Rehberiniz-Çağla kubat tam gaz !

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Çağla kubat tam gaz !” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Çağla kubat tam gaz !

Bununla yetinmiyor, ta Kanarya Adaları’na kadar gidip Avrupalı rakipleriyle kapışıyor. Bu yaz sezonunda daha da iddialı. Çünkü altı ay için kafasını televizyon projelerine yormayacak. Sadece Profesyonel Rüzgár Sörfçüleri Birliği PWA’nın Dünya Kupası yarışlarına odaklanacak. Hedefi bu sezon dört yarışa katılıp ağustos ayında Alaçatı’da slalom dalında dünya şampiyonluğunu ilan etmek. Kubat, Alaçatı’daki yorucu bir fotoğraf çekimi seansının ardından 2008’deki hedeflerini anlattı.

HER FIRSATTA ALAÇATI’YA ANTRENMANA GELİYORUM

Aralık ayından beri sıkı bir antrenman programı izliyorum. Mart ayına kadar fırsat buldukça haftanın bir-iki gününü Çeşme Alaçatı’da geçirdim. Ama Alaçatı’da kışlar sert geçiyor, uzun süreli antrenman yapamadım. Bu yüzden daha çok İstanbul’da kalıp salonda kardiyo çalıştım. Ayrıca haftanın iki gününü pilates hocamla geçirdim. Bir de sörfçüler için tasarlanan Basu adlı özel bir aletle çalıştım. Nisan başından beri ise sürekli Alaçatı’dayım. Rüzgárın durumuna göre her gün antrenman yapıyorum. Ama örneğin önceki hafta fotoğraf çekimlerinde hava soğuktu, gerçekten çok üşüdük. Yarışlar dışındaki tüm yazı Alaçatı’da antrenman yaparak geçireceğim.

BU SEZON YURTDIŞINDA DÖRT YARIŞA KATILACAĞIM

Bu yılki planım Profesyonel Rüzgár Sörfçüleri Birliği PWA’nın (Professional Windsurfers Association) dört yarışına da katılmak ve dünya şampiyonu olmak. İlk önce 12-19 Mayıs arasında Güney Kore’nin Ulsan kentindeki yarışa, sonra Kanarya Adaları’nda Fuerteventura ve Costa Brava’daki iki yarışa katılacağım. Sezonu da Ağustos ayında Alaçatı’daki yarışla bitireceğim. Geçen yıl Dünya Kupası’nda üç yarışa katılan tek bir sporcu vardı: İsviçreli Karin Jaggi. Yurtdışında bu kadar düzenli yarışabilmemi BoynerSports ile yeni yaptığım anlaşmaya borçluyum. Bu sayede Kanarya Adaları’ndaki yarışlara birkaç gün erken gidip antrenman yapabileceğim. Bunun yanı sıra Türkiye Şampiyonası’nın Datça, Alaçatı ve İstanbul’daki üç ayağında da yarışacağım.

DÜNYADA DA AZ SAYIDA KADIN RÜZGÁR SÖRFÇÜSÜ VAR

Gerek PWA gerek IFCA şampiyonalarında yarışan kadın sayısı son derece az. Sanıyorum bu sörfçü olmanın zorluklarından da kaynaklanıyor. Hem 40 kiloluk sörf tahtasını ve diğer çantaları havaalanı terminallleri arasında taşımak kolay değil hem de bazı zor disiplinlerde kadınları her yarışa sokmuyorlar. Mesela İstanbul’dan Kanarya Adaları’ndaki Fuerteventura’ye gidene kadar çok zorluk çektim geçen yıl. Otobüs yolculukları hariç, iki kere aktarma yaptık.

OLİMPİYAT HEVESİMİ İKİ YIL ÖNCE BIRAKTIM

İki yıl öncesine kadar olimpik sınıfta da antrenman yapıyor ve yarışıyordum. Hatta 2000 yılında Olimpiyata gidecek sporcu adaylarından biriydim. Son anda yerime İlknur İçingir seçildi. Ancak, Uluslararası Yelken Federasyonu 2004’ten sonra olimpik malzemeyi değiştirdi. Eski mistral yerine RS/X adlı sörf modeline geçildi. Bu yeni malzeme kadınlara pek uygun değil. Ağır ve taşıması zor bir tahtası var. Ayrıca, olimpiyatta müthiş bir rekabet hüküm sürüyor. Orada iyi bir derece almak için dört yılınızı vermeniz lazım. Bu yüzden iki yıl önce Olimpiyat hevesimi bir kenara bıraktım.

YABANCI SPORCULARDAN ÇOK ŞEY ÖĞRENDİK

Türkiye’de düzenlenen uluslararası yarışların çok faydası var. Önce, bizim gençlerin ilgisini artırıyor. Ayrıca biz de yabancı sporculardan yeni şeyler öğreniyoruz. Mesela malzemede kişisel değişiklik yapmak pek aklımıza gelmezdi. Ama gördük ki tecrübeli sporcular direkleri tek tek deniyor, trim ayarı yapıyor, tahtadaki finlerde değişiklik yapıyor. Bu sayede yarışlara gelen yabancı üreticiler de bizimle ilgileniyor.

GENÇLERE YÖNELİK BİR OKUL KURMAK İSTİYORUM

Spor kariyerim için ailem beni ufak yaştan itibaren çok destekledi. Benim de orta vadedeki hedefim gençlere yönelik bir sörf okulu açmak. Özellikle 15-18 yaş grubundaki hevesli kızları yetiştirebileceğimi düşünüyorum. O okuldan çıkacak yetenekli gençlere daha ileri seviye eğitim verebilirim. Kulübüm Fenerbahçe destek verirse İstanbullu gençler için bir sörf kampı da düzenleyebiliriz. Bir de aktivite ağırlıklı bir televizyon programı yapma niyetim var. Formatını da kendim hazırladım, kabul edecek TV kanalı arıyorum.

Fotoğraf çekimleri, soğuk rüzgár altında iki gün sürdü

Çağla Kubat ve BoynerSport işbirliğinin ilk aşaması olan fotoğraf çekimleri 25-26 Nisan’da Çeşme Alaçatı’da yapıldı. Ertuğrul Balıkçıoğlu’nun yaptığı çekimlerde 18 kişi görev aldı. Denizüstündeki çekimlerin bir kısmı kiralanan Zodiac bot yardımıyla yapıldı. Çekim sırasında board’a bağlanan sualtı kamerası denize düşüp kayboldu. Ertesi gün dalış ekibi kamerayı buldu.

Türkiye’de tam profesyonel tek bir sörfçü var

Hayatımın çok büyük kısmını sörfe göre ayarlıyorum. Yazın üç ayı buna ayırıyorum. Yıllardır da bu sporla uğraşıyorum. Ama bu işten bir gelirim olmadığı için diğer işlerimi tamamen bırakamıyorum. Yurtdışındaki yarışlarda rakiplerimin çoğu profesyonel sörfçü ve başka bir iş yapmaya gerek duymuyorlar. Bu beni hálá şaşırtıyor. Zaten Türkiye’de tam profesyonel diyebileceğimiz tek sörfçü Ertuğrul İçingir.

Yazar: Alp Ulagay

Kaynak: http://Hürriyet

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir