Rehberiniz-Bill gates isen okulu bırak!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Bill gates isen okulu bırak!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Bill gates isen okulu bırak!

Avrupalı işadamlarının Türkiye”nin Avrupa Birliği”ne katacaklarını ön planda tuttuğunu belirten Bülent Eczacıbaşı, ”Her genişleme sürecinin AB”ye bir katkısı var. Türkiye büyük bir ülke olduğu için önemli bir adım olacak” dedi

Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Bülent Eczacıbaşı TÜSİAD”da en üst görevlerde bulunmuş bir işadamı. Uluslararası vizyonuyla Türk iş dünyasının yurtdışındaki yüzü olan ve beyefendi tarzıyla tanınan değerli bir isim. Röportajı Levent”teki Holding Binası”nda gerçekleştirdik. Çalışma odasında geçmişten günümüze seramik ve sanat eserlerine rastlıyoruz. Çocuklarının ve eşi Oya Hanım”ın güzellik kraliçelerini andıran çok hoş bir resmi baş köşede duruyor. Bülent Bey”in yüzündeki tebessüm söyleşimiz boyunca hiç eksilmedi. Bülent Eczacıbaşı her zamanki net ve diplomatik üslubuyla ekonomiden siyasete, sanattan kendi grubunun gelecek planlarına kadar pek çok konudaki düşüncelerini paylaştı.

İLAÇ SEKTÖRÜ PARLAK

Uzmanlaştıkları sektörlerin dışına çıkmak istemediklerinden özelleştirmelerde yer almadıklarını belirten Bülent Eczacıbaşı, yurtdışı yatırımlarına hız verdiklerini söylüyor. Eczacıbaşı”nın yoğun olarak çalıştığı projelerin başında Rusya”da hayata geçirilecek yeni seramik sağlık gereçleri ve karo seramik fabrikaları bulunuyor. Ekonominin son 50 yıldır olmadığı kadar iyi bir noktada olduğunu da söyleyen Eczacıbaşı, ”Ekonomide son 50 yıldır gelmediğimiz bir noktadayız ancak hala bazı sorunlar var. Faizler yüksek seyrediyor. Türkiye ile ilgili hala bir risk algılaması var” diyor.

Siz çok şapkalı bir işadamısınız, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında üst düzey görev alıyorsunuz. Ama ilaç sizin için her şeyden daha önemli. Aynı zamanda İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası Başkanı”sınız. Türkiye, gelecek açısından ilaç üreticileri için cazip bir pazar mı?

Nüfusu ve giderek artan alım gücü ile Türkiye ilaç firmaları için kesinlikle cazip bir pazar. İlaç firmaları ya kendileri ürünlerini üreterek veya başka kuruluşlara ürettirerek ya da ithalat yoluyla Türkiye pazarına giriyor. Türkiye pazarı da gelişiyor.

İlaç sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlaç sektörünün geleceği parlak ama bu sorunsuz olduğu anlamına gelmiyor. İlaç sektörünün bağlı olduğu koşullardaki değişim nedeniyle ilaç sektörü de bir değişim geçiriyor. Örneğin kamu alımlarında tasarruf önlemleri ciddi biçimde yürürlüğe konuyor. Bu da ilaç fiyatlarını ve geri ödeme sistemlerini etkiliyor. İlaçta geçen yıl ciddi fiyat düşüşleri yaşandı. Bu sektörde alışılmış bir şey değil. Sağlık Bakanlığı”mız fiyatların belirlenmesini kökünden değiştirerek yeni bir sistem getirdi. Avrupa”da pazarlanan emsallerine göre en ucuz ilaçların Türkiye”de satılmasını sağlayacak bir sistem bu. Bazı eksikleri olmakla birlikte çok doğru bir sistem olduğunu söyleyebilirim. İlaca erişimin giderek kolaylaşması ve yeni pazarlanan ürünler nedeniyle ilaç sektörü büyümesini yüksek oranlarda sürdürecek.

Ekonominin gidişatından memnun musunuz?

Ekonominin hiç sorunsuz olduğu bir dönem yoktur. Bugün de ekonomide bazı sorunlarımız var. Ancak, olumlu noktalar çok ağır basıyor. Son 50 yıldır gelmediğimiz bir noktadayız. Çok uzun bir süre kriz korkusu ile yaşadık. Bu korku hepimize zarar verdi. Türkiye hep enflasyonla yaşadı. Hatta ”Türkiye dünyada enflasyon liderliğini hep elinde tutar, kamu açıkları Türkiye”nin değişmez bir kaderidir, Türkiye özelleştirme yapamaz” gibi konuları neredeyse değişmez gerçek olarak kabul ettik. Ama son dönemde bunun böyle olmadığını gördük. Ekonomide yaşanan gelişmeler, yatırım iştahımızı ve ileriye dönük bakışımızı çok olumlu etkiledi. İstikrarlı bir ortamda ileriye çok daha güvenle bakıyoruz.

Kırılganlık söz konusu mu?

Ekonomide bazı dengelerin tam sağlanamamış olduğunu görüyoruz. Faizler yüksek seyrediyor. Türkiye ile ilgili hala bir risk algılaması var. Faizlerden döviz kurlarına yansıyor. Bugün döviz kurları sadece ihracatımızı etkilemiyor. Ekonominin tümünde ciddi bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Fakat istikrar arttıkça faizlerin inmesiyle bu sorun aşılır. İstihdamda sorunlar devam ediyor. Yatırımlara ve inşaat sektöründeki canlanmaya paralel istihdamda bir iyileşme bekliyorum.

Özelleştirme süreci başarılı

1980”den beri özelleştirme konuşuyoruz. 20 yıl bir mesafe alınamadı. 2000”den sonra özelleştirmeler hız kazandı. Son dönemde de kararlı bir şekilde yapılıyor. Bu uygulamayı başarılı buluyorum. Bizim yatırım planlarımızda kendi alanlarımızın yatırım ihtiyaçları çok ağır basıyor. Özelleştirmelerdeki kuruluşların yatırımlarımızla yakından ilgisi olmadığından biz yer almadık.

Rusya”da yeni fabrikalar yolda

Eczacıbaşı Holding”in yeni yatırım planlarından bahsedelim. Uzun vadede mutlaka vardır, ama kısa vadede yeni bir proje var mı? Yurtdışında girişimleriniz?

Çeşitli yatırımların içindeyiz. Bir kısmı sürmekte olan, bir kısmı da çok yakında başlayacağımız yatırımlar. Mevcut kuruluşlarımızın genişleme projeleri bu yatırımlar içerisinde çok önemli yer tutuyor. İstisnamız Kanyon projemiz. Bozöyük”te hem karo fayans hem de sağlık gereçleri alanında seramik üretim tesisleri inşaatı devam ediyor. Askaynak tesisimizin yeni fabrika inşaatı da sürüyor. Yurtdışı girişimlerimiz hız kazanıyor. Rusya”da iki seramik fabrikası için girişimlerimiz ileri bir aşamaya vardı. Yatırıma başlamak üzereyiz.

Yabancı ortaklıklara bakışınız nasıl?

Topluluğumuzda çeşitli yabancı ortaklıklarımız var. Yabancı ortaklıklara hep olumlu baktık. Yabancı ortaklıkta bizim açımızdan önemli olan, finansman katkısının ötesinde mutlaka yeni bir şey getirmesidir. Bizi dünyaya açacak pazarlama gücüne veya ürün know-how”una bakarız. Tüm ortaklıklarımızı yarı yarıya pay sahibi oranlarında dengeli yaptık. Hayal kırıklığıyla biten bir ortaklığımız hiç olmadı.

Avrupalı işadamları hep destek oldu

l3 Ekim”de Türk Hükümeti”ni kararlı ve soğukkanlı tutumundan ötürü kutlamıştınız. Bu noktada diplomasinin öneminden bahseder misiniz?

En kritik noktalar o anlarda diplomatlarımızın, siyasetçimizin becerilerine odaklanıyor. Çok kısıtlı sürelerde çok kritik kararlar almak gerekiyor. Söylenen her kelimenin anlamı çok büyük. Diplomasinin önemi tartışılamaz. 3 Ekim”de de başarılı bir performans gösterildi.

AB bir çağdaşlık projesi demiştiniz. Halkın uyumu nasıl olacak? Sokaktaki insan biliyor mu?

Türkiye”de AB üyeliğine geniş destek olduğu doğru. Bu böyle devam eder mi o ayrı konu. Müzakere sürecinde herkesin çalışma şartlarını etkileyecek konular birer birer önümüze geldikçe belki bu tutumda farklılıklar olabilir. Birçok AB ülkesinde de bu böyle olmuştur. Türk insanının AB”den farklı beklentileri var. Bazısı gerçekçi, bazısı değil. Elde edilen başarıda halkın olumlu tutumunun büyük etkisi var.

Yabancı ve özellikle Avrupalı işadamlarının Türk işadamlarına bakışları nasıl?

Avrupa”daki iş aleminden hep destek aldık. Ülkelere göre farklılıklar oldu tabi. Bazı ülkelerde TÜSİAD benzeri örgütler bu konularda kendi hükümetlerini yönlendirmekte daha aktif olabildiler. Bazı ülkelerde ise tam tersine onlar politikacılarının etkileri altında olabiliyorlar. Fransa bunun bir örneği. Onlar daha pasif ve sessiz yaklaştılar. Fakat genelde Avrupalı işadamları ve iş örgütlerinin bize destek verdiklerini gördük.

Avrupalı işadamları temelde Türkiye”nin üyeliğini neden istiyorlar?Kültürel ve dini fark olmasına karşın.

Temelinde aslında basit bir neden var. Ekonomik görüş açıları ağır basıyor. Siyasi düşünceleri bir kenara itmek konusunda daha özgür olabiliyorlar. Türkiye”nin Avrupa Birliği”ne katacaklarını ön planda tutuyorlar. Her genişleme sürecinin AB”ye bir katkısı var. Türkiye büyük bir ülke olduğu için önemli bir adım olacak.

Siz hangi ülkenin işadamları ile çalışmayı tercih edersiniz?

Böyle bir ayırım yapmak zor. Son 20 yıldır çeşitli ülkelerden kuruluşlar ile ortaklıklarımız var. Hepsi ile çok rahat çalışıyoruz, sorunlu bir ortaklık yaşamadık. Bunların tümü ABD ve Batı Avrupa”dan. Örneğin Uzak doğu”dan bugüne kadar bir ortağımız olmadı. Ama kuruluşlar arasındaki kültür farkı önemli oluyor. Aynı ülkenin bir A kuruluşu ile çalışmak kolay olurken B şirketi ile çalışmak zor olabiliyor. Kurum kültürünün birbine uyması gerekiyor. İş yaşamı ve etik kurallar benzer olduğu için köklü düzgün kuruluşların ülkelere göre çok farkları yok.

İş hayatında insan seçmekte zorlandım

Sizce başarılı olmanın kriteri nedir?

Yapılan işin ciddiye alınması. Öğrenci okurken, yetişkin çalışırken en iyiyi yapmaya çalışmalı. Öğrencilere de söylerim. Bill Gates olduğunuzdan eminseniz okumayı bırakın. Ama milyonda bir olur. O yüzden eğitim önemli. İş hayatına girerken şirketler, CV”nizdeki başarılara bakacak.

Yaşadıklarınızdan öğrendiğiniz bir şey var mı?

İş hayatında insan seçmenin ne kadar zor olduğunu gördüm. Hepimiz hatalar yaparız. Yanlış insan seçilmesine bağlı hatalar yapmışımdır.

Hem İngiltere”de hem de ABD”de okudunuz. Hangi eğitim sistemini daha beğendiniz?

İngiltere”de kendimi lisenin devamında gibi buldum. Devam zorunluluğu ve ağır çalışma gerektiren bir sistem var. ABD”de master yaptığım için tam karşılaştırma yapmam zor. Ama ikisi de Avrupa üniversitelerinin yaşadığı problemleri yaşamıyor.

İstanbul Alman Lisesi”ni bitirdikten sonra hiçbir öğrenci başarı rekorunuzu kıramamış.

Kara geçmişimden bahsetmeyelim (gülüyor). Takip etmiyorum ama okul müdürü beni öyle takdim etmişti.

Ekşi Sözlük”te sizin için ”günde 2 saat uyuyan değerli insan” demişler.

Bu sakın benim toplantılarda uyuduğum süre olmasın. (gülüyor)

Uyku saatlerime dikkat ederim. Günde 7 saatin altına inmemeli.

İstanbul Modern ile gurur duyuyorum

Türkiye”de aile şirketleri yeterince kurumsallaşabiliyorlar mı?

Kurumsallaşma için o ülkede bunu teşvik eden koşullar olmalı. Rekabet olmazsa kurumsallaşma ihtiyacı olmuyor. Geçmişte aile şirketleri profesyonel yönetici istemiyordu. Bugün yatırımcı ile yönetici ayrılabiliyor. Kurumsallaşma olursa şeffaflaşma yaşanıyor. Siyaset dünyası ile iş dünyasının ilişkileri daha sağlam bir zemine oturuyor.

Eczacıbaşı ailesinin sanata ilgisini hepimiz biliriz. İstanbul Modern”in Yönetim Kurulu Başkanı da eşiniz Oya Eczacıbaşı. Siz neler hissediyorsunuz?

İstanbul Modern ile gurur duyuyorum. Bizim burada öncülük rolümüz var. Ancak başta Hedef Allianz ve Avea olmak üzere pek çok kuruluşun işbirliği ile ortaya çıkmış bir yer. İstanbul Modern”e, yurtdışından da çok olumlu tepkiler geliyor.

Bir oğlunuz ve bir kızınız var. Hangisi sanatla daha ilgili? Çocuklarınıza özellikle ne önerirsiniz?

İkisi de çok ilgili. Annelerini izliyorlar. Çocuklarımıza özel reçeteler önermiyoruz. Onlarla birlikte olayları yaşamayı ve birlikte değerlendirmeyi tercih ediyoruz. Onları bir kenara çekip nasihat vermiyorum.

Yazar: Röporatj: Ece Vahapoğlu

Kaynak: http://Akşam

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir