Rehberiniz-Çıraklıktan başladı, sektöründe lider oldu

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Çıraklıktan başladı, sektöründe lider oldu” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Çıraklıktan başladı, sektöründe lider oldu

11 yaşında Sivas’ta çırak olarak kaynakçılığa ve tornacılığa başladı. İki sene sonra İstanbul’a geldi. Geri döndüğünde 15 yaşındaydı. İlk dükkanını da o zaman açtı. Sadece iki kişilerdi ve yanında çalışan işçisi ondan bir yaş büyüktü. Askere kadar Sivas’ta kaldı. Sonra tekrar İstanbul. Önce çalıştığı yere ortak oldu, sonra da satın aldı. Aradan yıllar geçti. Şimdi, içerisinde 120 kişinin çalıştığı ve 25 ülkeye ihracat yapan bir raf fabrikası var. Aynı büyüklükte bir fabrika da Manisa’da açılmak üzere. Bu kadarla da kalmadı. Kazakistan’da ortak olarak iki ayrı fabrika, Türkemintan’a da soğuk hava depoları yapıyor. Cezayir’de de fabrika açmak için yer bakıyor.

İşte Türkiye’nin en büyük raf üreticisi Halil İbrahim Gül’ün hikayesi…



11 yaşındayken Sivas’ta çırak olarak kaynakçılığa ve tornacılığa başladım. Orta 2’deyken çalışmak için okulu bırakmak zorunda kaldım. Bir sene daha Sivas’ta kalıp 13 yaşında tek başına İstanbul’a geldim.



İstanbul’da da atölyelerde çıraklık yaptım ve çalıştım. Ama ne çalışmak… Mesela gündüzleri başka bir yerde çalışırdım, geceleri başka yerde. Bir taraftan eve para gönderdim bir taraftan da para biriktirdim. İki sene sonra borç harç ilk makinamı satın alıp Sivas’a geri döndüm. 15 yaşında Sivas’ta ilk dükkanımı açtım.

SEN GİT BABAN GELSİN



Zaten işyerini kiralamaya gittiğimde işyeri sahibi de öyle söyledi. Hatta ’sen git baban gelsin’ dedi, ben de dükkanı kiralayabilmek için babamla gittim. İyi hatırlıyorum, küçücük bir atölyeydi. Yanımda çalışan işçi de benden sadece bir yaş büyüktü, 16 yaşındaydı. İkimiz beraber çalışmaya başladık. Aslında benim niyetim bu atölyeyi İstanbul’da açmaktı ama olmadı işte. Askere kadar Sivas’ta kaldım.



Askerden sonra hemen İstanbul’a geldim. 1986 yılında Esenler’de çelik konstrüksiyon üretimi yapan 75 metrekarelik küçük bir atölyede çalışmaya başladım. Burada 1.5 yıl işçi olarak çalıştıktan sonra tüm işi ben yaptığım için patron beni işe ortak etti. 7-8 yıl beraber çalışmanın ardından ayrıldık ve ben atölyeyi devraldım.



Büyüme vizyonumuz uyuşmadı. Ortak çok büyümek istemiyordu, daha küçük işler yapalım diyordu. Ama ben tam tersi, büyümek istiyordum. O yüzden yolları ayırdık.



İlk başlarda çelik konstrüksiyon binalar yapıyorduk. Merter’de Keresteciler Sitesi’nde 550 bina vardır, onun yaklaşık 250 tanesinin çelik çatı işini biz yaptık mesela. Zaten asıl büyümemiz de o şekilde başladı. Sonra oradaki tekstilcilerin raf ihtiyaçları oldu ve bize ’raf yapar mısınız?’ dediler. Bu şekilde 1989 yılında raf işine girdik.

2000 yılına kadar tekstilcilere çalıştık. Sonra tekstilciler azalmaya başladı ve biz de endüstriyel depo rafları yapmaya başladık.



Onun ihracatını yapmak çok zor, Türkiye’ye bağlı kalırsınız. Ama biz ürettiğimiz endüstriyel depo raflarını 25 ülkeye satıyoruz. Günde 2-3 tır gönderiyoruz. Hatta ihracatı bu yıl 30 ülkeye çıkaracağız.

Ama eski işi yapıyor olsaydık bu ihracatı gerçekleştiremezdik. Hatta bırakın ihracatı yurtiçinde bile gitmek zor. Çelik konstrüksiyon işinde kalsaydık belki inşaatçı olurduk.



Ana pazarımız Kuzey Afrika. Irak, Cezayir, Libya, Sudan, Gana, Azerbeycan ve Rusya’ya da iyi mal satıyoruz. Mesela Afganistan ve Irak’ta Amerikan ordusuna ait üslerin depolarını biz yaptık.

Bizim ürünümüz gelişmekte olan ülkelerin ihtiyacı olan biri ürün. Herşeyini tamamlamış bir ülke zaten rafını da almıştır. O nedenle Kuzey Afrika pazarına ve o bölgelere yoğunlaşmaya devam edeceğiz. Örneğin bu seneki hedeflerimiz Suriye, Ürdün, Kenya. Ciroda yüzde 35 olan ihracatın payını yüzde 50’nin üzerine çıkaracağız.



Geçen seneyi ihracat ile kurtardık. Yüzde 10 artışla 15 milyon dolar ciro yaptık.

Ama bu sene geçen seneden çok daha iyi. Proje erteleyenler ertelemekle birşey olmayacağını gördü. Krizin de etkileri bitiyor. Zaten kriz sıfırdan başlayacak projelere zarar veriyor, ama adam işe başlamış ve geriye sadece rafı kaldıysa 50-100 bin euro verip onu alıyor.



Şimdi Beylikdüzü’nde bir fabrikamız var, 120 kişi çalışıyor. İkinci fabrikayı da Manisa Akhisar’a kuruyoruz. Orada da 120 kişi ile başlayacağız. Ama Manisa fabrikasının kapasitesi daha büyük. İleriki zamanlarda istihdamı artıracağımızı düşünüyorum.



Çünkü durmadan Ege’ye mal gönderiyoruz. Manisa fabrikası ile Ege’ye nakliyatı oradan yapacağız. Ayrıca bazı ihracatları da İzmir limanından gerçekleştireceğiz.

ÇOK ORTAKLIK TEKLİFİ GELİYOR



Çok geliyor. Avrupa’dan, Fransa’dan, Norveç’ten devamlı geliyorlar. Şimdilik bir niyetimiz yok ama belki 2015’ten sonra düşünebiliriz.

Bizim sektörde Avrupa’da çok büyük şirketler var. Mesela 20 fabrikası olan ve 500 milyon euro ciro yapan firmalar var. Türkiye’de sanayi çok köklü olmadığı için endüstriyel raf sistemi çok öne çıkmadı. Sanayi büyüyecek ki adetler yükselsin ve depo ihtiyacı artsın. Biz de o depoları raflarla dolduralım.

Yabancılar bizim ve etrafımızın ne kadar büyüdüğünü iyi görüyorlar. Bize ilgi duymalarının sebebi de bu. Çevre ülkelerin satışını buradan yapmak için geliyorlar. Çünkü siz Türkiye’de üretimi bu bölgede başka yerde yaptıramazsınız. Parayla pulla olacak şey de değil. Bizdeki işgücü gerçekten çok iyi.



Çin çok büyük girdi ama bu bölgeye gelemiyor. Çünkü termini problem, 2 ay sürüyor. Ayrıca mal geldiğinde onun montajı için yine birisi ile irtibata geçmesi lazım. Üst üste koyduğunda aynı fiyata geliyor.

İNSANSIZ DEPOLAR YAPIYOR



Mesela içerisinde tüm raf sistemleri ile anahtar teslim depolar yapıyoruz. Siz arsayı gösteriyorsunuz, bin 45 günde depoyu içi dolu bir şekilde teslim ediyoruz. Bir de akıllı raf sistemi var. Onun yazılımını Avrupa’dan getirdik ve distribütörlük aldık.



En büyük özelliği, akıllı raf sistemi olan depolarda insan çalışmaması. Mesela yüksekliği 40 metre olan bir depo düşünün. Burada ortalama 100 kişi çalışması gerekiyor ama artık robotlar var. Siz bilgisayar başında programlıyorsunuz, robotlar raflardan gidip ürünleri alıp geliyor. Üstelik her biri 1 tona kadar taşıma ve saatte 40 km hız yapıyor.



Henüz Türkiye’de bu modeli kurmadık, yarı otomatiğini kurduk. Ama hazırladığımız proje teklifleri var şu anda. Bu sistem Avrupa’da çok yaygın çünkü işçilikler çok pahalı. Bir kişi 2 bin-2 bin 500 euro maaş alıyor. Akıllı raf sistemi ile kendini Avrupa’da 4-5 yılda amorti ediyor.

Bir de insan gücünün çok ötesinde bir iş yapabiliyorsunuz. Normalde 100 kişi ile 20 tır yüklersiniz ama bu sistemle 40-50 tır yüklersiniz.

KAZAKİSTAN’A İKİ FABRİKA



Kazakistan’da ortaklık anlaşması yapmak üzereyiz. Yerel bir şirket teklif etti, biz de know how’ımızı götürüp ortak olacağız. Orada soğuk odalar yapacağız ve iki fabrika kuracağız. Cezayir’de de yeni fabrika için yer bakıyoruz.

Ayrıca Türkmenistan’da da yeni bir iş aldık, soğuk depolar yapacağız. Üreten değil tüketen ülke oldukları için onlara soğuk depolar lazım. Biz en başta raf için gitmiştik ama bu ihtiyaçlarını gördük ve piyasaya girdik.

Irak’ta da kendi şubemizi açıyoruz, orada çok büyük yatırımlar var. Özellikle Erbil çok hızlı gelişiyor. Para harcama eğilimi çok yüksek bir yer. Bir de biz yeni dönemde market rafı işine giriyoruz. Özellikle Irak’tan ve Afrika ülkelerinden bize bu yönde çok ciddi bir talep geliyor.

Yazar: Eren Güler

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>