Rehberiniz-Cuma mesai yarım gün olsun diyenler…!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Cuma mesai yarım gün olsun diyenler…!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Cuma mesai yarım gün olsun diyenler…!

Batı’da gelişen ve etkisi ülkemizde de hissedilmeye başlanan yeni bir akım var. Pazartesi, salı, çarşamba, perşembeleri birer saat fazla çalışarak cumaları öğleden sonra tatil yapmak. Yarım günü küçümsemeyin! Yılda 52 hafta, 52 yarım gün var. Bu da 26 tam gün eder…

CUMA YARIM GÜN… NEDEN OLMASIN?

İş yerlerinde yeni bir akım var. Batı’da gelişiyor, Türkiye’ye de gelmiş durumda. Pazartesi, salı, çarşamba, perşembeleri birer saat fazla çalışarak cumaları öğleden sonra tatil yapmak.

Cuma günleri resmi giyinmemek gibi bir şey, ama bence daha işlevsel, daha akılcı bir uygulama.

Aslında gelişmiş batı ülkelerinde çalışanlar hep biraz daha tatil koparmak istiyorlar. Patronlar da çok çalıştırmak… İki tarafın da haklı oldukları yerler var.

Avrupalı işçiler yirmi yıl önce “haftalık 40 saat” yerine “35 saat” çalışmak için grev yapmış ve başarılı da olmuşlardı.

İşçilerin görüp görecekleri nimet bu kadar oldu maalesef.

Globalleşme güçlendikçe, Asyalı meslektaşları karşısında rekabet edemeyen patronlar ya işletmelerini Asya’ya taşıdılar ya da işçilerin çalışma saatlerini yeniden artırdılar. 35 saat lafta kaldı sonuç olarak. Arkasından da ileri yaşta emeklilik dalgası çalışanların belini büktü.

Haliyle işçiler için son yıllar hiç parlak olmadı.

Ama kimse pek sesini çıkaramadı. Çünkü yapacak fazla bir şey de yoktu. Asya hızlı geliyordu. Avrupa’da sağ ve sol birbirine karışmıştı. Hiçbir partinin programı, diğerininkinden çok farklı değildi.

Marx’ın damadı Lassale’ın “tembellik hakkı” diye bir kitabı vardır. Hayatta çalışmak kadar tembellik yapmanın da ne kadar önemli olduğunu anlatır bu kitabında. Vaktiniz varsa alıp okuyun.

Benim çok sevdiğim, birkaç yıl önce aramızdan ayrılmış Andre Gorz adlı Fransız bir düşünür vardı. O çok ilginç bir örnek vermişti kitaplarından birinde. Rakamları ben uydurdum ama söylediği şöyle bir şeydi: “1960’lı yıllarda her 1 milyon dolarlık yatırım, 10 kişiye istihdam sağlardı. Bugün ise her 1 milyon dolarlık yatırım 10 kişinin işsiz kalmasına neden oluyor. ” Gerçekten de teknoloji yatırımları işsizliği pompalıyor, istihdamı sadece hizmet sektörü artırıyor. Sonuçta işsizliği çözme işi sadece bu sektörün omuzlarında kalıyor.

Gorz çare olarak yarım gün çalışmayı öneriyordu. Böylelikle işsizlik de ortadan kalkacaktı. Bu modele “Boş Zaman Uygarlığı” adını takmıştı. Avrupalı sosyalistlere de şunu diyordu: “Sosyalistlerin artık söyleyecek bir lafı kalmadı deniyor. İşte onlar için yepyeni bir ütopya: Boş zaman uygarlığını hayata geçirmek. ” İşsizliğin süratle arttığı Avrupa için Gorz’un söyledikleri kulağa hoş geliyor.

Ama rekabetin çok yoğun olduğu bir dünyada, yakın bir tarihte bunun gerçekleşmesi olası görünmüyor.

Her teori tastamam doğru çıkmayacak tabii ki.

Gorz’un söyledikleri duvara farklı bir pencere açmaktı.

Bütün bunların ışığında ben 4 gün çalışıp bir yarım gün tatil yapmaya “evet” diyorum.

Neden mi?

Günde bir saat fazladan çalışmak insana fazla yük olacak bir şey değil. Eğer yuvadan çocuğunuzu almak gibi saate bağlı yapmanız gereken bir işiniz yoksa tabii ki…

Bu arada yarım günü küçümsemeyin. Yılda 52 hafta, dolayısıyla da 52 yarım gün var. Bu da 26 tam gün eder. Bu sürede neler yapılmaz ki?

Cuma ofisten erken çıktığınız zaman kendinizi ayrıcalıklı hissediyorsunuz. Herkes cuma öğlen yemeği yiyip işlerine dönerken siz evinize dönüyorsunuz. Eşiniz eve geldiğinde öğle uykusundan uyanmış olarak onu karşılıyorsunuz.

Az ayrıcalık mı?

Yılda iki üç kez -yöneticinizin anlayışına bağlı olarak- cumayı tatil olarak alıp perşembe akşamından tatil yapabilme imkanı kazanmış oluyorsunuz.

İnsanlar rahatlamaya perşembe akşamlarından başlıyorlar. Bu, bir gün daha az stres anlamına gelir.

Sonra… hafta sonu tatilinin tadı hiçbir şeye değişilmez. Sabah uykusu kadar keyiflidir hafta sonu tatili. Dolayısıyla, bu şekilde dünyanın en keyifli saatlerinin süresi 4 saat artmış oluyor.

Bu 4 günü insanlar hafta içi vakit bulamadıkları bir hobilerini gerçekleştirmek için kullanabilirler. Eminim ki bu iş yayıldıkça cuma öğleden sonra başlayan kurslar açılmaya başlanacaktır.

Cuma trafik keşmekeşinden kurtulup evinize rahat rahat gitmek de cabası.

Evet. Bu uygulamanın yaygınlaşmasını istiyorum.

Ama Benim de farklı bir önerim var.

En azından yılda 3-4 kere benzeri bir uygulamanın pazartesi günleri için yapılması…

Pazartesi sendromunu ortadan kaldırmak için pazartesi mesaiye öğleden sonra başlanmasını öneriyorum.

Yazar: Aydın Demirer

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir