Rehberiniz-Bir başarılı mentor: lala mustafa paşa…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Bir başarılı mentor: lala mustafa paşa…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Bir başarılı mentor: lala mustafa paşa…

III. Koçluk ve Mentorluk Konferansında ‘Osmanlı Saraylarına Mentorluk Uygulaması; Lala Paşalar’ başlıklı bir konuşma yapan Zorlu Holding İK Direktörü Necmi Kavuşturan, yönetim dahil her alanda gelişmişliği batıda aradığımızı, oysa koçluk ve mentorluk gibi kavramlarının kökeninin bizim kültürümüzde yer aldığını söylüyor.

Necmi Kavuşturan, uzun yıllardır iş yaşamında; patronlar, ailenin genç kuşağı ve üst düzey yöneticilerle hep bir arada olmuş. ‘Koçluğun beni en ilgilendiren kısmı, aile şirketlerinde yönetimin devir süreci. Devletlerin hanedan yapılarıyla aile şirketleri arasında bir benzerlik var. Yönetim her ikisinde de babadan çocuğa geçiyor. Aile şirketleri Türkiye’de tüm şirketlerin yüzde 95’ini oluşturuyor. Madem yönetime gelecek kişiler önceden çok iyi biliniyor, o halde bu kişiler neden eğitilmesin? Koçluk ve mentorluk, bu varislerin yönetime hazırlanmasında çok önemli bir rol oynuyor. Onların Osmanlı’daki yansıması da lalalık.’

Lalalığın Selçuklulara kadar uzandığını söylüyor Necmi Kavuşturan. ‘Tarihte bilinen ilk lala Alparslan’ın veziri Nizamülmülk’tü. Alparslan oğlu Melik Şah’ın yetiştirilmesi için Nizamülmülk’ü seçti ama Nizamülmülk siyasi ve askeri sorunlarla öyle meşguldü ki Melikşah’a çok yararlı olamadı. Nizamülmülk örneğinde olduğu gibi, mentorluk bu görevi ikinci plana atan ek görevlerle birlikte yapılamaz.’

Osmanlı devletinin ilk yıllarında şehzadeler, lalalarıyla birlikte başkentten Anadolu’daki bir sancağa yollanıyordu. Sancağı ikili birlikte yönetiyordu. Lalanın görev tanımı şuydu: Şehzadenin idari ve askeri konularda gelişimi, babasına sadık kalmasının sağlanması, din ve fen eğitimi vermek ve sancağın şehzade ile birlikte yönetimini sağlamak. Bir lalada olması gereken özellikler de devlet adamlığı, askeri ve siyasi bilgi, din ve fen bilgisi ve padişaha sadakatti. .

Lala seçimi için divan toplanır, adayları belirler, padişah da arasından seçimini yapardı. Lala idari konularda sadrazama bilgi verirken oğlu ile ilgili bilgileri padişaha verirdi. Oğlunun yanında sancağa giden anne de şehzade ve lalayla ilgili bilgileri padişaha rapor ederdi. Fatih’in Teşkilat Kanunnamesiyle lalalık kurumu bir resmiyet de kazanmıştı.

Lalalara verilen önemi aldıkları maaşlardan da anlayabiliriz. Lalaya şehzadenin maaşının yarısı kadar ve anneninkine eşit şekilde maaş verilirdi.

Lalaların görev süresi 2-3 yıl geçmiyordu çünkü tahtın tehlikeye girmesinden endişe ediliyordu.

Peki şehzade padişah olunca lalaya ne oluyordu? Vezir ya da beylerbeyi yapılıyor veya emekli ediliyorlardı, sadrazam olmaları çok enderdi. Sadrazamlığa kadar yükselen ilk lala, III. Mehmed’in lalası Sokulluluzade Mehmet Paşa’ydı.

II. SELİM’İ TAHTA ÇIKARAN LALA

Mentor seçiminde mentinin yani öğrenci durumundaki kişinin özelliklerinin de dikkate alınması gerektiğini söyleyen Necmi Kavuşturan II. Selim’i örnek gösteriyor: ‘Kanuni Sultan Süleyman, oğlu Şehzade Selim için Lala Kara Mustafa’yı atıyor. II. Selim, Kanuni’nin en yetersiz oğlu. Bayezid adlı kardeşi ondan daha yetkin. Ancak anneleri Hürrem Sultan ölünce Lala Kara Mustafa, harekete geçiyor, Şehzade Bayezid ile babasının arasını açıyor, Selim’i iktidara getiriyor. Fakat Kanuni döneminde zirvede olan imparatorluk duraklama sürecine giriyor. Belki o değil de Beyazıd gelse her şey çok daha farklı olacaktı. Yani atadığınız mentor, mentiye değil kuruma katkı sağlamalı.’

17. yüzyılda padişah oğullarının başkenti bırakıp vilayetlere gönderilmesi adeti bırakıldı. Fakat lalalık son bulmuyor. Lala şehzadenin sadece eğitiminden sorumlu oluyor, siyasi ve askeri kimliği yok oluyor. Sistem bozulunca, iyi yetişmiş hükümdarlar da azalıyor. Kavuşturan şöyle değerlendiriyor: ‘İş başında uygulamalı deneyim çok önemli. 13. padişahtan sonra sancağa giden lala yok, Osmanlı’da başarı da yok. Bence arada bir bağ var. Bir şirket ya da devlet çökebilir. Neden hep kötü yönetimdir.’

İki büyük eğitmen Mevlana ve Nasreddin Hoca

Konferanstaki tek tarihi referans lala paşalar değildi. ‘Liderlik Koçluğu; Türk Mirası’ndan öğrenmek’ konulu bir sunum yapan Bath Consulting Group Başkanı Dr. Peter Hawkins, Mevlana ve Nasreddin Hoca’nın bu alandaki en büyük iki eğitmen olduğunu söyledi. Hawkins’in ‘Nasreddin Hoca’nın Liderlik Rehberi’ adlı bir kitabı da var. eski ve yeni Nasreddin Hoca fıkralar derleyen, Hawkins bunları modern organizasyon ve danışmanların dünyasına uyarlıyor: ‘Bu fıkralar aşina olduğumuz durum ve düşünceleri değişik bir bakış açısından görmemizi sağlayarak bizi şoke edebilir. Nasreddin Hoca bizi, paradoksları kurcalamaya ve nedenselliğin tek boyutlu bir süreç olmadığını, altta yatanın birbiriyle bağıntılı modellerden çıktığını anlamaya davet eder.

Yazar: Burcu Özçelik

Kaynak: http://www.yenibir.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir