; “Zaten insanlar sadece düğüne gelmiyor. Yarısı konser yarısı düğün oluyor; gelenlerin yarısı düğüne yarısı Derdiyoklar’ı izlemeye geliyor. Düğün davetiyelerinde de özellikle yazılır zaten: ‘Derdiyoklar çalacaktır’ diye.”

Peki ortaya koydukları bu tavır ve performans, şalvarlarla elektro gitarları buluşturan bu görüntünün temelinde ne yatıyor? “Biz Doğu’yla Batı sentezini bir araya getirdik, sahneye şalvarlarla ama altında spor ayakkabılarla çıkıyoruz. Söylediğimiz şeyler türküler, çaldığımızsa bateri ve elektro gitar. Bu tam Doğu-Batı sentezidir. Bizi eleştirenler de oldu, bizde kendilerini bulanlar da. Ama biz yaptığımız işin bilincinde idik. Sonuçta bizim yaptığımız bir tür, yarattığımız bir olgu var; yazdığımız eserlerdeyse bir sürü kurşun gibi söz var!”

Almanya’da ne denli büyük bir fenomen olduklarını anlamak zor değil. Çünkü Derdiyoklar, müziğiyle, tavrıyla, sosyal içerikli sözleriyle Avrupa’da hâlâ Anadolu geleneklerini sürdürmeye ama öte yandan Batı’ya da uyum sağlamaya çalışan iki kültür arasında sıkışıp kalmış insanların gerçek bir yansıması. ‘Avrupa’da Çöpçüyüm Ben’ türküsünün sözleri de bunu açıkça ortaya koyuyor: ‘Helmut diyor pis yabancı / Turgut diyor Alamancı / Bir gün çekip gitsek buradan / İşe alır mı Sabancı…’

‘OY OY EMİNEM’ BİR DERDİYOKLAR ŞARKISIDIR

“Derdiyoklar dünya çapında tanınıyor, samimi söylüyorum. Ama bizim insanlarımızın bazıları tanımayabilir” diyor Ali Ekber Aydoğan ve yıllar sonra YouTube’a konan konser performansları sayesinde şimdilerde Türkiye’de yaşadıkları popülarite için şunları söylüyor: “Biz çığırtkan sanatçı değiliz, medyatik değiliz. Ama bizden çok kişi şarkı aldı, çaldı. Türkiye’den çok ünlü sanatçılar da yıllar içinde Derdiyoklar parçalarını okudu. Örneğin İbrahim Tatlıses’in meşhur ettiği ‘Oy Oy Eminem’ şarkısı söz ve bestesiyle bir Derdiyoklar parçasıdır. Ama 2 milyondan fazla satan şarkı için albüm kapağında anonim yazar. ‘Sıla’ dizisi de mesela konusu, ismi, Sıla’sı ve Boran’ıyla bizim, Derdiyoklar’ın şarkılardan alıntı. Dizide de bizim uzun havalarımız, türkülerimiz okunuyor. Ama biz garibanız gelip bunları söylemedik.” YouTube ile gelen şöhret konusunda ne hissettikleriniyse Mehmet Tanış dile getiriyor: “‘Yeni mi keşfediyorlar’ gibi hüsranları biz yaşıyoruz içimizde ama dile getirmiyoruz. Yine de internet aracılığıyla gelen bu popülariteyi de pozitif görüyoruz. Çünkü bu sayede belki de daha önce ulaşamadığımız kitlelere ulaşıyoruz.”

Yazar: MİNE AKVERDİ

Kaynak: http://Akşam

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>