Rehberiniz-Başarısının sırrı alman ekolü…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Başarısının sırrı alman ekolü…” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Başarısının sırrı alman ekolü…

Kaynak: Sabah

Zorlu Holding İnsan Kaynakları Müdürü Necmi Kavuşturan, 1956 Gaziantep doğumlu. Ailesi o dört yaşındayken İstanbul”a gelmiş. Aile bir yandan maddi olarak zor günler yaşarken, bir yandan da gazeteden yapılmış kese kağıtlarını açıp okumaya çalışan Necmi Kavuşturan”ın eğitimini düşünüyormuş. Oğullarını Aksaray”da ilk kez tam gün eğitim yapacak bir deneme ilkokuluna kaydettirmişler.

23 Nisan”da çocukların büyüklerin koltuğuna oturacakları geleneğe uygun olarak okulda Kavuşturan”ın valinin yerini almasına karar verilmiş. Ancak Kavuşturan ailesi valinin giymesi gereken kıyafetleri oğullarına alamamış. Bu yüzden annesi “Oğlum sen akıllı bir çocuksun. Bir gün sen gerçekten İstanbul”a vali olacaksın” diyerek oğlunu teselli etmiş.

Necmi Kavuşturan da o günden sonra vali olmaya karar vermiş. “Kaynak mı yapıyorsunuz?” İstanbul Erkek Lisesi”nde aldığı Alman eğitimini ise başarısındaki etken olarak gösteriyor. Vali olmak için girdiği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi”nde okurken aslında bu mesleği istemediğini anlayarak üniversitede kalmaya karar vermiş.

Planları 12 Eylül darbesi ile sadece hayal olarak kalmış çünkü, üniversitelerdeki asistanlık kadroları kaldırılmış. Rotasını özel sektöre çeviren Kavuşturan, 1979”da İş Bankası”na uzman yardımcısı olarak girmiş. Kavuşturan”ın bankacılık ile yıldızı barışmamış ancak bu işin personel kısmı ile ilgilenmeye karar vermiş ve 1985”te Interbank”a eğitim müdürü olarak transfer olmuş. Bankanın genel müdür yardımcısı olduğunda Kavuşturan 32 yaşındaymış.

Personelcilikten insan kaynaklarına geçişin başladığı yıllar… Kavuşturan Türkiye”nin ilk insan kaynakları yöneticilerinden biri olur. Kartvizitine ilk kez insan kaynakları diye yazdığında arkadaşı dalga geçer: “Kaynak mı yapıyorsunuz?” 1997 yılında Zorlu Holding”in özelleştirmeden aldığı Denizbank”ın kuruluşunda yer almak üzere Interbank”tan ayrılır. 2004 yılında ise Zorlu Holding”in insan kaynakları müdürü olur…

* İlk işiniz neydi? Okurken çalışıyor muydunuz?

Turizm rehberliği yaptım. Topluluk önünde konuşma, hitap etme, insanlarla birebir iletişim kurma, empati geliştirme gibi birçok kişisel özelliği bu süreçte edindim. O terör yıllarında üniversite hayatım çok renkli geçti.

* Siyasi olayların içinde yer almadınız mı?

Hayır. Aldığım Alman eğitimi dolayısıyla hep ”Benim görevim okulumu bitirmek daha sonra siyaset yapacaksam yaparım” diye düşünüyordum. Almanya”da doktora yapmak istiyordum. Ancak 12 Eylül oldu ve alacağım burslar iptal edildi. Eşimle tanıştık ve onunla bir an önce evlenmek istedim. Bu yüzden doktora ve Almanya planları iptal oldu.

* Çok sık iş değiştirmek doğru mu?

Doğru bulmuyorum. Birkaç iş değişikliği sonucunda CV önünüze geldiğinde “Bu adam ne istediğini bilmiyor” ya da “Bu insan ne istediğini biliyor. Ama gittiği yerde barınamıyor” diye düşünüyorsunuz.

* İşinizin zorlukları neler?

Türk eğitim sistemi, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu insan kaynağını yetiştiremiyor. Üniversitelerde alınan bilgi, iş yaşamında işe yaramayan bilgiler oluyor. Bize sıfır değil, eksi kilometrede insanlar geliyor. ODTÜ veya Boğaziçi”nden mezun olanlar bile İngilizce bilmiyorlar. Bu insanlarla çalışmak zorundayız, eğitimler veriyoruz. Artık insanlar çok çabuk çalışmadan para kazanmak istiyorlar. Adaylar ilk başta “Ben ne kazanacağım” diyor. O verince biz zaten veriyoruz.

* İK”nın yönetimdeki etkinliği nedir?

İnsan kaynaklarının görevi bireyin bir işyerine dahil olmalarından ayrılmalarına kadar olan süreci tasarlamak planlamak ve gerçekleştirmek. Eğer bunu şirketin stratejilerini bilmeden yaparsanız o zaman rastgele insan alırsınız. Şirketler için İK uygulamaları çocuk yetiştirmeyi planlamak gibi bir şey.

* Sizin için zirve burası mı?

Evet, zirve burası.. Alman sisteminde eğitim almamın başarımda büyük katkısı var. O sistem bana disiplinli ve programlı olmayı öğretti. Detaylara önem verdim ve her şeyi önemsedim. İnsanı çok önemli bir değer olarak kabul ederseniz böyle bir pozisyona gelebiliyorsunuz.

* Görevinizin en zor tarafı nedir?

İki maskeniz ya da iki tane şapkanızın olması gerekiyor. Biri yöneticileriniz ve hissedarlarınızla olan ilişkilerinizde kullanmanız gereken bir şapka. Onların karşısında şirketteki insanların haklarıyla ve sorunlarıyla ilgili dengeli olmak zorundasınız. O şapkayı çıkarıp diğerini giydip, orada çalışanların karşısına geçtiğinizde şirketinizle, yöneticinizle, hissedarlarınızla ilgili konularda yine çok dengeli olmanız gerekiyor. Her iki taraf da sizi dengeli, adil ve mantıklı bir insanı olarak görmek zorunda. Bu kolay değil. Zorlu Holding”te böyle iki grup yok. Herkes aynı safta. Çünkü patronumuz öyle. Diğer yandan işim zor değil. Ne uzaya roket fırlatıyoruz, ne açık beyin ameliyatı yapıyoruz. İnsanları anlayan, konuşabilen, diyaloğa açık biri olmayı gerektiriyor. İnsan kaynaklarının temelinde psikoloji bilimi var.

* Hırslı mısınız?

Bu konuma gelecek kadar hırslıyım. Ama dengelenmiş bir hırs. Kendime ve çevreme zarar vermeyecek kadar elbette beni motive edecek kadar hırsım hep oldu. O bittiği anda iş bitiyor zaten.

* Kariyerinizde en şanslı ve şanssız olduğunuz noktalar neler oldu?

En şanslı noktalar İstanbul Erkek Lisesi ve siyasal bilgilerde okumam. Türkiye”nin en önemli kurumlarında birinde işe başlamam benim şansımdı. Bunlar hep yanlışlıkla verdiğim kararlardı demek ki şanslıydım. Kariyerimin en büyük sıçraması Denizbank”ın kuruluşunda yer almaktır. Diğer bir şansım işe eşim. Karar veremediğim zaman ”o böyle diyorsa bunu yapayım” diyebileceğim biri.

* Başarılı olmanın yolu nereden geçiyor?

Şans ve çalışmaktan geçiyor. Bu şirketin sahibinin, genel müdürünün kim olduğu önemli değil. Size verilen göreve sahip olmalısınız. Tutamayacağınız sözler vermemelisiniz. Zaten yöneticilerin böyle bir hakkı yok. Kendinizi sürekli yetiştirmeniz gerekiyor.

* Bencil olmanın başarıda rolü yok mu?

Benim insan kaynaklarında görev yaptığım yıllarda İK yeni bir konu olduğu için çok fazla rakibim yoktu. İnsanlar bunun önemini anlayana kadar ben de insan kaynaklarında önemli bir yere gelmiştim. Ama genel olarak baktığımızda bir şirkette CEO ya da genel müdür olmanız için biraz bencil olmanız gerekiyor. Çünkü bu bir yarış. Ve piramidin tepelerine doğru da pist daralıyor. Ama rakibinize omuz atıp pistin dışına atmanız gerekmiyor. Buna meydan vermemek için ondan bir adım önde olabilirsiniz. Ancak yalnızca çalışarak da iş yaşamında başarılı olunmuyor. İyi insan ilişkileri de önemli.

* Kariyerinizle ilgili gelecekteki hedefleriniz nelerdir?

Ulaşabileceğim mesleki zirveye ulaştım. Benim bundan sonraki hedefim, bu görevi en iyi şekilde yerine getirerek Zorlu Grubu”na katma değer sağlamak. Bu da birkaç yıl alır.

Kariyer önerileri

İK geleceği parlak bir alan.

Bu meslek önemli ve geleceği oldukça parlak. Eğer adayların matematik yönü kuvvetli ise üniversitede endüstri mühendisliği bölümünü tercih etmeliler. Sosyal yönleri kuvvetli ise psikoloji bölümünü…

Ben holdingin merkezinde iki grup insan istihdam ediyorum. Mühendisler ve psikologlar. Eğer mühendislik okumuş biri, insan kaynakları bölümünde çalışmak istiyorsa psikoloji master”ı yapmalı. İnsana odaklı davranan büyük şirketlerde çalışılmasını öneririm. Türkiye”deki yabancı şirketler, insan kaynaklarını çok iyi ve ciddi uyguluyorlar. Onlardan öğrenilecek çok şey var. Farkınızı belli edecek şekilde özgeçmiş hazırlamalısınız. Hangi şirketi istiyorlarsa ona başvursunlar.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir