Rehberiniz-Cansel poyraz yazdı: uzaydan at beni in aşağı tut beni

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Cansel poyraz yazdı: uzaydan at beni in aşağı tut beni” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Cansel poyraz yazdı: uzaydan at beni in aşağı tut beni

Kıymeti kendinden menkul gündemimizle boğuşmaya az çok alıştık. Arada bir “Yok arkadaş bu kadar da olmaz herhalde” dediğimiz şeyler yaşasak da, Hindistan’da, Pakistan’da da böyle şeyler oluyor diye yüreğimize su serpenler oluyor Allahtan.

Ancak yurtdışına bazen öyle gelişmeler oluyor ki, işte o zaman titreyip kendimize geliyor, “El alem nelerle, biz nelerle uğraşıyoruz” duygusu bünyeyi sarıp sarmalıyor.

Bu duyguyu yakın zamanda üç olayda yaşadık. Hatta kibarlaştırmayayım, direkt söyleyeyim, acayip kanımıza dokundu. Birincisi, Cern’deki gelişmeler, diğeri Nasa’nın Mars’a araç indirmesi, sonuncusu ise dün Felix’in uzaydan dünyaya atlamasıydı.

Zira elin oğlunun uzayı komşu kapısı haline getirdiği şu günlerde bizim hala havacılık gündemimizin; 30 yıldır bitmemiş bir terör bağlamında konuştuğumuz insansız hava cihazları vs. olması son derece can sıkıcı.

Felix atlayış için uzaya yaklaşık 2 buçuk saatte çıktı. Bırakın uzayı, “Çok üstüme geldi hayat, şu boğaz köprüsünden kendimi atayım” deseniz, 2 buçuk saatte değil köprüye varmak, bulunduğunuz semtten çıkamazsanız.

Adamlar Mars’a inen aracın haberini yaparken, bizim hala Hakkari’de at arabasıyla okula giden çocukların haberini yapıyor olmamız ise söze gerek bırakmıyor.

Bir Alex değil tabi

Tüm bu can sıkıntısı içinde, gündem yan gelip yatma yeri değildir dedik ve yüreğimize su serpecek mazeretler geliştirdik. Tabi bu mazeretlerin hiç biri bir Alex değil ama sonuçta uzaylıda olsa insan insan, mazeret mazerettir.

“Canım Mars’a araç indirmekte ne var” diyorsanız siz de haklısınız, zira biz de, bir talimatla Şam uçaklarını indiriyoruz. Buradan bir teselli çıkabilir. Çıkmasa da mesele değil, zira uçaklardan da ne çıktığı net değil. (Yazar burada Polyanna’ya çocukların gelişimini olumsuz etkileyici sözler mırıldanmaktadır)

Felix bu atlayışıyla ses hızını geçmiş olabilir ama o ölçüsüz sevinç, o alkışlar, ağlamalar falan neydi Allahasen. Biz de en pahalı benzin sıralamasında Norveç’i geçtik, birinci olduk, ses çıkarıyor muyuz. Tevazu başka bir şey azizim.

Mars’a araç indirdin. Hatta ileri bir tarihte oraya koloniler, yerleşimler kurdun. Peki ecnebi bilim adamı bana şunun cevabını ver, “Yarın öbür gün o kurduğun koloninin açılışına bir bakan gelse, yerçekimsiz ortamda takla atmakla ilgili bir teknoloji geliştirdin mi?”. Hadi bu sorunu aştın, o kolonilerin içine okul düşündün mü, bu okullar İmam Hatip mi olsun, düz okul mu olsun sorusuna yanıt buldun mu? 66 aylık bir çocuğun uzay yaşı kaç olur, 4+4+4 uzay yılı hesabıyla ne kadar sürer bunları hallettin mi? Öyle aracı oraya kondurmakla olmuyor.

Gelelim Cern’e. İstesek biz de kurardık ama sor bakalım bir neden kurmadık. Aslında tam kuracaktık ama yerli Cern binasını TOKİ yaptığı için, malzemeler kapıcı dairesinde sele kapıldı. Ondan biraz geciktik. Siz atomu parçalaya durun bir geliyoruz. Hatta gelirken “helal kesim ve parçalama” mevzuatını da yanımızda getiriyoruz.

Uzaya henüz gidemedik ama istesek Şam’a 3 saatte girebiliriz tamam mı…

Mevzu bahis uzay ve farkındaysanız ben hala Mustafa Topaloğlu kartımı açmadım. (Yazar burada hafif tehdit vari havalara girmektedir)

“Egoma ters düşüyorsun”

Bunların hepsi latife tabi. İş güvenliği, daha özgür basın, makul tutukluluk süreleri, adil yargılama, daha kaliteli sağlık ve eğitim hizmetleri isteyen herkes bu ülkede uzun yıllardır uzaylı muamelesi görüyor zaten. O yüzden öyle bir uzay merakı çok yok içimizde. O yüzden gerek Felix’e, gerek Nasa ve Cern çalışanlarına bir Mustafa Sandal şarkısıyla seslenmek isterim; “Egoma ters düşüyorsun, çek git buradan…”

Yazar: Cansel Poyraz

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir