Rehberiniz-Ben de sonradan görmeyim!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “Ben de sonradan görmeyim!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ben de sonradan görmeyim!

Ben sonradan görmeyim

HAYATIMDA ilk Ford Mustang’i 1960’ların sonunda İzmir’in Alsancak Semti’nde gördüm.

Durup 15 dakika seyrettim.

Şimdi düşünüyorum da, galiba hayatın ilk tasarım hazzını ve bilincini de o gün orada aldım.

İzmir’in tanınmış bir ailesinin oğlunundu.

Yeni Asır Gazetesi’nin sosyete sayfalarında onu hep güzel kızlarla birlikte görürdüm.

Öyle araba düşkünlüğüm falan yoktu.

Ama bu arabanın tasarımındaki devrimi, içgüdüsel bir hazla yakalamıştım.

Mustang, hayatımın en derin klişelerinden biri olarak bir yerlerimde hep kaldı.

Mütevazı ailemin asla sahip olamayacağı bu araba, içimdeki güçlü duyguyu uyandırdı.

Sahip olabilmek, tadabilmek, hazzını yaşayabilmek için mücadele etmek duygusunu.

* * *

Bundan bir ay kadar önceydi.

Güzel bir Akdeniz akşamını yaşıyordum.

Her şey dozundaydı.

Ay ne tam dolunay, müzik ne gümbür gümbür, ben ne bir uçtayım, ne ötekinde.

İçimdeki şeytan bile beni terk etmiş, hınzırlık derseniz teneffüse çıkmış.

Yedi sekiz kişilik bir masadayız.

Dışarıda 6-7 şiddetinde deniz var, ama ruhum öyle bir limana sığınmış ki, sanki bir göldeyim.

İçimde hiçbir fırtınanın eseri yok.

Anlayacağınız tam Ülkü Tamer kıvamındayım:

İçime çektiğim hava değil, gökyüzüdür.

* * *

Öyle bir sessizlikte, tabiatıyla yan masadan gelen sesleri de alıyorum.

Orada güzel bir kadın konuşuyor.

Kimden söz edilse, aynı cevap:

Şekerim o sonradan görmedir.

İşte o an nedense aklıma kırmızı Mustang geliyor.

Ve aniden kalkıp teklifsizce yan masaya, kadının tam karşısına oturup sakin bir ifadeyle konuşmaya başlıyorum:

Hanımefendi, istemeyerek kulak misafiri oldum. Size bir itirafta bulunmak istiyorum.

Hayretle yüzüme bakarken devam ediyorum:

Ben de sonradan görmeyim…

* * *

Evet, gerçek bir sonradan görmeyim.

Ne gördüysem, 45 yaşımdan sonra gördüm.

Çocukluğum, gençliğim hep mütevazı imkánlarla geçti.

İyi bir arabaya 50 yaşımdan sonra bindim.

Çok iyi bir şarabı hayatımda ilk defa 40 yaşlarımdan sonra içtim.

Havyarın iyisini derseniz, son 20 yılda.

Çok güzel bir eve taşındığımda 40’lı yaşlarımın sonundaydım.

Gençlik yıllarımın efsanevi şehri Katmandu’ya bile 50’li yaşlarımın sonunda gittim.

Uçağa ilk defa 23 yaşımda bindim.

İlk ciddi marka elbiseyi giydiğimde, gövdemin defoları çoktan saklanamaz hale gelmişti.

İlk Macintosh müzik setimi, hayatım yarım yüzyıla dayandığında alabildim.

Ve hálá sonradan göremediğim şeyler bile kaldı.

Mesela, hálá Romano Conti şarap içemedim.

* * *

Sonradan görme olmadığım tek şey ise güzel kadındır.

Hayatımın çok genç yaşında, çok güzel bir kadınla tanıştım ve evlendim.

Bir de aile sevgisi ve mutluluğu…

O hazzı da daha doğar doğmaz tattım.

Ben bir sonradan görmeyim ve şimdi size küçük bir sonradan görme manifestosu açıklamak istiyorum.

Evet ben sonradan görmeyim.

Yıllar boyunca bütün haz ve duyularım nötr kaldı.

Hayatımın en büyük hazlarını 40’lı yaşlarımdan sonra, ilk şarap yudumu gibi yaşadım.

O yüzden sonradan gördüğüm, sonradan tattığım, sonradan yaşadığım her şeyin kıymetini çok bilirim.

Sonradan görmelik, kişiliğimin en mutena yanıdır.

Onu asla bir hakaret olarak kabul etmem.

Sonradan görme olduğum için en gelişmiş insanlık duygum, minnet duygusudur.

Şükran duygusudur.

* * *

Aniden kendime geldim.

Allah’tan hálá bizim masadaydım ve yan masaya hiç geçmemiştim.

Başka bir şeye daldım.

Artık iyice sıkıldığım yazarlık kariyerimi bir kitapla kapatmak istiyorum.

Adı “İskelenin Ucundaki Mabet” olacak.

Akbük’teki iskelenin ucunda geçirdiğim yalnızlık anlarında, ruhumun tamamı haline gelen o minnet ve şükranı anlatmak istiyorum.

O kitabın küçücük bir yerinde, belki de sadece benim fark edebileceğim bir imza olacak.

Küçük, kırmızı bir Ford Mustang.

Çünkü başlangıçta o vardı.

Allah, Mustang’i yarattı.

Ve sonra beni…

Sonra da benim bütün sonradan gördüklerimi…

Yazar: Ertuğrul Özkök

Kaynak: http://Hürriyet

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir