Rehberiniz-Çok sesli, çok renkli: twıtter cumhuriyeti

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Çok sesli, çok renkli: twıtter cumhuriyeti” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Çok sesli, çok renkli: twıtter cumhuriyeti

En çok konuşulan Facebook’tu ama 2010’da Türkiye’de Twitter patladı. 140 karakterle derdinizi anlattığınız, son bir yıldaki tüm polemiklerin çıkış kaynağı olan sosyal paylaşım ağındaki siyasetçileri, sanatçıları, ünlüleri ve sıradan vatandaşları, Star Gazetesi’nden Esra Cengiz derledi.

Bankacı, tasarımcı, öğrenci… ‘Twitter cumhuriyeti’ ünlülerini yarattı ve bu kez ünlüler, sıradan vatandaşı takibe aldı. İşte sıcak tartışmalarıyla memleketin Twitter halleri…

PEK çoğumuzun sosyal medyayla ilişkisi Facebook ile başladı. Arkadaş ve eş-dostla buluşmak için aracılık yapan bu ağ, zamanla pek de hoşlanılmayan bir hale büründü. Facebook’tan elini eteğini çekmeye başlayanlara, az okunmaktan şikayet eden blog yazarlarını ekleyin, üstüne bir de ABD medyasının sürekli aynı siteyle ilgili yaptığı haberleri koyun. İşte 2010’da pek çoğumuzun Twitter bağımlısı olmasının esbabımucibesi. Twitter’da bir hesap açtıktan sonra bir süre “E, şimdi ne yapacağım ben” diye düşünüp boş boş bakmanız, kimi nasıl takip edeceğinizi bilememeniz normal. Ama sonrasında tweet’lerinden hoşlandığınız birileriyle mutlaka karşılaşıp onları takip ediyorsunuz, tanımadığınız insanların sizi takibe almasından mutluluk duyuyorsunuz.

Artık ünlüler takip ediyor

Bazıları eğlenmek, bazıları siyasete, iş, aile ve gönül ilişkilerine öfke kusmak, bazıları da haber ve bilgi almak için kullanıyor bu platformu. Ünlüler, politikacılar, gazeteciler bir tweet kadar size yakınken elbette bunun nimetlerinden faydalanmak isteyenler çoğalıyor. Cumhur-başkanı Abdullah Gül’den parti başkanlarına kadar neredeyse Twitter hesabı olmayan devlet adamı ve siyasetçi artık yok. 2010’un belki de en çok hatırlanacak haberleri işte bu yüzden Twitter ile ilgili olanlar.

Dünya genelinde 220 milyondan fazla kullanıcısı olan bu ağ, geçen yıl Türkiye’de kendi ünlülerini yaratmasıyla da konuşuldu. Binlerce kişi tarafından takip edilen twitter’cılar kitaplar, köşeler yazmaya, televizyon programları hazırlamaya başladı.

Belki çok küçük bir kitleyi ilgilendirdiğini düşünebilirsiniz ama unutmamak lazım ki aralarından bir kısmının ağzından çıkan her kelime anında binlerce kişiye ulaşıp belli bir etki yaratıyor.

Ünsüzler ünlü oldu

Belki de bu nedenle kimileri beğenerek takip ettiği ‘ünsüz’lerin ünlü olmasından pek de hoşnut olmadı. Geçen yılın ilk aylarından beri platformun içinde buna bağlı ilginç tartışmalar yaşanıyor. Bunlardan sonuncusu birkaç hafta önce yine bir televizyon programı sonucunda patlak verdi. Yaklaşık 20 bin takipçisi olan ve ‘Nooboody’ ismini kullanan Funda Tekiner’in program ekibi tarafından ‘Twitter Fenomeni’ olarak lanse edilmesi ve takipçilerinin bir kısmının Tekiner’in programdaki tavırlarını fazla kendinden emin bulmasıyla ilginç bir polemik ortaya çıktı. Tekiner, eleştirilere yanıt verse de tepkiler fazlalaşınca çareyi hesabını kapatıp Twitter’dan çıkmakta buldu.

Peki nedir bu Twitter’ın ‘ünsüz’ ünlülerinin halet-i ruhiyyesi? Sanal dünyada binlerce kişinin takip ettiği bu kişiler günlük yaşamlarında nasıl insanlar? Bu sosyal ağ hayatlarını nasıl etkiliyor? Hem bu tartışmalara karışan hem de Twitter’da binlerce takipçisi olanlara bu soruları sorduk. İşte yanıtları…

Twitter’ın en ‘ünsüz’ ünlülerinden biri kuşkusuz ‘cerilevis’ hesabıyla yazan Ömür Özdemir. İlaç sektöründe çalışan Özdemir’in 17 binden fazla takipçisi var. Özdemir’e öncelikle bu kadar kişinin neden onu takip ettiğini ve Twitter’ın gündelik yaşamını nasıl etkilediğini soruyoruz. Yanıtı şöyle oluyor: “Eğer kendinize ait bir tarzınız varsa bir şekilde yüksek takipçi sayısına ulaşıyorsunuz. Tribünlere oynamak için yazmadığınızda yani tweet’lerinizde samimiyet hissedildiğinde sizi mutlaka fark ediyorlar. Aslında takipçi sayısının fazlalığı birinin çok kaliteli ve güzel yazdığını göstermez. Takipçin arttıkça tabii ki daha dikkatli yazmaya başlıyorsun. Mesela ben genellikle siyasetçilerin ve ünlülerin açıklamaları üzerine yazıyorum. O açıklamalarda tarih ya da içerik olarak hata yapmaktan çekiniyorum. Mesai saatleri dışında genelde Twitter’ım hep açık ama gün içinde cep telefonumdan tweet girdiğim de oluyor.”

Özdemir, en son katıldıkları TV programında yaşanan ‘fenomen’ tartışmalarıyla ilgili ise şunları söylüyor: “Kimse kendisine ‘fenomenim’ demez. Programcılar öyle yazdığı için bu tartışma başladı. Zaten Twitter’da herhangi bir konuda uzlaşma sağlayamazsınız ki. Farklı düşünce ve bakış açısı olan binlerce insan var. Çok ciddiye almamak lazım her şeyi.”

Her konuyu “Ti”ye alıyorum

Twitter’da ‘kutup_zencisi’ takma adıyla yazan ve 7 binin üzerinde takipçisi olan Oğuz Asma hesabını 2009’da açmış ama aktif olarak 2010’da kullanmaya başlamış. Elektrik-elektronik mühendisi olan Asma, iş nedeniyle Tanzanya, Sudan ve Uganda’da dört yıl yaşamış. “Twitter’da çok takipçin olmasının yolu çok takipçisi olanların senin yazdıklarını retweet etmesinden geçiyor” diyen Asma, Twitter ile ilgili şunları da anlatıyor: “Takipçi sayısı yüksek olanların kendisine göre bir üslubu oluyor. Benim özel olarak yazdığım bir konu yok, her konuyu ti’ye alıyorum, aforizmalar yapıyorum. ‘Çok kişi izliyor aman dikkatli yazayım’ dersen Twitter’ın ruhuna aykırı davranmış olursun. Çünkü beni izleyenler rahat yazdığım için izliyor. Burada çok takipçinin olması aslında çok bir şey ifade etmiyor. Çünkü Twitter kullanmayan birine o dünyada ne kadar takipçin olduğunu anlatman çok saçma. Kaldı ki takipçilerinin bile seni tanıması zor.”

Berrak beni takip et

Aras Öztürk, Twitter alemindeki adıyla Samihazinses, hesabını iki yıl önce açmış ve kısa sürede 13 bin takipçiye ulaşmış. Öztürk, blogu ve Twitter’daki popülerliği sayesinde bir kitap yazdı. Gayet samimi bir şekilde “Twitter’da bu hesabı kızlarla tanışmak için açtım” diyor.

Öztürk, sanılanın aksine zamanının az bir kısmını Twitter başında geçirdiğini söylüyor: “Bu kadar çok takipçimin nasıl olduğunu hiç bilmiyorum. Twitter’a çok sık girmiyorum artık. Ben çok depresif, romantik ve siyasi yazanları takip etmiyorum. Gülüp eğlenmek için burada varım sonuçta. Ama Berrak Tüzünataç’ı takip ediyorum, o beni etmiyor, zoruma gidiyor. Buradan sesleniyorum, Berrak beni takip et!”

Öztürk de Twitter’daki popülerliği abartmamak gerektiğine inanıyor: “İki hafta girmezseniz kaybolur gider herkes. Pijamalarımı göbeğime kadar çekip yazıyorum, kim olduğum kimsenin umurunda değil. Binlerce kişinin beni takip etmesi öyle egomu şişirmiyor.”

Takipçi sayısı önemli olsa bırakmazdım

ÜNSÜZLERİN polemiğine konu olan ve Twitter’da ‘Nooboody’ ismiyle yazan Funda Tekiner 20 yaşında. Modellik yapan ve üniversitede moda tasarımı okumaya hazırlanan Tekiner, Sosyalmedyatv programında fenomen olarak konuk edildiği ve takipçi sayısını artırmak için önce herkesi takip edip sonra vazgeçtiği için eleştirildi. Sanal ortamda tartışmalar devam ederken de hesabını kapattı. İşte Tekiner’in eleştirilere yanıtı: “Twitter’a girdikten iki ay sonra takipçi sayım bindi. Acemiliğimi attıktan ve yazılarımı güçlendirdikten sonra üç ay gibi kısa bir sürede 12 bine yakın izleyici oluştu. Programda benden ‘internet fenomeni’ olarak bahsedilmesinden tabii ki rahatsız oldum. Fenomenlik çok başka bir şey. Fazla takipçi sayısına ulaşmak için 10 bin kişiyi önce takip edip sonra silmekle suçlandım. Böyle bir şey mümkün değil. Benim için takipçi sayısı önemli olsa zirvede bırakıp gitmezdim. Çok takipçinizin olması egosal bir tatmin yaratıyor. ‘Yaratmıyor’ diyen yalan söyler. Ben bunu tüm doğallığımla açık açık söylediğim için tepki aldım. Bu tartışmalarda insanların ne kadar ikiyüzlü olduğunu anladım. Sokakta bir insan linç olsa tüm Twitter ahalisi ayağa kalkar, bir köpek ezilse tüm Twitter canla başla kınar. Beni orada linç etmekten beter etti bazı kişiler ve kimsenin sesi çıkmadı. Hesabımı pes ettiğim için değil insanlara ders olsun diye kapattım.”

ABD’deki kadar hızlı yayılıyor

DOKUZ yıldır ABD’de yaşayan ve bir holdingin finans bölümünde çalışan Ozan T., Twitter’da ‘komikpanda’ ismiyle yazıyor ve işi sebebiyle soyadını açıklamıyor. Twitter’da altı ayda beş binin üzerinde takipçisi olan Ozan T., Twitter’la ilgili sorularımızı ve yaşadıklarını anlattı: “ABD’de milyonlarca kişi Twitter’da ve Türkiye’de de iki yıl içinde ciddi şekilde bu sayı artacak. Benim Twitter’da olmamın sebeplerinden biri özgürce kendimi ifade edebilmek, insanlar ve olaylar hakkında düşündüklerimi okuyanlarla paylaşabilmek. Mesela aileme veya patronuma söyleyemediğim şeyleri yazmak beni rahatlatıyor. Yazdıklarım yüzünden takipçi sayımın azalmasından korkmuyorum, sadece takipçi olarak gelen ‘önemli’ kişi sayısı arttıkça yazdıklarıma daha çok dikkat etmeye başladım. Benim için Twitter tamamen bireysel mutluluk alanı ve Türkiye özlemimi giderme aracı. Twitter fenomeni bence insanlara çok büyük sorumluluklar yükleyen bir tanımlama. Nooboody’i bir TV programında izledim ve programda söyledikleriyle ilgili kendisine üç değil altı aydır Twitter’da olduğunu ve yaklaşık altı bin kişiyi önce takip edip sonra bıraktığını hatırlattım. Yazdıklarım sert ve onu aşağılayıcı şeyler değildi. Birçok kişi yazdıklarımı destekledi ve olay büyüdü. Bence bana verdiği cevaplarla herkese kendisi malzeme verdi.”

Ruh sağlığı bozulan var

Twitter’a beş ay kadar önce giren ve ortadunyasakini hesabıyla yazan üniversite öğrencisi Erhan Çırak’ın 5 bine yakın takipçisi var. Çırak, kendi Twitter serüvenini ve fenomen tartışmasını şöyle özetliyor: “Takipçi sayım bir gazetecinin bir tweetimi yazmasıyla aniden artış göstermeye başladı. Takipçi sayısını önemseyen birçok yazar var. Bunun en önemli nedeni yüksek izleyici sayısına sahip olan yazarlara gelen bazı teklifler. Kitap yazmak ve televizyon programlarına çağırılmak gibi. ‘Fenomen’ tartışmasının başlamasına vesile olan ilk tweeti ben yazmıştım. Daha sonra diğer yüksek izleyici sayısına sahip olan yazarların dahil olmasıyla büyüdü ve Nooboody adıyla yazan kişinin hesabını kapatmasıyla sonra erdi. Bu kişinin programda ‘internet fenomeni’ olarak tanıtılması benim de dahil olduğum bir grup tarafından ağır olarak eleştirildi. Bunun sebebi Noobody’nin uyguladığı önce binlerce insanı takibe almak, daha sonra onlar tarafından takibe alınınca da takibi bırakmaktı. 140 karakterle, anlık duygu ve düşüncelerini ifade eden insanların ‘fenomen’ olarak tanıtılmaması gerektiğine inanıyorum. Ruh sağlıklarını dahi bozabilecek ego sorunlarıyla karşılaşılan bu insanları, bu mecrada görmeye başladık. Bilgisayarının başına geçtiği anda kendisini fenomen, Twitter’dan çıkış yaptığı anda ise öğrenci, bankacı ve ev hanımı olarak gören insanlar kişilik bölünmesi yaşayabiliyor.”

Fenomenliği medya uydurdu

“Savaşlar hala sıcak, fazla ilerlemiş olamayız.” Bu, tasarımcı-illüstrator Evrim Güvenç’in tweetlerinden biri. Güvenç, Twitter macerası ve milyonlarca kişinin müptelası olduğu bu sosyal ağla ilgili şöyle konuşuyor: “Yazdıklarımda belli bir konsept yok ama geçenlerde takipçilerimden biri ‘Tevriye sanatı yapıyorsun’ demiş bana. Bu kadar kişinin beni takip edeceği aklıma gelmezdi. İlk zamanlar birini bin kişinin takip ettiğini görünce ‘Bu kesin ünlüdür’ diyordum. Çok kişinin seni takip etmesi meselesi var. Takipçinin artması insanın havasını filan değiştirmiyor. Bu tartışmalar çok anlamsız. Sonuçta sokakta kimse seni tanımıyor. Twitter bir ürün, sen de bunun bir parçası oluyorsun. ‘Fenomen’ sıfatı da medyanın uydurması. Sonuçta insanlar burada ünlülerle ve maymunluk yapanlarla dalga geçiyor. Eğer maymunluk yaparsam benimle de dalga geçilecek tabii. Burası sadece bilgi akışı sağlayan bir araç.”

Yazar: Esra Cengiz

Kaynak: http://www.hurriyetkampus.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir