Rehberiniz-Bu marangozun atölyesi başka!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Bu marangozun atölyesi başka!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Bu marangozun atölyesi başka!

Eski bir DJ olan Yalçın Sürgit (35), marangozluğa aşık. Üç yaşında geçirdiği çocuk felci yüzünden bir ayağı sakat kalmış. Buna rağmen masa başında çalışmak yerine zor olanı seçmiş.

Çocukluk yıllarından beri sanata ve müziğe karşı ilgisi olan Sürgit, 1989’da Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra DJ’lik yapmaya başlamış. Derken ahşapla uğraşma isteği baskın gelmiş ve boş vakitlerinde küçük atölyelerde çalışmaya başlamış. Beş yıldır kendi atölyesinde ahşap mobilyalar yapıyor. Malzeme konusunda uzmanlaşmış. Kendisine gelen zor işleri yapmayı seviyor. Kısa süre önce zanaatkar yönüne tasarımı da ekledi. Artık atölyesinde kendine ait tasarımlara da yer veriyor. Onun için ürünlerde özgün olmak ve etki altında kalmamak önemli. Ama marangozluğa da devam ediyor. İsterseniz atölyesinde sizinle birlikte tasarım yapma imkanı sunuyor.

ALTIN ORANLARI YAKALADIM

Sürgit, şimdiye kadar müşterilerin dergilerden beğendiği, fotoğrafını kesip getirdiği ürünleri yaptı. Bu esnada malzemeyi çok iyi tanıma fırsatı buldu. Masif malzemeyle neler yapabileceğini öğrendi. Zamanla kendine ait bir şeyler de üretmesi gerektiğine karar verdi ve tasarıma başladı: “Atölyeme tasarım ve mimarlık öğrencileri geliyordu. Onların malzemeyi bilmediklerini görüyordum. Oysa ben malzemeyi iyi tanıyor ve onunla neler yapabileceğimi çok iyi biliyordum. Mimarlarla çalışırken objeler hakkında pek çok bilgi edindim. Bu sayede altın oranları yakaladım. Atölyede olmamın verdiği avantajla birçok mimarın belki de uzun yıllarda yakalayabileceği incelikleri kısa zamanda kavradım.”

İNCE DETAYLARI KULLANIYORUM

Tasarladığı ürünler arasında çalışma masası, kahve masası, yemek masası, koltuk, bank ve sehpa gibi objeler var. Hepsi kişiye özel ve el yapımı. Özellikle meşe, çürümüş ceviz, kurşun, ham demir, alüminyum ve çelikle çalışmayı seviyor. Egzotik ağaçların dokusundan pek hoşlanmıyor. Tasarladığı objelerin hepsinde ağaçların hatları ve damarları belli oluyor. Cila veya yağ kullanılmayan ürünlerde zımparalama teknikleri ve işçilik dikkat çekiyor. “Birçok marangoz bir kütüğü alıp bank yapabilir. Ben ince detaylar kullanarak tasarlıyorum. Bunlar objelerin ayakları veya cevizin üstündeki bir parça abanoz olabilir. Biri alıp ağacı keser, doğrar. Bunu işleyip masif olarak hayatımıza sokarsak onları yaşatabiliriz. Piyasada meşenin veya cevizin hakkını verecek ürünler tasarlandığına inanmıyorum” diyor.

DETAYLARIM TAKLİT EDİLEMEZ

Sürgit, tasarımlarının mobilya ve sanat galerilerinde yer almasını istiyor. Kullandığı detayların taklit edilemeyeceğine inanıyor. En büyük hayali ise tasarladığı bir objenin Milano’da sergilenmesi: “Tasarımlarımın resmini alıp marangoza götürürlerse marangozların taklit edememesini istiyorum. Bu özellik sadece Milano çıkışlı tasarımcılarda var. Bence orası mobilyanın merkezi. Türkiye’dekiler de dahil Avrupa’nın pek çok ülkesindeki birçok tasarımın kopya olduğunu düşünüyorun. Fakat Milanolu tasarımcılar gerçekten tasarım yapıyor.”

TASARIM MARANGOZLUKTAN KOLAY

Sürgit, ileride tasarımları çok büyük ilgi görse bile marangozluğu bırakmamaya kararlı. Zoru sevdiği için kendisine en çok yemek masası siparişi geldiğinde seviniyor. Yapması en zor mobilya yemek masasıymış. Mimarlardan her zaman zor işler istiyor. İşlenmesi zor olan masif objeler tasarlamayı da bu yüzden tercih ediyor. Tasarımcılığın marangozluğa göre kolay olduğunu düşünüyor. Objelerde köylülerin kestiği eski ve çürümüş ceviz ağaçlarını kullanıyor. Ağaçları Anadolu köyleri ile yerel kereste satıcılarını dolaşarak buluyor. Sürgit, ahşabın bir kapalı kutu olduğunu, damarlarını ve hatlarını deneyimlerinizle hissedebileceğinizi söylüyor.

MÜŞTERİLERİYLE ATÖLYEYE GİRİYOR

Eski DJ’in hayatında müzik hálá önemli bir yere sahip. Atölyede çalışırken senfonik rock ve trip hop dinliyor. Müşterileri eğer isterse kendisiyle birlikte atölyeye girebiliyor. Bu sayede alıp evinize götüreceğiniz eşyaya kendinizden de bir şeyler eklemiş oluyorsunuz. Sürgit, bundan sonrası için orijinal tasarımlar yapmaya devam etmek istiyor. Ayrıca sanat galerilerinde satılabilecek ürünler ve ahşap heykeller yapmayı hedefliyor.

Bir müşterimin masif işi sayesinde Autoban Mimarlık’la tanışma fırsatı buldum. Masif çalışmalarımı görüp beğenmişler. Malzeme bilgim de beni seçmelerinde etken olmuş. Onların kimliklerini ve çalışmalarını seviyorum. Müzedechanga’daki Autoban tasarımı separatörü de ben yaptım.

Mimarlığın yolu Perşembe Pazarı’ndan geçer

Türkiye’de eksik olan şey malzeme bilgisi. Atölyeme dizayn öğrencilerini alıp malzemeleri öğretmek ve neler yapılabilir göstermek istiyorum. Öğrenciler iç mimarlık okuyor ama kendi meşe ve ceviz ağacımızı bilmiyor. Bu yüzden tasarım konusunda başarılı olamıyoruz. Bence çok iyi atölyeler ve marangozlar var. Ama sıkı mimar ve tasarımcılar yok. Demiri veya çeliği ellemeden, ustaları izlemeden, Perşembe Pazarı’nda hırdavatçıları dolaşmadan mimar oluyorlar. Mimar olmanın yolu Perşembe Pazarı’ndan geçiyor.

Güzel bir masa veya koltuk gelirse onları rüyalarıma sokarım. Bir ahşabı temizlediğimde gördüğüm desen beni etkilerse onu günlerce düşünürüm. Bundan sonra kendime ait objelerin rüyalarıma girmesini istiyorum.

Yazar: Hakan GENCE

Kaynak: http://http://www.hurriyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>