Rehberiniz-Bir sen, bir ben, bir de terapist!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Bir sen, bir ben, bir de terapist!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Bir sen, bir ben, bir de terapist!

İlişkiler ilk günlerde günlük güneşlik olsa da, ilerleyen günlerle birlikte güneş gider, etrafı kara bulutlar sarmaya başlar ve sonu ya yağmur olur ya da her şeyi alıp, süpüren bir sel… Eğer ilişkinizdeki problemleri yağmurla atlatmak ve sele kapılmak istemiyorsanız, çaresiz değilsiniz. Son yıllarda, birlikteliklerdeki sorunların çözümlerinde önemli rol oynayan ilişki terapileri oldukça etkili sonuçlar veriyor. Birlikte yaşamla birlikte sorunlar ortaya çıkmaya başlıyor ve problem çözme yeteneği her zaman yeterli olmuyor. Artık çift tıkanmaya, ilişkileriyse iyi gitmemeye başlıyor. Bu noktada ilişki terapisi devreye giriyor. İlişki terapisi konusunda uzman, Psikolog Şeyma Çavuşoğlu, ilişkilerin bozulmasındaki genel nedenin iletişim problemi olduğunu söylüyor ve “Derine indiğimizde, aslında genel sorunun çiftlerin beklentilerden kaynaklandığını görüyoruz. ’Bana istediğim gibi davranmıyor, beni dinlemiyor’ gibi şikâyetlerle geliyorlar. Aslında farkında olmasalar da, en başta nasılsa öyle davranıyorlar; fakat beklentileri olduğu için mutlu olamıyorlar” diyor.

Kadınlar daha kolay kabul ediyor

Çiftler, ilişkilerindeki sorunlar için çözüm yolu bulamadıklarında yani artık son noktaya geldiklerinde terapiye başvurmayı tercih ediyor. Yapılan araştırmalar, kadınların terapiye daha sıcak baktığını gösteriyor. Bireysel olarak da kadınlar terapiyi daha çabuk kabul ediyor ve çoğu zaman ilk başvuru kadından geliyor. Kadın kabul ettikten sonra eşini de ikna ediyor.

Terapi süreci

Psikolog Şeyma Çavuşoğlu şöyle devam ediyor: “Terapilerde önce problemi iki taraf açısından dinlemek gerekiyor. Kadın açısından da, erkek açısından da sorunları dinliyoruz. Çünkü gelen çiftler, ortak bir problemle geliyorlar. ’İletişim sorunumuz var’ diyorlar. Fakat kadının anlattığı farklı bir şey, erkeğin anlattığı farklı bir şey oluyor. Problem tanımını ikisinden de alıyoruz. Sonra baş etme yöntemlerine bakıyoruz, bazen baş etme yöntemlerinin yeterli olmadığını görüyoruz ve bununla ilgili çalışmamız gerekiyor. Problem çözme becerilerinde eksiklik varsa bu konunun üzerinde duruyoruz. Sonraki süreçte ise çiftle birlikte bir hedef belirliyoruz, o hedefler için aşama aşama yeni çözümler geliştiriyoruz. Terapiler çok uzun sürmüyor. Ortalama altı-sekiz seans arasında çiftlerde değişim görülebiliyor.”

Altıncı yıl çok önemli

Psikolog Şeyma Çavuşoğlu, ilişkilerde özellikle İlk altı yılın çok önemli olduğunu söylüyor. En fazla boşanma ise evliliğin yedinci yılında oluyor. ilişki terapilerinin amacı ise her zaman çiftin birleşmesi yönünde olmuyor. Şeyma Çavuşoğlu, “İlişki terapisi denilince, akla ilk olarak çiftin arasında bir sorun var ve bu sorunun iyileştirilmesi gerektiği geliyor. Fakat bu, çiftin birlikte devam etmesi gerektiği gibi algılanabiliyor. Ama ilişki danışmanlığında şunu söylüyoruz; evet çift gelebilir, ilişki devam da edebilir ama çift boşanmaya da karar verebilir. Aslında birlikte, o çift İçin en doğrusu hangisi ise ona karar veriyoruz” diyor.

Evlilik öncesi danışmanlık

Yurt dışında yaygın olan ve Türkiye’de de daha yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan evlilik öncesi danışmanlık da çok önemli. Bu danışmanlıkta, çiftler evlenmeden önce ilişkileri için terapi alıyorlar. Çünkü, İki tarafın da evlilikten farklı beklentileri var. Bunlar önceden konuşulduğunda ileride daha büyük sorunlara neden olmayabiliyor.

Mutlu çiftlerin bir sırrı var!

Mutlu ilişkilerdeki iletişim biçimlerine bakıldığında birkaç özellik sıralanıyor. Mutlu ilişkileri olan kişiler tartışmaları çok büyütmüyor. Onlar, sorunlarını konuşuyor, tartışıyor ama bunu kavgaya dönüştürmüyor. Daha esnek oluyorlar. Bu çiftlerin katı kuralları olmuyor. İki taraf da birbirini daha iyi dinliyor. Karşı tarafın ne demek istediğini anlamaya çalışıyor. En önemli şeyse birlikte daha fazla vakit geçiriyorlar.

Cinsel sorunlar çok önemli

Cinsellikle ilgili yaşanan bir sıkıntı, çiftlerin iletişimine de yansıyor. Kadının cinsel isteği azsa, erkek için problem oluyor ve kendini çekiyor. Bu durumda iletişim azalıyor. Ya da çiftlerde “Beni istemiyor çünkü beni sevmiyor” gibi düşünceler oluşabiliyor. Bunlar dolaylı olarak iletişimi engelliyor. Çiftler doyum yaşamadığında arayışa girebiliyorlar. Evlilikle ilgili yapılan araştırmalar, evliliklerin çok büyük bir kısmının, özellikle ilk yıllarda, aldatma ile bitebildiğim gösteriyor. Aldatma, ilişkide uzaklaşma ve daha az vakit geçirmeye neden oluyor. Kıskançlık da aynı şekilde etki yapıyor. Çiftlerin biri karşı tarafın hayatını engelleyecek şekilde kıskandığında durum kötüye gidiyor, Sırf kıskançlık nedeniyle ilişki terapisine gidenler de var.

İLİŞKİ TERAPİSİNE KATILANLAR ANLATIYOR

Kıskançlığı delirtiyordu

Dilek E.

Erkek arkadaşımla yaklaşık üç yıldır birlikteyiz, ikimiz. de yoğun çalışan kişileriz. Fakat ben işim gereği sürekli sosyal ortamlara girmek durumunda olan biriyim. Fakat erkek arkadaşımın, başlarda eğlenceli gibi görünen kıskançlıkları, sonrasında hayatımı bir kâbusa çevirmeye başladı. Her gün eve geldiğimde telefonumu kontrol ediyor, saat saat ne yaptığımı bilmek istiyordu. İş yerindeki tüm erkeklerden kıskanıyor, normal arkadaşlarımla görüşmemi bile sorun ediyordu. Bu durum yavaş yavaş hayatımı kısıtlamaya başladı. Ona bunları söylediğimde bunun böyle gitmeyeceğine karar verdik. Ayrılmak istemediğimiz için bir ilişki terapistine başvurduk, Erkek arkadaşım da durumun farkındaydı ve bu sorundan kurtulmak istiyordu. Terapiler sayesinde durumun aslında erkek arkadaşımın eski ilişkisinden kaynaklandığını ve önceki ilişkisinde aldatıldığı için güven sorunu yaşadığını gördük. Terapiler çok işe yaradı. Şimdi çok ufak kıskançlıklar yaşasak da, eskisi gibi sorunlar yaşamıyoruz.

Romantizm bitmişti

Duygu G.

Eşimle artık ilişkimizin eskisi gibi olmadığının farkındaydık. Ben de, o da çok yoğun çalışıyorduk. Bu nedenle birbirimize vakit ayıramıyorduk. Fakat boşanmak da istemiyorduk; çünkü bir çocuğumuz var ve onun mutsuz olmasını istemiyorduk, İlişki terapisine gitmeye karar verdik. Terapistimizle yaptığımız görüşmelerde, terapistimiz bize, çocuğumuzun mutsuz bir ortamda büyümesindense boşanmanın da bir seçenek olabileceğini söyledi. Terapiler başladıkça aslında sorunun birbirimize eskiden yaptığımız jestlerin artık olmamasından kaynaklandığını gördük. Çünkü eşim çok romantik bir erkektir ve flört ederken bana hep küçük sürprizler yapardı, birlikte çok zaman geçirir ve çok eğlenirdik. Terapide bu gerçeği gördük ve eşim eskisi gibi bana küçük jestler yapmaya başladı. Ben de aynı şekilde ona sürprizler yapmaya başladım. Birlikte yemeğe çıkmaya, eskisi gibi daha çok vakit geçirmeye başladıkça aslında birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi hatırladık. Terapiden sonraki bir yılımızı doldurduk ve şimdilik her şey yolunda gidiyor. Umarım birlikteliğimiz hiç bozulmaz.

Romantizm bitmişti

Duygu G.

Eşimle artık ilişkimizin eskisi gibi olmadığının farkındaydık. Ben de, o da çok yoğun çalışıyorduk. Bu nedenle birbirimize vakit ayıramıyorduk. Fakat boşanmak da istemiyorduk; çünkü bir çocuğumuz var ve onun mutsuz olmasını istemiyorduk, İlişki terapisine gitmeye karar verdik. Terapistimizle yaptığımız görüşmelerde, terapistimiz bize, çocuğumuzun mutsuz bir ortamda büyümesindense boşanmanın da bir seçenek olabileceğini söyledi. Terapiler başladıkça aslında sorunun birbirimize eskiden yaptığımız jestlerin artık olmamasından kaynaklandığını gördük. Çünkü eşim çok romantik bir erkektir ve flört ederken bana hep küçük sürprizler yapardı, birlikte çok zaman geçirir ve çok eğlenirdik. Terapide bu gerçeği gördük ve eşim eskisi gibi bana küçük jestler yapmaya başladı. Ben de aynı şekilde ona sürprizler yapmaya başladım. Birlikte yemeğe çıkmaya, eskisi gibi daha çok vakit geçirmeye başladıkça aslında birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi hatırladık. Terapiden sonraki bir yılımızı doldurduk ve şimdilik her şey yolunda gidiyor. Umarım birlikteliğimiz hiç bozulmaz.

Teknoloji aramıza girdi

Derya S.

Eşimle on yıllık evliliğimizden iki tane kızımız var. ilk yıllar her çift gibi biz de sorunsuz bir yaşam sürüyorduk. Fakat yıllar geçmeye başlayınca ve çocuklar büyüyünce her şey yavaş yavaş değişmeye başladı. Aslında bende değil ama eşimde gözle görülür ilgisizlikler belirdi. Örneğin, akşam eve geldiğinde hiç konuşmuyor, yemekten hemen sonra bilgisayarın karşısına geçiyordu, İlk başlarda iş yapıyor diye bu durumun çok fazla üstünde durmadım fakat sonrasında ben odaya girince bilgisayar ekranını kapatmaya başlayınca dikkatimi çekmeye başladı. Bir gün eşim evde yokken bilgisayardan anlayan erkek kardeşimi eve çağırdım. Ona bazı şüphelerim olduğunu söyledim. Eşimin internette yaptığı konuşmaların dökümlerini çıkardık. Şüphelerimde yanılmamıştım, bir kadın değil birçok kadınla internette konuştuğunu gördüm. Konuşmalar genelde flört eden iki kişinin birbirine yazdığı şeylerden ibaretti. Önce ne yapacağımı bilemedim. Bu bir aldatma sayılır mıydı? Eşime de bir şey söyleyemiyordum fakat ilişkimizin böyle devam edemeyeceğini de biliyordum. Eşime ayrılmak istediğimi söyledim. İlk önce çok şaşırdı. Sonrasında ayrılmak istemediğini ve bir terapiste gidebileceğimizi söyledi. Terapilerimizde aslında artık birbirimize karşı bir şeyler hissetmediğimizi ve zorunlu bir evlilik yürüttüğümüzü anladık. Bunu anlamak için terapi gerekli mi diye düşünebilirsiniz fakat gerekliydi. Çünkü olayların içindeyken tam olarak ne yaşadığınızı anlayamıyorsunuz. Sonuç olarak; eşimle ayrılmaya karar verdik. Şimdi çok daha mutlu olduğumu hissediyorum ve pişman olmayacağımı biliyorum.

Yataktaki heyecanı kaybettik

Aydan G.”Eşimle evlenmeden üç yıl flört ettik. İlişkimiz her yönüyle çok uyumluydu. Özellikle yataktaki uyumumuz herkese örnek olacak nitelikteydi. Birbirimizi çok iyi anlıyor ve ne istediğimizi gayet iyi biliyorduk. Her konudan konuşabiliyorduk, Hatta öyle günler vardı ki o gecenin bizim için önemli olması için günler öncesinden plan yapıyor, fantezilerimizi bir gün değişik yerlerde birlikte olarak, bir gün seksi bir iç çamaşırlarıyla gerçekleştiriyorduk. Fakat bu mutluluğumuz evliliğimizle birlikte ilk önce azalmaya, sonra da giderek değişmeye başladı, Artık bizim de diğer çiftlerden bir farkımız kalmamıştı. Kötü giden cinsel hayatımız, gündelik yaşamımıza da yansıyordu. Eskiden bana karşı çok ilgili olan eşimin giderek bende uzaklaştığını görüyordum fakat yine de cinsel yönden onu arzulamıyordum. Sonunda bir gün eşimin başkalarından hoşlanmaya başladığını fark ettim. Bunu açık bir şekilde yakalamadım fakat bir yere gittiğimizde bakışlarının etrafa kaydığını hissediyordum. Onu kaybetmek istemiyordum ve sonunda eşimle konuşarak bir terapistten yardım almaya karar verdik. Terapilerimizde, sorunun evlendikten sonra birbirimizi kaybetme korkumuzun kalmaması ve artık cinselliğin ikinci planda olmasından kaynaklandığını anladık. Başka arayışlara girdiğimizi fark ettik. Terapistimiz bize biraz daha heyecana ihtiyacımız olduğunu söyledi. Belki bazılarına göre yanlış diye kabul görse de, bir süreliğine evden ayrıldım ve eşimle eskisi gibi kaçamak buluşmaya başladık. Önce romantik bir yemek yiyor sonrasında onun evine gidiyormuş gibi birlikte yaşadığımız eve gidiyorduk. Eski heyecan yeniden geldiğinde ise tekrar aynı eve yerleştik. Şimdi çok daha dikkatliyiz. Gün içinde birbirimize romantik mesajlar atıyor, hafta sonlarında farklı planlar yaparak birlikte güzel ve kaliteli zaman geçirmeye özen gösteriyoruz.”

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>