Rehberiniz-Ceo’lar neden etkisiz kaldı?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Ceo’lar neden etkisiz kaldı?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ceo’lar neden etkisiz kaldı?

Forbes Türkiye mart sayısında Türkiye”de CEO ve genel müdürlerin yetki sorununu gündeme taşıyor. Forbes”a göre, Türkiye”de CEO ve genel müdürler strateji oluşturmak bir yana, kendi kadrolarını dahi atayamıyor. Çalışacakları reklam ajansı veya tedarikçiyi seçemiyor; hatta birkaç bin dolarlık masraflara bile imzaları yetmiyor. Neredeyse tüm CEO”ların içinde bulunduğu bu durum da Türkiye”nin en önemli kurumsal yönetim zafiyeti olarak gösteriliyor. Forbes Türkiye”de Denet Cem Tezel imzasıyla yayınlanan “Kral Çıplak” başlıklı yazının özeti şöyle: Uluslararası “en iyi uygulamalara” göre bir CEO veya genel müdür, başında olduğu şirketin veya şirketler topluluğunun hedef ve stratejilerini belirler.

Kendi kurduğu ekibiyle yönetim kurulunca onaylanan stratejilerini hayata geçirir, yıllık iş planlarını ve bütçelerini tutturur. Ancak tüm bunlar karşılığında, şirketin performansından sadece kendisi sorumlu olur. Bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirmesi için de yönetim kurulu tarafından gerekli yetkilerle donatılır. Hakim hissedarlar kadar, küçük hissedarların çıkarlarını gözetmek de CEO”nun temel misyonları arasındadır.

En şeffafı finans

Türkiye”de özel sektörün yüzde 95”i aile şirketlerinden oluşuyor. İMKB”de işlem gören yaklaşık 300 şirketin halka açıklık oranı, tahminen yüzde 30. Bu oranın düşük olması nedeniyle “halka açık” şirketler aslında çok sıkı kontrol edilen “patron” veya “aile” şirketleri olma özelliklerini koruyor. Bu nedenle, Türkiye”de halka açık olsalar bile şirketlerde pek çok şey kapalı kapılar ardında cereyan ediyor; kamuoyu bilgilendirilmiyor. Nitekim, geçen yıl Standart & Poors”un gerçekleştirdiği “Türkiye Şeffaflık Araştırması”na göre şirketlerin açıkladığı en şeffaf bilgiler finansal veriler.

Mutlak uyum tek çare!

En çok karanlıkta kalanlarsa “yönetim kurulu üyeleri ve şirketin yönetim süreçleri.” Bunun en önemli nedeni, Türkiye”de yetki ve sorumlulukların yazılı olmaması ve yönetim kurulu kompozisyonlarının çarpıklığı. Bu ortamda CEO”lar gerçek işlevlerini yerine getiremiyor, kendi stratejilerini ortaya koyamıyor, bağımsız düşüncelerini net bir şekilde ifade edip hakim ortaklara karşı şirketin genel çıkarlarını savunamıyorlar. Sorumlu olmalarına rağmen kendi üst ekiplerini kuramıyor ve işlerini patronun belirledikleriyle yürütmeye çalışıyorlar. Danışmanlık firması Boston Consulting Group”un geçtiğimiz yıl Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği için yaptığı “Türkiye Kurumsal Yönetim Haritası” araştırmasında, katılımcıların tamamının aynı cevabı vererek yüzde 100 görüş birliği sağladığı tek bir önerme var: “CEO/genel müdür ve yönetim kurulu başkanı arasında güç çatışması yoktur.” Zaten bu koşullarda tek çare mutlak uyum!

İpler kimin elinde?

Aynı araştırmada katılımcıların yüzde 92”si “Üst yönetim ile kurul üyelerinin, yönetim kurulu toplantıları dışında da sıkça bir araya geldiklerini” belirtmiş. Halbuki, ”en iyi uygulamalara” göre, “yönetim kurulu üyeleriyle CEO arasındaki ilişki, olağanüstü bir-iki durum dahil yılda en fazla altı-sekiz kez yapılacak yönetim kurulu toplantıları dışına taşmamalı.” Belli ki, Türkiye”de CEO”lar bir noktadan sonra dengeleri koruyan jonglörlere dönüşüyor. Ne de olsa yönetim kurulu üyeleri patronların eş-dost-akrabalarından başkaları değil. Kurumsal yönetim üzerine çalışmaları bulunan Dr. Burak Koçeri”nin Türkiye”de yaptığı bir araştırmaya göre, İMKB”de işlem gören 119 şirkette görev yapan 145 üyenin yüzde 70”inin birden fazla yönetim kurulu üyeliği yürütüyor. Bir kişi, ortalama üç şirkette birden görev yapıyor.

Tüm veriler ve anlatılanlar, iplerin bir numaralı koltuklarda oturanların elinde bulunmadığını ve Türkiye”nin kurumsal yönetim sicilinin de parlak olmadığını gösteriyor. Türkiye”nin önünde iki seçenek var: Ya CEO”lar iyi seçilerek şirketler tüm günah ve sevaplarıyla onlara emanet edilecek ya da “alaturka” yönetim anlayışıyla yola devam edilip küresel rekabetin dışında kalınacak.

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir