Rehberiniz-Cansel poyraz yazdı: ka’zam’ız müberek olsun

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Cansel poyraz yazdı: ka’zam’ız müberek olsun” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Cansel poyraz yazdı: ka’zam’ız müberek olsun

“Elektrik Alamadım”. Özellikle çöp çatan programlarında duyduğumuz bu replik, bu kış gerçek olacak gibi, zira elektriğe yapılan son zam, elektrik almayı hayli zorlaştıracak.

O yüzden malum programların katılımcısı hanım ve beylere tavsiyem, azıcık bile bir elektrik varsa, armudun sapı, üzümün çöpü demeyin, kısmetinizi alın gidin.

Her şeyin doğalı makbul diyorsanız, gazın doğalını bir daha düşünün derim, zira orda da zam oranları can yakan cinsten. Hele hele dünyanın en pahalı benzini rekorunu Norveç’in elinden aldık ya, resmen sevinçten takla atasım geldi. Eskilerin dediği gibi “baş ol da istersen soğana baş ol”.

Artık “etliye sütlüye karışmamak” bir karakter şekli değil zorunluluk olacak, zira, ete, süte, ekmeğe zam kapıda. Geçtiğimiz hafta yumurtaya yüzde yüz zam geldiğine göre, sanata yatırım kar getirmez diyenler, Semih Kaplanoğlu’nun ödüllü üçlemesi “Bal, Süt, Yumurta” nın peşine düşse yeridir.

Velhasıl kelam, bu kış bol bol “Batsın Bu Dünya” diyeceğiz belli ki, işte soğuk kış geceleri için şahane bir albüm var şimdi raflarda.

Batsın bu dünya

1970’ler

Başları ekonomik kriz, uzun yiyecek kuyrukları, ortaları ve sonları; sokaklarda karmaşa, milliyetçi cephe hükümetleri, kanlı bir mayıs, Kıbrıs çıkartması…

Batsın bu dünya…

1980’ler

Darbe, gözaltında kayıplar,işkenceler,idamlar…

Ben Topraktan Bir Canım, Dil Yarası, Beni Biraz Anlasaydın, Zulüm…

1990’lar

Apolitik yeni bir nesil, terör, derin devlet, faili meçhuller, cumartesi anneleri…

Kiralık Dünya, Yalnız Değilsin, Sen de Haklısın, Hayat Devam Ediyor…

2000’ler

Terör, ekonomik krizler, arap baharı, Silivri…

Yargısız İnfaz, Yürekten Olsun…

Peki hiç mi güzel şey olmadı? Olmaz olur mu, hayatın diyalektiğine ters, illa ki güzel şeyler de oldu…

İnsanlar sevdi, aşık oldu, düğünler dernekler kuruldu. Orhan Baba; “Şimdi Aşk Zamanıdır, Aşk Ömrün Baharıdır” dedi mesela…

Çocuklar okula başladı. Hediyeler alındı, doğum günleri kutlandı. Bayramlar geldi geçti. Küsler barıştı. Ve Gencebay “Dudaktan Kalbe Bir Yol Var ki, Sevgi ve Şefkattenmiş” dedi…

Orhan Gencebay, 60. sanat yılı için bir albüm çıkardı malumunuz. 33 sanatçı Orhan Baba şarkılarını okudu albüme. Orhan Gencebay’ın 60. sanat yılı, Türkiye’nin son 60 yılı demektir aslında. O şarkıların her birinde yazıldıkları dönemin siyasi ve toplumsal ikliminin esintileri vardır.

12 yaşına geldiğinde, keman, mandolin, bağlama çalabilen, 14 yaşında bu listeye saksafonu ekleyen Gencebay’ı o “arabeskçi” diye küçümseyip geçenler, ne gariptir ki, aynı şarkıları şimdi; Tarkan, Demet Akalın, Serdar Ortaç söyleyince mest olmuş halde dinliyor.

Sorsanız hepimiz belgesel izliyoruz ama dizilerin reytingleri ortada

Hepimiz, bir gazetede önce köşe yazarlarını okuyoruz. Sorsanız kim ne yazdı yanıt veremeyiz ama burcumuzda yazanı bir çırpıda anlatırız.

Sokak çocuklarının yüzüne bakmayız, kediyi, köpeği sosisle besleriz (Yazar burada kediyi köpeği beslemeye karşı olmadığını ama duyarlılık denilen şeyin tüm canlılar için olması gerektiğini vurgular)

Şehir içinde arazi aracına bineriz, gereksiz bir ton benzin yakarız, sorsanız hepimiz çevreciyiz

Yazar tam burada susuyor ve müziğin sesini sonuna kadar açıyor:

Ben daha ne çile, dertlere yolcuyum

Ben alnına dert yazılan kader mahkumuyum

Dertler benim, çile benim,

Hayat senin, senin olsun…

Yazar: Cansel Poyraz

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>