Rehberiniz-Çocuğunuzda deha yerine yetenek arayın

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Çocuğunuzda deha yerine yetenek arayın” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Çocuğunuzda deha yerine yetenek arayın

Okul öncesi eğitim oranı tüm dünyada artsa da, bu rakamlarda değişiklik olmuyor. Çünkü yetenek ve deha doğuştan geliyor. O, büyük ihtimalle bir dahi değil ama doğduğu andan itibaren zekasını geliştirmeniz ve potansiyelini doğru kullanmasına yardımcı olmanız mümkün. İşte yapabilecekleriniz…

IQ testi yerine gözlem yapın

Anne ve babalar çocuklarında yetenek yerine deha arıyorlar. 2 yaşında okuyan, 10 yaşında koleje başlayan çocuk “dahi” olarak adlandırılır ve bunların sayısı oldukça azdır. Resim, müzik, yazı gibi alanlarda kapasitesi çok yüksek olan çocuklar genelde gözden kaçıyor. 5 yaşından küçük çocukların zekasını IQ testi ile kanıtlamaya çalışan aileler var. Maalesef IQ testi okul öncesi yaşlarda bize anlamlı sonuç vermez. Ayrıca yetenek genelde tek bir alanda olacağı için bunu testle anlamanın yolu yoktur. Çocuğunuzun ilgi alanlarını çok iyi gözlemleyin.

İlgi ve sevgi, başarıyı artırıyor

Tüm çocuklar hayatlarının ilk üç yılında sevgi, bağlılık ve güven arar. İleriki yaşlarda sağlıklı öğrenmenin ilk şartı, bebeklikte bunların sağlanmış olmasıdır. Daha sonra beynin gelişmesi için uyaranlara ihtiyacı vardır. Bebeğiniz her yeni kelimede, hikayede, şarkıda, oyuncakta, kokuda, dokuda, gülücükte, mekanda durmadan öğrenmektedir. Bunun için çaba harcamanıza gerek yok. Bazı bebekler ve küçük çocuklar bu öğrenme aşamasında yaşıtlarından çok daha hızlıdır. Bazıları da ilgi ve destekle hızlandırılabilir.

Düzenli bir aile hayatı sağlamak, ona sık sık dokunmak, sık sık konuşmak veya şarkı söylemek, bolca kitap okumak, doğada keşif yapmak, yemek yapmak, çamurla oynamak gibi ilginç deneyimler yaşamasına olanak tanımak, bol bol oyun oynayarak öğrenmesine fırsat vermek….

Oyunla öğretin

Eğitimsel dvd’lerin veya bilgisayar oyunlarının çocuğun zekasını geliştirdiğine dair hiçbir kanıt yok. Öğrenmenin en önemli yolu eğlencedir. Nörobilimsel araştırmalar, beynimizin bir hareketi tekrarlamak ve hatırlamak için aradığı en önemli şartın “zevk” olduğunu gösteriyor. Bu yüzden oyun çocuğunuz için her şey demektir. Bu şekilde yaratıcılıkları, dil ve matematiksel becerileri gelişir. Deneyler yaparlar, deneme yanılma yoluyla öğrenirler, tamir ederler, oyuncakları konuşturarak iç dünyaları hakkında ipucu verirler, evcilikle sosyalleşirler ve hayatı tanırlar. Okul öncesi eğitimin temeli 100’e kadar saymak veya ismini yazabilmek değil, oyunla öğrenmek olmalıdır.

Çok konuşun

Çocuğunuzun dil gelişimi iyiyse, onunla konuşurken biraz daha süslü cümleler kurun, bol bol sıfat kullanın. Neredesiniz, o sırada ne yapıyorsunuz, ne hissediyorsunuz… Durmadan anlatın. Böylece kelime dağarcığı genişleyecektir. Bol bol kitap okumayı da ihmal etmeyin.

Yeteneği geliştirmek için zorlayıcı ama yapılabilir hedefler belirleyerek, bir sonraki adıma ulaşması için ona destek olun. Mesela çocuğunuz “dur” işaretinin ne olduğunu soruyorsa, anlamını açıklayabilir, tek tek d-u-r kelimelerini tanıtabilir, daha sonra bir mağazaya gittiğinizde ona “d” harfini etrafta görüp görmediğini sorabilirsiniz. Bulamazsa siz yerini gösterip, başka “d”ler aramasını isteyebilirsiniz.

Meraklı çocuklar için bir soru defteri hazırlayın. O anda cevabını bilmediğiniz bir şey soruyorsa, daha sonra araştırmak üzere yazın. Daha sonra vaktiniz olduğunda, beraber kitap karıştırın veya cevabı internetten arayın. Tüm bunlar çocuğun zekasını olumlu yönde geliştirecektir. Ayrıca bu defter büyüdüğünde, ona çok güzel bir çocukluk hatırası olacaktır.

Öğretmen değil, rehber olun

Otoriter bir öğretmen yerine, şefkatli bir rehber olun. Çünkü tavır çocuğun öğrenme süresini etkiliyor. Kendi kendinize “Bu çocuk, benimkinden daha mı iyi sayıyor” yerine, “Çocuğum için yeni ve heyecan verici şeyleri ortaya çıkarabiliyor muyum?” sorusunu sorun. Anne, okullardan ve öğretmenlerden çok daha fazla öğretici güce sahiptir. Sadece ilgi alanlarını takip edin. Dinozordan mı hoşlanıyor, bununla ilgili kitaplar okuyun, filmler, oyuncaklar alın, onu müzeye götürün. Teknik olarak yanına oturup hiçbir şey öğretmenize gerek yok. Çocuğunuz için en büyük hediye, yanında olmanız ve onunla zaman geçirmenizdir.

Yine de, üstün zekalı olup olmadığını merak ediyorsanız…

Aşağıdaki kriterler, çocuğunuzun dahi değil ama nispeten üstün zekalı olduğunu gösterir.

u Kelime hazinesi fazlaysa, 18 aylıkken düzgün cümleler kuruyorsa…

u Konsantrasyonu yüksekse, mesela iki yaşındayken 30 dakika boyunca aynı şeyle ilgileniyorsa…

u Zihinsel beceri isteyen faaliyetleri erken yaşta yapabiliyorsa, mesela çok parçalı yap-bozları iki yaş civarında birleştirebiliyorsa…

u Problem çözmede ve düşüncede yaratıcıysa…

u Kitapları seviyor ve sizden okumanızı istiyorsa…

u Müziğe tepki veriyorsa…

u Düzenli ve organize ise, mesela oyuncaklarını gruplara kendi başına ayırıyorsa…

u Çok soru soruyorsa…

u Detayları hatırlıyorsa, mesela daha önce gitmiş olduğunuz bir yeri ayrıntılarıyla tasvir edebiliyorsa…

u Yaratıcı ve hayali oyun kurmayı seviyorsa, hatta hayali arkadaşı varsa…

u Kendinden büyük çocuklarla oynamayı seviyorsa…

u İnsanlara ilgi gösteriyorsa ve kolay iletişim kuruyorsa…

u Oyun oynarken, daha az büyük rehberliğine ihtiyaç duyuyorsa…

Okullar yani alerji sezonu açıldı

Defne ve Ege anaokuluna geçtiğimiz yıl başladı. Ne kadar devam ettiler diye soracak olursanız, yarı yarıya…

Okulların açılmasıyla beraber, bizimkiler sık hastalanmaya başladı. Esas sıkıntı, öksürüğün ve göğüsten gelen hırıltının çok uzun sürmesiydi.

“Alerjik herhalde…” diyerek alergologlara taşındık. Geçtiğimiz yıl her nefes alıp verişte düdük gibi öten Ege’ye Prof. Dr. Haluk Çokuğraş şok bir tedavi uygulamış, iki gün boyunca 3 saat arayla verdiği ventolin ve pulmicort spreylerle ötme sesini kesmişti.

Daha sonraki günlerde, artık bu spreylere bağımlı hale gelmiştik. Ne zamanki okul kapandı ve kendimizi Bodrum’a attık, bizimkiler sağlığına kavuştu.

Bu sene, okula başlamadan önce tedbirli davranıp Amerikan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayla Göksel’i ziyaret ettik.

Göksel, Defne ve Ege’yi muayene ettikten sonra son derece anlaşılır bir şekilde sorunu anlattı:

“Bu, Reaktif Hava Yolları Hastalığı. Enfeksiyon, hava değişikliği, yüksek nem oranı, sigara dumanı gibi kriterler hastalığı tetikliyor ve bronşlarda daralma meydana geliyor. Ventolin bu daralmayı açıyor, pulmicort ise açıklığın uzun süre korunmasını sağlıyor. Yüzde 80 civarında çocukta bu hastalık 6-7 yaşında kendiliğinden geçer. Yüzde 10’da 11-12 yaşa kadar sürer. Çok az çocukta ise, genetik nedenlere bağlı olarak devam eder.”

Çok şükür ailede bu tür şikayetleri olan kimse yok. Göksel, devam ediyor:

“Sigara içilen evlerde tedavinin hiçbir anlamı yok. Bu çocukların yanında açık havada dahi sigara içilmemelidir. Astım teşhisi ise ancak

5 yaşından sonra yapılacak olan deri testi ile konulabilir.”

Geçen sene kan testi yoluyla, Ege’nin ev akarına ve süte alerjisi olup olmadığı araştırılmış, çocukluk çağı alerjileri arasında en sık rastlanan bu iki tür, Ege’de negatif çıkmıştı. Ayla hanım, testler ile ilgili beni aydınlatmaya devam ediyor:

“Maalesef 5 yaşından önce çocuklara detaylı alerji testi yapmak mümkün değil. Deri testi yanlış (-) sonuç verebiliyor. Ayrıca, çocuğun cildinin kuru olmaması gerekiyor. Kan testinde ise çocuktan yeterince kan almak mümkün olmadığı için ancak temel uyaranları arayabiliyoruz. Bir de bu test çok pahalı. Ama sonucun doğru olduğunu biliyoruz.”

Doktor Defne’den kan testi istiyor. Tedavi olarak her akşam için bir çiğneme tableti ve her sabah için bir sprey veriyor. Çok sıkışırlarsa araya ventolin ile gireceğiz. Bu araya girişleri hep not alacağız. Ona göre 3 ay sonra yeni tedavi şeklimiz belli olacak.

Göksel’in okulların açıldığı şu günlerde anne babalara tavsiyesi ise şöyle:

“Kıyafete ve beslenmeye dikkat! Fazla kalın veya ince kıyafetler, en önemli enfeksiyon nedeni. Çocuk bir de iyi beslenmiyorsa, bağışıklık sistemi zayıflıyor ve Reaktif Hava Yolları hastalığına zemin hazırlanıyor. Grip aşısını ise sadece şiddetli astım hastalarına öneriyorum. Bu aşılar bir önceki yılın salgın ve bu yılın öngörülen virüsleri dikkate alınarak hazırlanıyor. Çoğu zaman yepyeni virüslerle karşılaştığımız için bu aşı pek bir işe yaramıyor.”

Birçoğunuzun okulların açılmasıyla beraber benzer sıkıntılar yaşayabileceğini düşünerek yazdım bunları. Yani “Benim çocuğumun öksürüğü niye bir türlü geçmiyor” diye üzülmek yerine bir alergoloğa gidin. Çözüm geçici değil, sürekli tedavide olabilir.

Yazar: Ayşe Aydın

Kaynak: http://GAZETE VATAN

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>