Rehberiniz-Başarıyı en çok hangi faktör etkiliyor?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Başarıyı en çok hangi faktör etkiliyor?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Başarıyı en çok hangi faktör etkiliyor?

Yürek, zeka, cesaret, şans başarıyı hangisi getirir?

Liderlerin karar alma sürecini etkileyen özellikler ve bu özellikleri iyi kullanan liderlerin öyküleri…

Başarının sırrı henüz net olarak çözülmüş değil. Yine de bu konuda sayısız kitap ve makale yazıldığı bilinen bir gerçek. Son dönemin dikkat çeken kitaplarından “Heart, Smarts, Guts and Luck” da bu sorunun yanıtını arayan iş kitaplarından biri. İş dünyasının yakından tanıdığı Anthony Tjan, Richard Harrington ve Tsun-Yan Hsieh tarafından kaleme alınan kitap, benzerlerinden oldukça farklı. 500’e yakın CEO ve girişimcinin karakter özelliklerini inceleyen deneyimli yazarlar, başarılı liderlerin yürek, cesaret, zeka ve şans özelliklerinden en azından birine daha fazla sahip olduğunu vurguluyor. En önemlisi, bu savlarını günümüzün önde gelen liderlerini örnek göstererek ispatlıyorlar. Zappos’un Tony Hsiesh’i mi yoksa Virgin’in Richard Branson’ı mı sizi daha fazla etkiliyor? Amazon’dan Jeff Bezos’u mu, yoksa Wall Street’in yıldız isimlerinden Warren Buffett’ı mı daha çok beğeniyorsunuz? Vereceğiniz yanıt, sizin liderlik özelliğinizi ortaya çıkarabilir, Aynı zamanda gelecekte nasıl başarılı olacağınızın sırrını da… İş dünyasının kıdemli araştırmacıları Anthony Tjan, Richard Harrington ve Tsun-Yan Hsieh yeni kitapları, “Hearts, Smarts, Guts and Luck” (Yürek, Zeka, Cesaret ve Şans) da bu soruların yanıtını arıyor. Bir lidere strateji belirlerken ve karar alırken hangi özelliğin daha fazla yardımcı olduğunu bu kitapta açıklıyorlar. Yazarlar, deneyimli CEO’lardan yeni kurulmuş şirket liderlerine kadar 500 kişiyle gerçekleştirdikleri görüşmeler sonucunda, liderlerin karar alma sürecini etkileyen 4 ana özellik olduğunu vurguluyor, Bu 4 özellik etrafında ise kimlerin nasıl başarılı olduğunu irdeliyorlar. İşte onların ağzından başarı sağlayan bu özellikler ve bu özellikleri iyi kullanan liderlerin öyküleri…

1- YÜREĞİYLE HAREKET EDENLER

“Yüreğiyle hareket eden liderlerin karşısına oturduğunuz anda bunu hissetmeniz mümkün. Bu tip liderler, kararlarının hepsini mantık çerçevesinde ya da araştırarak almıyor. Hatta çoğu, detaylı bir iş planından bile yoksun olarak iş hayatına atılıyor. Bu tür liderlerin inandığı bir düşünceye ‘Delice, kötü zamanda ya da imkansız’ dediğiniz anda bu fikrin neden işe yarayacağına dair pek çok neden ortaya sürmek için çabalıyorlar. Çünkü onlar için önemli olan vizyonlarının başarılı biçimdi hayata geçmesi… Cirque du Soleil’in yaratıcısı ve sokak sanatçısı Guy Laliberte de bu tür liderlerden biri. Sirk kavramına yeni bir bakış açısı getiren isim, bugün Cirque du Soleil’in yıllık 1 milyar dolarlık ciroya koşmasına neden olmuş durumda.Ev ekonomisi öğretmeni ve bir anne olan Doris Christopher ise yüreğiyle hareket eden bir başka lider. Christopher, her evin profesyonel mutfak araçlarına sahip olması gerektiğine inanarak yola çıkmış bir girişimci. Bu nedenle Tupperware partileri organize ederek bağımsız satış danışmanlarını yemek yapma aşkı etrafında birleştirdiğini söylüyor. Aynı zamanda kurduğu şirket Pampered Chef’i aile hayatını iyileştirmeye adıyor. Bu vizyon ise geleneksel ‘sol beyin’ ürünü iş tiplerinden oldukça farklı olmasıyla dikkat çekiyor. Bu başarının sonucunda 2002 yılında Pampered Chef’in yıllık satışları 700 milyon doları buldu ve şirket, Berkshire Hathaway tarafından satın alındı.

“İş planı yapmıyorlar”

Aslında başarılı işlere imza atan girişimcilerin yüzde 70’i bir iş planıyla işe başlamıyor. Sonuçta yürekten hareket eden liderler için amaç, şirketin, ürünün hatta kârın bile önüne geçiyor. Vimeo’nun kurucularından Zach Klein da amaç etrafında her türlü fedakarlığı katlanmış girişimcilerden… Klein’ın 2004 yılında kurduğu Vimeo, Kasım 2011’de aylık 65 milyon ziyaretçiye ve 8 milyondan fazla kayıtlı kullanıcıya ulaştı. Klein, ‘Vimeo aşkın bir ürünüdür. Uygulayabileceğim pek çok fikir arasından her zaman aşık olduklarımı seçerim. Daha sonra bunlar arasından devam ettirebileceklerime odaklanırım’ diyerek işine nasıl tutkuyla bağlı olduğunu anlatıyor. İncelendiğinde ise Zach Klein’ın girişimcilik DNA’sında yüzde 48 oranında yürek, yüzde 26 oranında şans, yüzde 22 oranında cesaret, yüzde 4 oranında aklın mevcut olduğunu söylemek mümkün.

Amaca yönelmeyi seviyorlar

Cue Ball’un ortaklarından ve McDonald’s Venture’ın eski genel müdürü Mats Lederhausen da ‘Eğer güçlü bir iş kuracaksanız işe güçlü bir amaçla başlayın’ diyor. Bir işin başarılı olması için otantik, ilham veren ve hizmet sunan bir amaç etrafında şekillenmesi gerektiğini söylüyor. Mats’e göre, üründen önce amaç, kârdan önce de ürün geliyor. Ancak amaç sahibi olmak kârsız bir iş yapmak anlamına da gelmiyor… Amacı olan ve yüreğiyle hareket eden girişimciler, insanlar tarafından benimseniyor. Onların yarattığı işler yok olduğunda insanlar o işi özlüyor. Lederhausen, bu bakış açısı sayesinde önemli başarılara da imza atmış bir girişimci. Kariyerine McDonald’s’da kasada başlayan isim, kısa zamanda 150 franchise’ın kurucu operatörü olmayı başarıyor. En sonunda da McDonald’s Venture’ın genel müdürü oluyor ve Pret A Manger, Chipotle ve RedBox gibi çok başarılı konseptlere imza atıyor. Lederhausen liderlik felsefesini ise şöyle özetliyor: ‘Benim felsefem yürekten işi yapmak ve sahici olmakla ilgili. Sonuçta kuracağınız iş ve tüketici aynı ilahinin etrafında toplanmalı.’

2- ZEKA İLERİYE GÖTÜRÜYOR

Zekasıyla hareket eden iş insanlarına gelince… Bu tipteki iş insanları mantık çerçevesinde, gerçekler ışığında karar veriyor. Onlar işlerini, delege ederek, kesin hedefler koyarak, yükümlülük üzerine bir sistem oturtarak, stratejiyi belirleyerek, birinci sınıf performansı vurgulayarak yönetiyor. Bu kişilerin birkaç tipe ayrıldığını da belirtmek gerek. Bunlardan kimi kitap zekası, kimi sokak, kimi yaratıcılık, kimi ise insan zekasına sahip. Zekasıyla hareket eden iş insanları her zaman odak iş fikrini bulan kişi olmayabiliyor. Ancak bu fikri iyice anlamak, yakalamak, çerçevelemek ve kendi özünde geliştirmek konusunda önemli bir yeteneğe sahip oluyorlar. Fikirleri, trendleri ve yaklaşımları diğerlerinden daha önce ve hızlı birbirine bağlıyorlar. Başkalarının kaos olarak gördüğü işlerde mantığı, algıyı, zekayı, deneyimi ve pazarla ilgili bilgiyi kullanıyor ve işi ileriye götürüyorlar.

Bu liderler basitlikten kazanıyor

Akıl egemen liderler çok başarılı iş kurucular olarak da biliniyor. eBay’den Meg Whitman ve Amazon’dan Jeff Bezos bu konuda çok iyi örnekler. Whitman, kariyerine Bain&Company’de danışman olarak başlamış bir lider. Bezos ise New York yatırım şirketi olan D. E. Shaw’da kariyerini ilerletiyor. Bezos’un medya sektöründe pişmemesi ise dikkat çekici. Bezos, zekasını kullanarak internetin gelişiminde çok büyük fırsatlar görüyor. Bu sayede de çağımızın en önemli internet girişimlerinden birini yaratma şansı elde ediyor. Kariyerinin ilk yıllarında kitapla yakından uzaktan alakalı bir iş yapmamasına rağmen aklını kullanarak pazarı iyi kokluyor ve ileriye doğru çığır açıcı bir adım atıyor. Bezos gibi akıl egemen liderler için düşüncelerini aksiyona dönüştürmenin anahtarı bazı gerçekler de önemli.. Onlar, ‘Dışarıdaki en büyük pazar hangisi’, ‘Ne tür kara delikler var’, ‘Bizim mavi okyanus stratejimiz ne’ gibi sorular sorarak diğer lider tiplerinden farklılaşıyor.

“Kayıp uzuv deneyi”!

Uzmanlara göre yüksek IQ, bir işin başarısı için en az ihtiyaç duyulan özelliklerden biri… Yine de dünyada başarılı olmuş pek çok girişimcinin sokak, insan ya da yaratıcı zekadan en az birine sahip olduğu biliniyor. Örneğin Dr. Vilayanur Ramachandran, ‘sokak aklı’ olarak adlandırılabilecek bir zekaya sahip. Davranış nörolojisi ve görsel psiko-fizik alanlarında yaptığı çalışmalarla tanınan bir sinir-bilimci. ‘Olmayan uzuv’ ağrısı için gerçekleştirdiği basit ancak dahiyane fikirle ünlenmiş bir isim. Pahalı terapi seanslarının yer aldığı bu alanda Ramachandran, 5 dolarlık bir aynayla ‘olmayan uzuv’ ağrısını çözüme kavuşturmayı başarıyor. Örneğin hastanın olmayan kolunun yerine bir ayna yerleştiriyor ve kişinin diğer uzvunu o aynada görmesini sağlıyor. Bu sayede hasta, sağlam olan uzvunun bir yansımasını kayıp olan uzvunun yerinde görüyor. Bu sayede beyin hastaya aynadaki yansımanın gerçek olduğunu düşündürüyor. Bu durum da acıda büyük oranda bir azalma gerçekleşmesine neden oluyor.

“Alışveriş sepeti” teorisinin anlamı

Aynı şekilde sokak zekasına sahip bir başka isim de alışveriş antropoloğu Paco Underhill… Binlerce dakika tüketicileri alışveriş yaparken izleyen deneyimli yönetici, eli kolu ürünle dolu olan müşterilerin neden daha az alışveriş yaptığına dair basit ancak oldukça yerinde bir tespit yapmasıyla tanınıyor. Underhill, tüketicilerin bir yardım olmadan alışveriş yaptıklarından bir an önce kasaya gitme eğiliminde olduğunu söylüyor. Yöneticilerin alışveriş sepetlerini mağazanın ortasına koyarak müşterilerin alışveriş yapma zamanlarını artıracaklarına da vurgu yapıyor. Sonuçta tüketiciler bir kez marketin içine girdiklerinde bir sepet almak için nadiren dışarıya çıkıyorlar. Bu basit tespit, gözlem yeteneği olan herkesin aklına gelebilir diye düşünebilirsiniz. Ancak Underhill’in bu önerisi daha önce kimsenin aklına gelmediği gibi pazarlama dünyasında önemli bir çığır açmayı da başarıyor.

3- GELİŞMEK İÇİN CESARET ŞART

Aksiyona geçmek, riski kabul etmek ve yeniyi denemek için cesaret gerektiğini herkes bilir. Dünyanın tamamı tutkulu ve amaca yönelik muhteşem zekalara sahip olsa da bu insanlarda cesaret yoksa o zaman gelişmekaydetmek mümkün değildir. Cesaret olmasa hala kulübelerde yaşayıp mızraklarla balık yakalıyor olabilirdik. Bu nedenle cesaretli liderlere ihtiyacımız var. Bu insanlar bütünüyle bir aksiyonu başlatmak ve sürdürmekte çok iyidir. Günümüzde ise liderler cesareti pek çok farklı şekilde gösterilebiliyor. Risk alanlar arasında girişimciler ve inovatörler bulunuyor. Bu insanlar, yeni alanlara girmek için can atmalarıyla dikkat çekiyor. Bunun dışında bir iş yanlış yönetiliyor ya da kötü bir performans gösteriyorsa geri dönme cesareti gösterenler de cesur yöneticiler olarak adlandırılıyor. Bu kişiler genellikle ‘5 yıllık stratejilerin’ adamı olmuyor. Çünkü her gün farklı bir heyecan yaratacak işlerin peşinde koşmak istiyorlar.

Google’a nasıl meydan okudu?

Risk almaktan hoşlanmayan ancak riski anlayan cesur liderler de var. Onlar kendi hedeflerinin peşinden riski anlayarak, kabul ederek ve yöneterek gidiyor. Karar vermekten korkmuyorlar. Bu tip liderler, şu an ile gelecek arasındaki zamanın kısalmasına neden olmalarıyla dikkat çekiyor. Google’ın AdSense’inin en büyük rakiplerinden Quigo’nun CEO’su Micheal Yavonditte de bu türden bir lider. Şu anda Hashable’ın kurucusu olan Yavonditte şöyle diyor: ‘Google’la rekabet etmek cesaret isteyen bir işti. Pek çok insan bizim deli olduğumuzu söyledi. Ancak bizim her gün bu işi yapmamız, rakiple mücadele edecek bir yol bulmamız gerekiyordu. İşimizi yürütüp yürütemeyeceğimizi bilmiyorduk. Ancak cesaretle ısrar etmek zorundaydık. Bence başarılı inşaları birbirine bağlayan en karakteristik özellik ısrarcı olmaktır.’ Bu cesaretli yaklaşımının ardından şirketini AOL’a

360 milyon dolara satmayı başaran Yavonditte, ‘Bir işi kurmak ve yürütmek sırasında pek çok şey yaşarsınız. Pek çok süreç yanlış gider, pek çok insan sizi hayal kırıklığına uğratır. Pazar umduğunuz gibi çıkmaz, ürününüze gösterilen tepki sizi üzebilir. Ancak önemli olan cesaretle çalışmaya devam etmek ve ısrarcı olmaktır’ diye konuşuyor.

4- DAHA ŞANSLI OLMAK İÇİN

Araştırmalar şansın genellikle şans ağını iyi kullanan ve şanstan yana tavır alan insanların kapısını çaldığını gösteriyor. Ayrıca şanslı liderler genellikle alçakgönüllülüğe, entelektüel bir meraka ve iyimserliğe de sahip oluyor. Zaten bu 3 faktör, bu insanların bir şans ağının içinde olmasına neden oluyor. Bu ağdan kasıt çok önemli iletişim kontaklarına sahip olmak değil. Şans ağı, stratejik ya da değerli olarak görülmeyecek sizin özgün ilişkilerinizin bir bileşiminden oluşuyor. Bu ağda yer alan kişiler zaman geçince stratejik ve değerli oluyorŞansın hayatımızdaki yerini kabul etmek çoğu insan için hiç kolay değildir. Sonuçta çoğu lider, hayatta imza attığı her başarının arkasında sadece kendi rolü olduğunu söylemek ister. Ancak herhangi bir girişimcinin hayatına bakacak olursanız şans faktörünün en azından bir olayda kendisine yardım ettiğini görürsünüz.

Şans ağı, başarıyı da getirir mi?

Mediabistro.com sitesinin kurucusu Laurel Touby’i düşünün. Kazara internet girişimcisi olmuş bir lider. Touby, 1994 yılında kendi dairesinde kokteyl partileri düzenlemeye başlıyor. Medya sektöründeki kişileri bir araya getirerek onların birbirlerine yardım etmesini amaçlıyor. Ancak Touby, bunun bir gün işe dönüşeceğini hiç düşünmediğini söylüyor. Sadece belirli bir süre sonra konuklarından, eğer sunulan hizmeti faydalı buluyorlarsa, 100 dolar vermelerini istediğini belirtiyor. Yani gönüllülük esasına göre para toplayarak işe başlıyor. Bu oluşum, 1996 yılında online bir hal alıyor. Türünün en erken iş arama sitelerinden birisi oluyor. Site sadece New York’daki gazetecilerin bir araya gelmesi için oluşturulmasına rağmen zaman içinde tüm dünyaya yayılıyor. 2007 yılında Touby, siteyi 23 milyon dolara Jupitermedia’ya satıyor. Touby’nin başarısının büyük bir kısmı bu işle ilgili hiçbir şey bilmediğini kabul etmesinden geliyor. Şüphesiz farklı özellikleri de ona yardımcı oluyor. Ancak tavrı ve ilişkileri sayesinde şans için doğru ortamı yaratmayı başarması onu farklı kılıyor.

Tohum piyangosuna dikkat

İçine doğduğunuz yüzyıl ve nerede doğdunuz da hayatınızı etkileyen önemli şans faktörlerinden… Günümüzün önde gelen pek çok girişimcisinin profesyonel kariyerine başlama zamanının ticari internetin geliştiği yıllara denk gelmesi bu nedenle bir tesadüf değil. Örneğin, Zappos’un kurucusu Tony Hsieh için zamanlama büyük bir şans faktörüydü. Hsieh, web’in ticarileştiği bir dönemde önde gelen bir internet şirketi yaratmakla kalmadı, aynı zamanda bu alanda karşısına çıkan başka fırsatları da değerlendirdi. Görece olarak genç bir yaşta, pek çok Fortune 500 şirket yöneticisiyle tanışma şansını elde etti. Bunun en önemli nedeni ise yaşça daha büyük olan yöneticilerin internet çağını anlamakta zorlanmasıydı. Doğduğu yıl ve ortam sayesinde normalde genç bir girişimcinin tanışamayacağı insanlarla tanışmayı başardı. Warren Buffett da başarısını şansa borçlu olduğunu düşünen girişimcilerden… Buffett’ın meşhur tohum piyangosu (overian lottary) teorisi de bu düşüncenin bir ürünü. Ona göre Buffett, bu piyangoyu kazanmış ve doğru zamanda, doğru ülkede ve doğru yeteneklere sahip olarak dünyaya gelmiş bir girişimci. Sermaye piyasalarının yönlendirilmesi gereken bir zamanda hayatta olması onun inanılmaz bir başarıya imza atmasına neden olmuş durumda. Buffett, ‘Eğer milyonlarca yıl önce dünyaya gelseydim bir dinazor tarafından yenir ve işe yaramayan bir insan olarak ölürdüm’ diyerek tohum piyangosunu nasıl kazandığını anlatıyor.

PUT KIRANLARA” DİKKAT

ÇIĞIR AÇIYORLAR

Yürek, cesaret, akıl ve şans 4’lüsünün dışında özelliklere sahip liderler de mevcut. Bunlara “put kıran” demek mümkün. Bu tip liderler yaşadıkları dönemde çığır açıcı işlere imza atmalarıyla tanınıyor. Richard Branson da böyle bir isim. Geleneksel yoldan gitmeyi sevmeyen ve limitlerin ötesinde bir yaşam tarzı olan çağımızın en önemli girişimcilerinden biri.

BRANSON’UN FARKI

Branson, disleksi hastası olduğu için öğrenim hayatında zorluklar yaşamasına rağmen, bu özelliğini başarıyla uygulamayı başarıyor. Kendi anlamadığı hiçbir pazarlama sloganını, hizmeti ya da ürünü tüketiciyle buluşturmuyor. “Ben bir kere de anlamazsam yeterince basit ve iyi değildir” diye düşünürüm diye konuşuyor. Bu sayede de pek çok farkı sektörde başarılara imza atıyor.

FARKLI DÜŞÜNCE ÖRNEĞİ

Steve Jobs ise bir başka put kıran örneği. Büyük ve farklı düşünmesiyle iş hayatını kökünden değiştiren bu isim, Apple, NeXT ve Pixar gibi başarılı işlere imza atmasıyla dikkat çekti. Her zaman yaptığı işe hayran olan başarılı lider, dizayn konusunda yarattığı çığır açıcı değişimlerle dikkat çekiyor. Onun cesaretli yaklaşımı, yüreğini ortaya koyduğu işleri ve akıllı pazar hamleleri daha uzun yıllar iş kitaplarını süsleyecek gibi duruyor. Henry Ford, Walt Disney, Akio Morita, Jack Welch, Katharine Graham ise put kıran liderlere diğer örnekler.

DUYGUSAL ŞİRKETLER

AMAÇLARI GÜÇ KATIYOR

İkea, Patagonia ve Nike şirketlerini bir düşünün. Hepsinin amaçları nettir. insanlar bu şirketler bir gecede ortadan kaybolursa üzülür. Örneğin ikea’nın amacı, dizayn mobilyaları demokratize ederek kitlelere ulaşılabilir fiyattan satmaktır. Patagonia, sorumlu üretim ve sürdürülebilirliğe öncülük etmiş bir şirket olarak tanınır. Nike’ın işi ise spor ayakkabıdan çok oyunun içine dahil olmak ve aktiviteyi kucaklamakla ilgilidir. Nike’ın Oregon’daki merkezini ziyaret ettiğinizde kendinizi bir işletmeden çok bir spor salonunda gibi hissedersiniz.

330 GÜN İŞTE

Infosys’in kurucusu Narayana Murthy de yüreğiyle hareket eden bir başka lider… Hatta çocuklarından birisi kendisine, ‘Sen işini bizden daha fazla seviyorsun’ dediğinde onu inandırmakta bile zorlanmış bir isim. Çünkü Murthy, yürekten bağlı olduğu işinde toplam 330 gün geçiriyor. Bir günde 16 saatini ofisinde harcıyor. Bu nedenle çocuklarını onları daha çok sevdiğine inandırmakta zorlanıyor.

ÇOCUĞU GİBİ GÖRÜYOR

Yüreğiyle hareket eden liderlerin çoğu, kendi kurdukları işlerini çocukları gibi görür ve vakitlerinin önemli bir kısmını burada harcarlar. Google’ın kurucularından Sergey Brin de kendisinin yürekten hareket ettiğini söylüyor ‘Ben büyük ihtimalle yüreğimle çalışan bir liderim. Bir şey için tutku duymak ve onun peşinden gidip her türlü zorluğa rağmen gerçekleştiğini görmek kadar insana haz veren bir şey yok.’

YENİDEN BAŞLAMA CESARETİ

İŞE AŞIK OLMAMAK GEREK

Yeni bir girişimde gerekli değişimi yaratamamak bir işin çökmesi için en önemli nedenlerden biridir. Geçmişte işe yarayan bir işe aşık olmak ve bu fikirden vazgeçememek de büyük sorun yaratır. Bazen başarılı olan bir işi bile küçültmek ya da değiştirmek gerekir. Bu da çok büyük cesaret ister. Geçmiş başarıdan vazgeçmek ve geleceğin ihtiyaçlarına göre gelişmek sadece girişimcilere has bir özellik de değil.

DÖNÜŞEREK BAŞARDILAR

Geçmişe baktığımızda dev ölçekli pek çok şirketin aynı durumla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Polaroid, Kodak, Xerox, Motorola ya da IBM bu tür örneklerden sadece birkaçı… Bunlar arasından Xerox Anne Mulchy’in liderliği devralmasından sonra IBM ise Louis Gerstner’ın başa geçmesinin ardından büyük bir değişim geçirmeyi başararak ayakta kaldı. Bu liderler hiç kuşkusuz iş dünyasının gördüğü en cesur liderler arasında yer alıyor.

J.P. MORGAN ÖRNEĞİ

J.P. Morgan da 1970’lerde gelişmek için büyük risk alan şirketlerden biri. Ticari krediler alanında isim yapan şirket, gelişmek adına kendini yenilemeyi başardı. Bunun için ise iki aksiyon aldı. ilk olarak en önemli ilk 100 müşterisine odaklanma kararı aldı. İkincisi kredi bankacılığından yatırım bankacılığına doğru bir açılım gerçekleştirdi. J.P. Morgan başarısının zirvesindeyken değişme cesareti göstermesiyle dikkat çekti.

Yazar: Şeyma Öncel Bayıksel

Kaynak: http://www.capital.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>