Rehberiniz-Dava adamlarının kadınları!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Dava adamlarının kadınları!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Dava adamlarının kadınları!

Dava adamlarının kadınları…

Keşke Hrant’ın cenazesinde, Uğur’un cenazesini hatırlamasaydım… Keşke “dava adamlarının cenazelerindeki” farkı farketmesiydim…

Keşke onbinleri, yüzbinleri cenaze törenine götüren o iksiri algılamasaydım…

Keşke dava adamlarının arkasından neden yüzbinlerin gittiğini anlamasaydım…

Maalesef anladım…

Anladığım için üzüldüm…

Üzüntüm onlara değil, kendimedir… Ben kendim için üzüldüm…

Bazı dangalaklar, Bülent Ecevit’in cenazesindeki kalabalığa bakarak, “Türkiye’de sosyal demokrat oy tabanını” öğrenmeye çalışırlar…

Sığ kafalar, sığ çalışır…

“Bu kadar adam Ecevit’in cenazesine geliyorsa, bu kadar kişi Ecevit’in çizgisindedir… Yani sosyal demokrattır… Öyleyse toplayalım o oyları…”

Kafasızlık bir yaşam biçimidir…

Bu yaşam biçimine sahip olanlar, vücutlarının üstünde taşıdıkları “kafa” nın içini kullanmazlar… Uzuvlara komut vermek kafa için yeterlidir… O kafa, Ecevit’in cenazesine gelenleri toptan sosyal demokrat zanneder…

Tıpkı Hrant’ın cenazesine gelenleri toptan Ermeni zannettiği gibi… Tıpkı Uğur’un cenazesinde “Yiğidim Aslanım… Burda yatıyor…” diye haykıranları Uğur Mumcu ideolojisinin neferleri gördükleri gibi…

***

Oysa onbinler, yüzbinler öldükleri anda anlarlar ölenin bir dava adamı olduğunu…

Televizyondaki iki sözden anlarlar…

Hayatı nasıl yaşadığını…

Bakışlarındaki hüzünden anlarlar, yaşamda neler çektiğini…

Gözlerinin içinden, gülümsemeden, gamzeden anlarlar, nelere karşı durduğunu, ne bedeller ödediğini…

O insanları ayırdedip cenazesine koşarlar…

Onbinler o cenazelerde özür dilerler o dava adamından…

Onun gibi olamadıkları için özür dilerler…

Bir dava uğruna bütün bir hayatı fedakarlıklarla süsleyemedikleri için, özür dilerler cenazede…

Dava adamlarının cenazesinde bulunmak, onlar için haykırmak bir günah çıkarma eylemidir kalabalıklar için…

Ölen insanın fırsatçılığa paye vermemiş olmasına duyulan suçluluktur, o haykırışlardaki motif…

Onun için daha fazla, daha fazla bağırılır…

“Uğurlar ölmez” diye…

“Hepimiz Hrant’ız” diye…

“Halkçı Ecevit” diye…

***

Bu adamlar dava adamıdırlar…

Davaları onların ömürleridir…

Hapisler, tehditler ve ölümler…

Kalabalıklar, onların dava adamı olduğunu öldüklerinde farkeder…

Farkettikçe cenazeye gider…

Cenaze giderken, yenileri de korteje girer…

Kalabalıklar dava adamlarını bilirler…

Fedakarlık eksiklikliğinin günahını çıkartmak, için cenazeye giderler…

Kalabalıklardaki herkes, bir davayı bir ömür haline getirmez… Bir dava uğruna bütün bir hayatı feda etmez…

Edenleri gördüğünde, onları benimser…

Ecevit’in, Uğur’un, Hrant’ın cenazelerindeki kalabalıklar, dava adamına duyulan saygının kalabalığıdırlar…

Rakel’in yüzüyle, Güldal’ın yüzü ne kadar da birbirine benzer…

Ve tabii Rahşan Hanım’ın…

Aynı sadelik, hüzünle beraber aynı kararlılık… Davanın yüklediği aynı sorumluluk…

Yıkılmadığını gösteren aynı vakur ifade…

Kilometrelerce cenazeyi taşıyacak aynı irade…Onbinlere konuşma yapacak cesaret…

Ya da, Uğur’un arkasından, taş gibi durabilecek bir metanet…

Kalabalıklar, dava adamlarını bilir, eşlerini tanır… Onun için onların cenazesi çok kalabalıktır…

Bazı densizler bunu sosyal demokrat oy tabanına ya da Ermeni çokluğuna bağlarlar…

Oysa kalabalıklar, dava adamlarına özür borçlu olduğunu bilir…

Yaşarken fırsatçılar kazanır…

Ölürken hayatı bir davaya adayanlar…

Fırsatçıların cenazesinde iş görüşülür…

Dava adamlarının cenazelerinde ise haykırışlar vardır…

Kaynak: http://www.gazetevatan.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir