Rehberiniz-Depresyondayım, unutuldum!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Depresyondayım, unutuldum!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Depresyondayım, unutuldum!

DEPRESYONDAYIM, UNUTULDUM!

Ayşegül Aydoğan

Milliyet

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, depresyon 20 yıl içinde en çok görülen hastalıklar arasında ikinci sıraya yerleşecek.

İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Konsültasyon – Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, kişiyi intiharın eşiğine bile getirebilen depresyonun en sık görülen ruhsal bozukluk olduğunu hatırlatarak, Türkiye’de yapılan çalışmalarda depresyonun yaygınlık oranının yüzde 9 ile yüzde 20 olarak saptandığını belirtiyor. Bu kişilerin yüzde 50’sinden fazlasının yaşamları boyunca tekrarlayan depresyon atakları geçirdikleri de biliniyor.

Sıklıkla 24 – 40 yaş arası görülen depresyonla her 4 kadından ve her 10 erkekten biri hayatının bir döneminde tanışıyor.

WHO verilerine göre, herhangi bir anda dünyada 100 milyon kişi depresyonda. Ancak toplumda bu kadar yüksek oranda var olan depresyon hastalarının çoğu, hastalığın farkında olmadığından tedavisiz kalıyor.

Prof. Dr. Sedat Özkan, depresyonla ilgili sorularımızı yanıtladı.

Depresyonun belirtileri nelerdir?

En sık görülen, derin bir üzüntü duygusu ve çökkünlük halidir. İçe kapanma, çevreyle ilişki kurmada azalma, sıkıntı, isteksizlik, karamsarlık, son zamanlarda zayıflama ya da kilo alımına neden olan iştah değişiklikleri, uykusuzluk ya da aşırı uyku, enerjide azalma, yorgunluk, huzursuzluk veya sinirlilik, değersizlik ya da suçluluk duyguları, konsantrasyon bozukluğu, karar vermede zorlanma, ölüm veya intihar düşünceleri ya da girişimi diğer belirtilerdir.

Üzüntü ve depresyon arasındaki fark nedir?

Herkes yaşantısının belli bir döneminde, yaşadığı olaylara (sevilen birinin ölümü, işini kaybetme, boşanma, fiziksel hastalık vb.) yaşam dönemi krizlerine (ergenlik, menopoz vs.) bağlı olarak mutsuzluk yaşayabilir. Önem verdiğimiz olayların kötü sonuçlanması yüzünden olumsuz duygular hissetmek doğal ama bunlar geçici bir süreçtir. Bazen de bu şekilde hissediyor olmanın anlamlı bir nedeni olmayabilir. Üzüntü ve depresyon aynı şeyler değildir. Depresyon duygusal tepkinin süresi ve yoğunluğunun beklenenden fazla olduğu, ciddi ve ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. En sık görülen ruhsal bozukluktur.

Nedenleri nedir?

Depresyonun başlamasında bazı faktörlerin rol oynadığı düşünülüyor. Bunlardan birincisi beyinde bulunan serotonin gibi bazı kimyasal maddelerin yetersizliğinin sorumlu olduğu yönünde. İkincisi genetik nedenler. Depresyonda ailesel bir yatkınlık söz konusudur. Üçüncüsü fiziksel hastalıklar. Kanserler, enfeksiyon hastalıkları, kalp damar hastalıkları, akciğer hastalıkları, travma, cerrahi komplikasyonlar, organ kaybı olan hastalarda depresyon sık görülür. Ayrıca bu hastalıkların tedavisinde kullanılan birçok ilaç (tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları, kanser, kalp, tüberküloz tedavisinde kullanılan ilaçlar vs.) depresyon gelişimine neden olabilir. Fiziksel hastalığa eşlik eden depresyon, hastanın uyumunu, tedaviye yanıtını, hastalığın seyrini olumsuz etkiler. Doğumdan sonraki ilk birkaç ayda lohusalık depresyonu, âdet öncesi dönemde, menopozda hormonal, psikolojik, çevresel değişkenlere bağlı olarak depresyon görülebilir.

Kimler daha yatkın?

Sürekli kendini eleştiren, kendisini, çevresindekileri, olayları, geçmişi, geleceği olumsuz değerlendiren ve olumsuzlukları genelleştiren, duygu, düşünce ve öfkesini ifade edemeyen, içe atan, özgüveni az olan, sorumluluk duygusu gelişmiş ancak esnek olmayan kişilik tipleri daha yatkındır. Şiddete maruz kalma, ihmal edilme, sevilen kişinin kaybı; ani, ciddi kayıplar ve sosyal değişimler; psikososyal zorlanmalar kişileri depresyona yatkın hale getirir.

Riski neler artırıyor?

Daha önce geçirilmiş depresyon öyküsü, ailede depresyon veya intihar girişimi, alkol – madde kullanımı, kadın olmak, kronik fiziksel hastalık, yalnız yaşama, bazı kişilik tipleri, başka bir psikiyatrik bozukluğun varlığı, zorlayıcı yaşam olayları, travmatik çocukluk dönemi, erken dönemde anne kaybı, riski artırır.

Depresyonun sonuçları nelerdir?

Depresyondaki kişilerde sağlık harcamaları, işten uzaklaşma ve ölüm oranları daha yüksektir. Bununla birlikte yaşam kaliteleri ileri düzeyde bozulur. Özellikle ağır depresyondakiler tedavi edilmezlerse yüksek intihar riski vardır.

Ayrıntılı tanı için: ‘Beş eksen’

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esat Göktepe, Amerikan Psikiyatri Birliği’nin ileri sürdüğü bir sınıflandırma olan ve psikiyatrik hastalıkların tanısında önem kazanan “beş eksen” sisteminde, psikiyatrların hasta görürken uyması gereken eksenlerin belirtildiğini söylüyor.

Göktepe, birinci eksende tanı, ikinci eksende kişilik, üçüncü eksende hastalık (psikiyatrik olmayan), dördüncü eksende hastanın son bir yıl içinde maruz kaldığı stresler ve yaşam olayları, beşinci eksende de son bir yılda hastanın göstermiş olduğu işlevi (işiyle ilgili, çalışmıyorsa rolüyle ilgili) yerine getirip getiremediğinin bulunduğunu anlattı.

Prof. Göktepe, beş eksen sisteminin faydalarını şöyle özetledi:

Beş eksen sistemi, hastanın tüm etkenlerini göze almamızı sağlar. Fiziksel olarak şu hastalığı var, şu yaşta, şu kişilik yapısında, şu tür olumsuz koşullara maruz kalmış. Örneğin bankacı ve işten atılmış, stres ve önemli bir statü kaybı yaşamış gibi.
Bu sisteme uyunca hastanın hayatındaki önemli noktaları yakalıyorsunuz. Bizim karar vermemiz açısından önemli bir araç oluyor. Beş eksen kullanılırsa ve uygun tedavi seçilirse, psikiyatr de iyi tanı koymuşsa, sonuç iyi olur.

Depresyon tatile çıkmakla geçmez!

Kişi depresyonda olduğunu düşünüyorsa ne yapmalı?

Depresyonun bir hastalık olduğu kabul edilmeli ve bir psikiyatri uzmanına başvurmalı. Kişi kendini daha iyi hissetmeye başlayana kadar evlilik, iş ya da para konularında önemli kararlar vermekten, yalnız kalmaktan kaçınmalı. İlgi alanlarına yönelik uğraşılara devam edilmeli.

Tedavideki başarı oranı nedir?

Depresyon, basit egzersizlerle, diyet uygulamasıyla ya da tatile çıkmakla çözülecek bir problem değil. Ama uygun tedaviyle hastaların yüzde 90’ı iyileşir. Önemli olan erken dönemde tanı ve tedavidir. Antidepresan ilaçların etkisi kullanmaya başladıktan 2 – 3 hafta sonra başlar. Bu tedaviyi en az 6 ay sürdürmek gerekir.

Depresyonda intihar oranı nedir?

İntihar girişimi en çok ağır depresyon geçiren kişilerde görülür. Depresyondaki hastaların yaklaşık üçte ikisi intihar etmeyi düşünür ve yüzde 10 – 15’i intihar girişiminde bulunur.

Depresyon testi

Aşağıdaki maddelerden birkaçı sizde varsa depresyonda olma olasılığınız çok yüksektir….

• Eğer iki haftadır hemen her gün, gün boyu üzgün, kederli, morali bozuk, mutsuz, dertli, çaresiz, sıkıntılı, zavallı, neşesiz, sinirli, çökkün, boşluktaymış gibi hissediyorsanız,

• Her zaman yaptığınız şeylerden eskisi gibi zevk alamıyorsanız ya da çevrenizde olup bitenlere karşı ilginiz azaldıysa,

• İştahınızda azalma veya artma varsa ve istemediğiniz halde kilo veriyor veya alıyorsanız,

• Hemen her gün uykusuzluk çekiyorsanız ya da aşırı uyuyorsanız,

• Uykuya dalmakta güçlük çekiyor veya sabahları istemediğiniz halde erken uyanıyor veya gece sık sık uyanıyorsanız. Eskiye göre daha uzun süre uyumanıza rağmen kendinizi yorgun hissediyorsanız,

• Hemen her gün yakınlarınızın da fark ettiği şekilde konuşmanızda, düşüncelerinizde ve davranışlarınızda bir yavaşlamadan yakınıyorsanız. Karar vermekte, etkinliklere başlamada ve sürdürmekte güçlük çekiyorsanız,

• Yorgunluk, bitkinlik ve enerji kaybınız olduğunu hissediyorsanız,

• Cinsel isteğiniz azalmışsa,

• Bedeninizde nedeni bulunmayan ağrılar, nefes darlığı, yorgunluk, baş dönmesi, mide ve bağırsaklarda gaz, ishal – kabızlık gibi yakınmalarınız varsa,

• Değersizlik, kendini beğenmeme veya küçük görme ya da suçluluk duyguları sizi rahatsız ediyorsa,

• Düşüncelerinizi belli bir konuya yoğunlaştırmakta güçlük çekiyor veya zihninizin karmakarışık olduğunu hissediyor, en basit konuda bile karar vermekte güçlük çekiyorsanız,

• Yineleyen biçimde “Ölsem de kurtulsam” diye düşünüyorsanız veya aklınıza intihar düşünceleri takılıyor veya intihar planları yapıyorsanız…

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir