Rehberiniz-Başarının en büyük düşmanı: mazaret

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Başarının en büyük düşmanı: mazaret” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Başarının en büyük düşmanı: mazaret

Liderlik, performans gelişimi alanında eğitimci, yazar Dr. Şaban Kızıldağ, iş ve özel yaşamında mazeret üreten ve yeni bir bakış açısı kazanmak isteyenler için tek kişilik bir gösteri hazırladı. Kızıldağ, ’Mazeret üretmeyin, kendinizle yüzleşin’ diyerek sahnede başarının yollarını anlatıyor.

NEDEN MAZERET ÜRETİYORUZ?

Korkuyoruz, kendimizi kamufle ediyor ve bahanelerin arkasına saklanarak gerçekle yüzleşmiyoruz. İngilizce öğrenmek için bile ’50 yaşına geldim bu saatten sonra ne işime yarayacak?’ diye düşünüyor. Çok kaderci yetiştirildik. ’Kaderimde varmış, ne yapalım’ diyoruz. Oysa mücadeleci ruhla yetişmiş insanların katma değeri çok daha fazla oluyor. Zaten insanoğlunun ruhu tembelliğe müsaittir, kendimizden kaçıyoruz ve yüzleşmiyoruz.

BAŞKASI YAPIYOR SEN DE YAP

Seyirciye, ’Mazeret üretmeyin, kendinizle yüzleşin ve kendinize güven duyun’ diyorum. Ayrıca ’Başkaları yapıyor, sen neden yapamıyorsun? Çaresizlik sendromundan kurtulun’ diyorum. Google’ı, Facebook’u yapan kimdi? Onların da iki kolu, iki bacağı var. Onlar yaptı ve 90 milyar dolarlık ciroya ulaştılar. Oturduğun yerde aza kanaat ederek, kendini geliştirmeyerek, verilenle yetinerek ve ’Daha fazlasına gerek yok’ diyerek bir yere varamazsın. Bunlardan söz ettiğimde izleyici bugüne kadar ürettiği mazeretlerle baş başa kalıp iç dünyasına dönüyor. Kurumlarda bunları anlattığımda ’İki saatte hayatım değişti’ diyen oluyor. Aslında iki saatte insanın hayatı değişmez. Bir felsefeci ’Yeryüzünde söylenmemiş laf yoktur, biri gelir onu tekrar eder’ demiş. Ben de aslında tekrar ediyorum ve bir kere daha hatırlatıyorum. Kişinin iç dünyasına dönmesini sağlıyor, belki de sözcüklerle bir tokat vuruyorum canlanması için. Bir kere yapamazsanız ikincide, üçüncüde yaparsınız, denemeden bilemezsiniz ki.

NİRVANA’YA ULAŞAMAYIZ

Batılılar ve kişisel gelişimciler bize hep Nirvana’ya ulaşmayı sundu. Bizim kültürümüz buna uygun değil. Eskiden otoyollarda ’Çıktığınız vitesle inin’ diye yazardı. Eğer yüksek vitesle çıkarsanız inişiniz allak bullak olur. Onun için bize Nirvana uymaz, biz basamak kültürüyle büyüdük. Ancak basamak basamak bir yere geliriz.

KENDİMLE DALGA GEÇERİM

Sahnede önce kendimle alay ediyor, kendimi, annemi babamı eleştiriyorum. Aynı topraklarda yetiştik, hepimizin yetişme tarzı aşağı yukarı aynı. Hepimiz aynı korkularla büyüdük ve aynı okullarda eğitim gördük. Annem, çocukken bir yere gittiğimizde ’Ağzını açarsan kafanı kırarım’ derdi. Ben de saf saf otururdum. Komşu, ’Oğlum adın ne?’ diye sorsa susardım. O arada annem dürter ve ’Konuşsana geri zekalı’ derdi. Çoğumuzun annesi benzer şekilde davranmıştır.

KADIN KURNAZ, ADAM KAZ

Kadın konuşarak rahatlar. Erkek bir sorun olduğunda susar, iç dünyasında halletmeye çalışır. Kadın da ’Niye susuyorsun, eskiden böyle değildin, bir sorun mu var?’ der. Mesela erkek asla aşık olmaz, kadın erkeği kendine aşık eder. Kadın erkeğin ne düşünmesi gerektiğine karar verir ve o düşünceleri erkeğin kafasına çipler halinde yerleştirir, erkek de sabah kalkar inanır. Kadınların 25 yaşına kadar saf, 25-35 yaş arası naz, 35’ten sonra kurnaz dönemleri başlıyor. Erkekler de aptal pozisyonunda hep kaz olarak kalıyor ve kadın nereye çekerse oraya gidiyor.

KADIN YÖNETİCİ Mİ, ERKEK Mİ?

Kadınlar kadınlarla çalışmamalı. ’Kadın kadının kurdudur’ denir ve siz de bilirsiniz ki kadın erkek için değil, diğer kadın için giyinir. Bir kadının kadınları yönetmesinde sıkıntı var ancak, ’Kadınlar erkekleri yönetsin’ derseniz problem yok. Aslında bütün problem yöneticilerden çıkıyor. İnsanlar kendileriyle yüzleşmiyor, bulundukları yeri hak edip etmediklerinin farkında değiller. Yöneticiler aşağıdakileri beceriksiz görüyor.

İYİ YÖNETİCİ ADALETLİ OLMALI

Yöneticinin adaletli olması, çalışanları takdir etmesi, sosyal ve profesyonel zekasının gelişmiş olması lazım. Çalışanın performansını doğru değerlendirmesi de gerekiyor. Nezaket sahibi olmak da çok önemli. Bazı şeyleri beğenmeyebilirsiniz ama nezaketle söylediğinizde etkisi daha farklı olur. Elemanının cenazesine, hastasına, doğumuna da gideceksin. Türkiye’de herkes bir üstündeki yöneticiden şikayetçi ve huzur arıyor. Yöneticilerimiz ’Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla’ tarzında ki bu da mobbing’in başka şekli. Halbuki daha açık söylese… Bir problem varsa dedikodu yerine direkt o kişiyle konuşup halletmeli. Yönetici açık olursa, siz de açık olursunuz.

Yazar: Sibel Yenigün

Kaynak: http://Akşam

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>