Rehberiniz-Çetin altan, rakamlarla insanlığın son durumunu yazdı!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Çetin altan, rakamlarla insanlığın son durumunu yazdı!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Çetin altan, rakamlarla insanlığın son durumunu yazdı!

Yeryüzünde her dakika 500 milyon kadın-erkek çiftleşme halinde

Dünyanın toplam nüfusu 6.5 milyar. Bunun 3 milyara yakın bölümü Budist ve Brahman; 1 milyar 200 milyonu Müslüman; geri kalanı da Katolik, Ortodoks, Protestan vs…

* * *

Yeryüzündeki 6.5 milyar insanın yarısı erkek, yarısından biraz fazlası da kadın.

Ve 24 saatte her dakika 500 milyon kadın-erkek; ister Budist ve Brahman, ister Müslüman, ister Katolik, ister Ortodoks, ister Protestan olsun; çiftleşme halinde.

* * *

Yani efendim, doğanın üretim mekanizması sürekli faaliyet halinde; Rize’nin köylerinden, Uganda’nın kabilelerine; Tokyo otellerinden, transatlantiklerin kamaralarına dek…

* * *

Doğanın -gözlere görünmeyen- böylesine yoğun üretim mekanizması; her gün milyonlarca bebeğin doğmasına neden oluyor.

* * *

Şimdi soru şu:

– Dünyadaki silah sektörü; her gün doğan milyonlarca bebeğin, doğal ömürlerini tamamlamadan yüzde kaçını öldürdüğünde ne kazanıyor?

200 devletin içinde, yönetilen yığınlardan gizli tutulan bir hesap işte…

Hangi politikacı böyle bir soruya yanıt vermek ister ki?

* * *

20’nci yüzyılla iyice pıtıraklaşan bağımsızlık hareketleri; acaba silah sektörünün de piyasasını ne kadar artırdı?

Bağımsızlığını ilan eden devletlerin, “yönetim saltanatı”na odaklanmış politikacıları; iktidarlarını içe ve dışa karşı koruyabilmek için, az buz silah almadılar.

* * *

Bu nedenle de, ülkelerinin muhtaç olduğu gerekli yatırımları yapamadılar.

Ve “bağımsızlığını kazandığı” ilan edilen ülkelerde de; yine yoksulluktan bir türlü kurtulamadı yönetilen yığınlar.

Bu tür hesapları kurcalamaya kalkanlar ise ezildi, bitirildi, yok edildi.

* * *

Günümüzde hâlâ daha en çok para, silah üretim sektörüne akıyor; yılda 1 trilyon 400 milyar dolar…

Paranın en çok aktığı ikinci sektör ise kozmetik üretim sektörü.

* * *

Bir yanda doğanın üretim mekanizmasına katılmak için hazırlanılırken, yapılan harcamalardan kazanılan servetler…

Bir yanda doğacak bebekleri -biraz daha büyüdüklerinde- öldürü öldürüvererek zenginleşmek için yapılan üretimler…

* * *

Hamasetçi sloganlarla buzlanmış beyinlerin algılayabileceği türden denklemler değildir bunlar.

* * *

Ancak ne var ki, modern enerji kaynaklarıyla yeni teknolojilerin; insan yığınlarının hayatlarını kolaylaştıracak üretimleri de sürekli artmada; cep telefonları artmada, bilgisayarlar artmada, motorlu taşıtlar artmada…

* * *

Silah sektörünün her öldürdüğü insanla, modern teknoloji bir müşteri kaybetmekte.

O nedenle de, “insan hakları”nı, devletlerin despotizmine karşı koruma dönemine geçilmekte.

* * *

Türkiye’de de, AB kriterlerine kimlerin karşı çıktığını; bir de bu açılardan değerlendirmekte yararlar vardır ama…

O ölçüde duyarlı kulaklar, henüz çok yaygın değil.

* * *

Dünyada çevre kirliliği ve kuraklık tehlikesi birden yaygınlaşıverdi.

Hiç merak etmeyin; yakında piyasalara çıkacak hidrojen gazıyla çalışan arabalar, insanlığı egzoz zehirlenmelerinden kurtaracak.

* * *

Kuraklık tehlikesine gelince…

Biraz pahalı da olsa, deniz suyunu arıtacak teknik tesisler ister istemez yaygınlaşacak.

* * *

Bundan 30 yıl önce, başta Türkiye, birçok ülke bir telefon rezaleti yaşıyordu.

Bendeniz, Ankara’dan “acele olarak” İstanbul’a bağlanabilmek için 7 saat beklediğimi hatırlıyorum…

Ne yalan söyleyeyim, Türkiye’de telefon rezaletinin bitebileceğini de hiç umut etmiyordum.

* * *

Nasıl olduysa oldu; birden fakslar, cep telefonları çıkıverdi ortaya…

Bugün telefonla iletişim kurmakta sıkıntı çeken kimse var mı dünyada?

* * *

Anlaşılıyor ki önce, bir süre ahlamak, oflamak, puflamak gerek; herkesin canına tak etmeli çekilen sıkıntılar.

Canına tak etmeli ki, modern teknolojilerin yarattığı çözümler -özellikle başlangıçta bir hayli pahalı olsa da- hemen kabul edilsin.

* * *

Afganistan’daki, Irak’taki, Filistin’deki iç savaşlar da öyle.

Bir yandan silahçılar bol bol para kazanırlarken; bir yandan da insancıklar, usanmaya başlarlar öldürmekten de, öldürülmekten de…

Ve bir yer gelir, herkes her türlü barış çözümüne razı olur.

* * *

Taş devrinden “uzay çağı”na, bu tür kanlı ve korkunç itiş kakışlarla gelindi.

Bu arada birkaç kuşak ziyan olup gidiyormuş, kimin umurunda?

* * *

İnsanlık kötüye gitmez, Türkiye de gitmez.

Ne var ki insanın gönlü, politikacı deyimiyle “konjonktürler şimdi çok değişti” saptaması yapılıncaya dek; Galiçya’da, Sarıkamış’ta, Yemen’de olduğu gibi, aşırı ve anlamsız bedellerin ödenmemesini diliyor.

Yazar: Çetin altan

Kaynak: http://Milliyet

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>