Rehberiniz-Bugünde var!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Bugünde var!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Bugünde var!

Sanki onu daha önceden tanıyordum. Uzunca boylu, yanık tenli bir adamdı. Geniş omuzları, büyük elleri vardı. Güldü mü yüzüne sanki ay düşer, ortalık öyle ışıldardı. Kahkahası evinin kolidorlarında dolaşır, merdivenlerden süzülerek iner ve neredeyse tüm sokağa yayılırdı. Evet, kahkahası sanki sana, bana yeni bir can verir, kımıltısız yüz hatlarımıza kendi şen ruhunu dokurdu.

Sanki onu daha önceden tanıyordum. Kapıdan içeri iki elinde iki file ile girerdi. Yemekler yapılır, sofra kurulurdu. Taş masanın başına geçer, ailesini çevresine toplardı. Sesinin kusuruna hiç bakmaz, makama aldırmaz, güzel türküler, şarkılar söylerdi. Ayağa kalkar, iki elini iki yana açar, parmaklarını şıklatır, tadını çıkararak oynardı. Biz, hepimiz onu hayranlık dolu bakışlarla izler, onun “canını” bize saçmasını, bize bulaştırmasını beklerdik.

Onu daha önceden tanıyordum. İskelenin başına geçer, oltasını denize savururdu. Büyük güzel balıklar tutar, yengeçler toplar, ahtapotlar avlardı. Bana olta atmayı, kürek çekmeyi gösterir, suya sokup yengeçleri izletirdi. Ne yaparsa tadına varır, tüm aklını, tüm ruhunu, tüm bedenini sanki ona, yaptığına verir, ne ile uğraşıyorsa “o” olur çıkardı.

Onu tanıyordum. Düşsem de, kalksam da güler geçerdi. Bunu “hayatın” doğasına verir, en önemli sorunlarla karşılaştığında üzülse bile dünyaya küsmezdi. Terslikleri görür, ama onları kurup, kurup büyütmezdi. Sanki doğanın kendine has dilinden anlar, zaman zaman da bu dili konuşurdu. Bu dili anlamak için peşine takılır, dediklerini can kulağıyla dinler, yaptıklarını yapardık.

Onu tanıyordum. Bir oda dolusu kitabı, daha da fazla merakı vardı. Elleri sarı yaprakları çevirir, gözleri sözcüklerden sözcüklere atlardı. Uzayı da merak ederdi dünyayı da, insanı da anlamaya çalışırdı, hayvanı da. Sonra eli başka kitaplara da uzanır, Zembla ya da Kaptan Swing’in maceralarına dalardı. Büyük meseler sanki geçip gitmiş, kendi çocukluğuna doğru bir yolculuğa çıkmıştı. Onu böyle görünce şaşırır kalırdık. Sonra çalışma saati gelirdi ve o “işi” olur çıkardı.

Onu tanıyordum. Önüne gelen dosyaları büyük titizlikle okur, insanları güzel yüzüyle karşılardı. Daktilosunun başına geçip, yazılacakları yazar, telefonun başına geçip aranacakları arardı. Bazen hiddetlenir, bazen güler geçerdi. Dertleri yok muydu? Elbette vardı ama o “sevinçlerine” bakardı.

Onu daha önceden tanıyordum. Uzun bir yoldan gelmiş veya rüyamdan çıkmıştı. Karşıma geçmiş, gözlerimin içine içine bakmıştı. “Bugünde var.” demiş gülümsemişti. Ne dediğini anlamamış, yüzüne şaşkınlıkla bakmıştım. “Hep ileri atılacak bir şey değildir yaşam, Onur” demiş tekrarlamıştı “Unutma bugünde var.” O zaman alı al, moru mor olmuştum. Onca zaman onu düşünmüş, onca zaman ona çıraklık etmiş, onca zaman ona methiyeler düzmüştüm de anlamamıştım. Kusursuz tasarılarımın, ince ince örülmüş planlarımın arasından başımı kaldırmış, “Ama gelecek için…” demiş susmuştum. O da haklı olarak çıkışmıştı bana: “Kim sana geleceği düşünme, onun için çalışma dedi?”

Haklıydı. Buz gibi de, bal gibi de haklıydı. Üstelik onu daha önceden tanıyordum. Üstelik onca zaman ona çıraklık etmiş, hayatı nasıl emdiğini gözlerimle görmüştüm. Evde oturarak olmaz, sadece evden işe giderekte olmazdı bu iş. “Takma akılla” olmaz, gönül koymadan da yapılmazdı. Düşünmeden taşınmadan olmazdı da, kanlı canlı olmayınca da olmazdı. Dertleri, sorunları görmezden gelerek olmazdı da, dertleri sorunları büyütmekle de, sevinçleri görmezden gelerekte olmazdı . Sadece okuyarak olmazdı, ama oturduğun yerden merak etmekle de olmazdı. Sadece düşlerde yaşanmaz, düşsüz de olmazdı bu iş. Hiddetlenmeden olmaz, hep hiddetlenerekse hiç olmazdı. Sırf “gelecek, gelecek” demekle yaşamak olmaz, sürekli ertelemekle de olmazdı bu iş.

Onu daha önceden tanıyordum. Uzun bir yoldan gelmiş veya rüyamdan çıkmıştı. Beni, kusursuz tasarılarımın, ince ince örülmüş planlarımın arasında yakalamıştı. Karşıma geçmiş, gözlerimin içine içine bakmış, “Unutma bugünde var.” demiş, gülümsemişti. Hep ileri atılacak bir şey değildi yaşam.

Yazar: Onur Hınçer

Kaynak: http://turkey90.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir