Rehberiniz-Cumhuriyet bayramını niye kutlamadım

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Cumhuriyet bayramını niye kutlamadım” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Cumhuriyet bayramını niye kutlamadım

CUMHURİYET BAYRAMINI NİYE KUTLAMADIM

SERDAR TURGUT

AKŞAM

Son günlerde birçok okurum bana neden yazılarımda Cumhuriyet Bayramı konusunda tek bir satır bile yazmadığımı sorup duruyorlar.

Bu soruya Herkes neden bu konuda yazmak zorunda görülüyor ki diye soruyla cevap versem hem iş uzayacak hem de cevap tatmin edici olmayacak, bu kesin.

Zaten gerçek yazmama nedenim bu da değil.

Dün resmen kutlanan bayramdan sonra, bugün bu konuya istemeden olsa da girmek zorunda hissediyorum kendimi.

Çünkü aslına bakarsanız hayat tarzı, bakış açısı ve kalbinde yatan Türkiye hayali açısından benim Cumhuriyet Bayramının en ateşli kutlayıcısı olmam gerekirken neden bu hale geldiğimi, bu bayramda elimi bile kıpırdatmak istemeyecek durumda olduğumu açıklamam lazım.

* * *

Geçenlerde Atatürkün anılacağı ve onun adını taşıyan bir ödülün verileceği resepsiyona davet aldım.

Onlara katılamayacağımı çünkü bu gibi davetlerin bende stres yarattığını söyledim.

Kendilerine gülümsetici bir etki yaptığına eminim bu cevabımın, öyle olmasını da istemiştim zaten ama dediğimde gerçek payı da büyüktü.

Atatürk adına yapılanlarla aslında Atatürkü kendine düşman olarak görenler arasına sıkışmış bir nüfus da var bu memlekette.

Bunun bilinmesi lazım.

Burada Atatürk adını ön plana çıkarıp bir şahsiyet kültü de yaratmaya çalışmıyorum, onun adı yerine yukarıdaki cümlede Cumhuriyet ilkelerini de koyabilirsiniz.

Evet, Cumhuriyet ilkeleri adına yapılanlarla Cumhuriyet ilkelerini kendilerine düşman görenler arasında sıkışmış olan nüfus da var bu ülkede.

Ben onları bu memleketin tarihinin gerçek mirasçıları olarak da görüyorum, bu gün geçtikçe azınlığa doğru giden ve iki taraftan da baskı altında kalmış olan nüfusun ülkenin geleceğini de kurtarma potansiyeline sahip olduğunu da düşünüyorum.

Ama görünen o ki kendimin da ait olduğunu derinden hissetmekte olduğum bu nüfus fazla bir şansa sahip değil artık bu ülkede.

Çünkü iki taraf da taviz vermek niyetinde değil ve bu uzlaşmaz tutum bunca yıl sonra artık ortadan kalkacak diye düşünürken bir de bakıyoruz ki bugün gelinen noktada tutumlar daha da sertleşme yoluna gidiyor.

* * *

Dünyada hiçbir ülke Türkiye gibi değil şu anda.

Bir tek Türkiye henüz daha anlamını keşfedememiş durumda.

Bir tek Türkiye hala daha ne olduğunu, neye gideceğini bilemiyor.

Ve bir tek Türkiyede toplum geçmişi konusunda bu kadar bölünmüş, kendiyle kavgalı şu koskoca dünyada.

Ve her Cumhuriyet bayramında uzlaşmazlıklar, kavgalar, anlaşmazlıklar daha bir net ortaya çıkıyor, daha bir rahatsız edici oluyor.

Gönül isterdi ki geçmişimiz konusunda ortak tavırlar alabilmiş olalım, bu ülkemizin ne anlama geldiği, geleceğinin ne olması gerektiği konusunda bazı ilkelerde ortak zeminde buluşmuş geleceğe bakıyor halde olalım.

Ama yok, bu olmayacak, olamayacak öyle gözüküyor ve bu nedenle de işte sizi bilemem ama benim açımdan çok uzunca bir süredir Cumhuriyet bayramları hüzünlü geçiyor artık.

Yanlış anlama olmasın bu hüzün tarihimizden kaynaklanmıyor. Aksine 80 yıl öncesini düşünürken içim coşkuyla doluyor yine. Ta ki günün bölünmüşlüklerini, kavgalarını tekrar hatırlayıncaya kadar da sürüyor bu coşkum.

Yine uzunca bir süredir ben günü unutup da görüntüyü kurtaracak şekilde coşkumu yaşama gücümü kaybetmiş durumdayım.

Gün geldiğinde yine nutuklar atılıyor, aynı laflar ediliyor sonra onlar 365 günlüğüne rafa kaldırılıyor zamanı gelince yine raftan indirilmek üzere, görüntü artık böyle açıkça söylemek gerekirse.

Bayrak veriliyor insanlar evlerine assınlar diye sonra 365 gün boyunca bayrağın aslında insanları bütünleştirici, bir araya getirici bir sembol olduğu unutulup, toplumu bölücü kavgaların sözcülüğü yapılıyor.

Ve son olarak şunu da söyleyerek bugünkü iç döken ve bu nedenle de fazla düzgün yazamadığımı fark ettiğim şu yazıma son vereceğim.

Bugün gelinen noktada benim açımdan hüznü daha da arttıran şey, Cumhuriyeti savunacağız diye ön plana çıkanların Cumhuriyete en büyük darbeyi indirmekte olduklarını görememeleridir.

Ortak coşku yaratılması gereken bir bayramda , insanların eşleri türbanlı diye davetlerde ayrımcılık yapılmış olması Cumhuriyet tarihimizin bir büyük felaketidir.

Bu, Cumhuriyet ilkelerini resmen savunduklarını söyleyenlerin bir büyük halkla ilişkiler fiyaskosudur.

İşin ilginç yanı onların bu tavırları sürdürerek tartışmaları kaybetmeye sürecine girdiklerini görememeleridir.

Ve benim açımdan meseleyi daha hüzünlü yapan nokta da onların bu tartışmayı kaybettikleri anlaşıldığı anda memlekete ne olacağını da artık göremiyor olmamdır.

Onun içindir ki özür dilerim kutlamalara katılamıyorum uzunca bir süredir, umarım derdimi iyi anlatmışımdır.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir