Rehberiniz-Başarılı olmak için durumdan vazife çıkartmakl

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Başarılı olmak için durumdan vazife çıkartmakl” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Başarılı olmak için durumdan vazife çıkartmakl

Ben hem iş hayatımda hem de özel hayatımda inisiyatif almaktan korkan pek çok insanla karşılaşıyorum. İster kişisel bir krizi aşmak,isterse bir ilişkiyi bitirmek ya da yeni bir ilişkiyi başlatmak için olsun, inisiyatif alamayan pek çok insan tanıyorum. Bu insanlar bir türlü harekete geçememekten dolayı istemedikleri işlerde, istemedikleri ilişkileri yaşamaya devam ediyorlar; hayal ettikleri yeni başlangıçları bir türlü yapamıyorlar. Bu sebeple çok önemli fırsatları kaçırıp büyük zararlara uğruyorlar.

Girişimci olmanın olmazsa olmaz koşulu inisiyatif almaktır. İnisiyatif almayan bir kişi ne kadar çalışkan ne kadar akıllı olursa olsun “girişimci” olamaz.

İnisiyatif almanın temelinde risk almak vardır. Birçok insanın inisiyatif almaya çekinmesi; genelde bir şeyleri başlatan olmak yerine takip etmeyi tercih etmesi risk almaktan korkmasındandır.

Risk almak başarısızlığa uğrama olasılığını hep içerir; kazanmak kadar kaybetmeyi de kapsar. Risk aldığımız zaman peşinen bir şeyleri kaybedebileceğimizi, yanılabileceğimizi, işlerin hiç de öngördüğümüz gibi gitmeyebileceğini de kabul etmiş oluruz.

Risk almaktan korkarız çünkü belirsizlik bizi ürkütür. Belirsizliği değil, mümkünse hemen her şeyi “bilmeyi ve öngörmeyi” ister ve risk almayı sanki bir “kumar oynamak”, “olmayacak maceralara atılmak” gibi görürüz.

Ancak şurası bir gerçek ki belirsizlikleri azaltmak adına her şeyden emin olana kadar beklemek, hiç başlayamamak demektir. İster özel isterse profesyonel hayatlarımızda olsun bir karar almak için daha fazla bilgiye sahip olma isteği durdurucu bir etki yaratabilir. Bilgi elbette değerlidir; ancak her şeyi bilene kadar beklemenin de insanı pasifleştirdiği bir gerçektir.

İnisiyatif kullanmak, çoğu zaman başkalarının yapmaya çekindiği ya da direndiği bir konuda “bir adım öne çıkıp” değişimi başlatan kişi olma riskini almak demektir.

İnisiyatif almak korkusuz olmak anlamına gelmez. Sanıldığının aksine cesaret aslında insanın “gözü kara” olması değil; korkusuna rağmen korktuğu şeylerin üzerine gidebilmesidir.

Girişimci ruha sahip olmak sadece “kendi işini kurmak” anlamına gelmez. Şirket çalışanları da girişimci bir ruhla inisiyatif alabilirler. Bir şirket çalışanının yaptığı işi “kendi işiymiş” gibi sahiplenip inisiyatif alabilmesini sağlamak, buna uygun bir iş ortamı yaratmak, bana göre yaşadığımız çağda liderlerin birinci öncelikli konusu olmalıdır.

Bir şirketin kültürel iklimi çalışanların inisiyatif almalarına elverişli olursa şirkette çalışan herkes kendi alanında ve kendi çapında girişimci olup şirkete çok daha büyük katkılarda bulunabilir. En alt seviyeden en üst seviyeye kadar herkesin yaratıcılığını ortaya koyarak işlerine kendi işleriymiş gibi sarılması şüphesiz çok daha verimli bir çalışma ortamı yaratır.

Ben günümüz liderlerinin şirketlerindeki girişimci enerjiyi artırmak için daha fazla kafa yormaları gerektiğini düşünüyorum. Çalışanları kontrol etmek yerine onların girişimcilik özelliklerini ortaya çıkartan liderler, sektör ortalamasının üzerinde büyüyen, inovasyonlar yapan, karlılığı sürekli artan ve herkesin gıpta edeceği şirketler yaratabilirler.

Herkesin inisiyatif alabildiği bir çalışma ortamında hiç şüphesiz sorumluluk ve sadakat duyguları da yükselir.

Şirketler ölçülebilir performans hedefleriyle çalışırlar ve çalışan herkesin bu hedeflere ulaşmak adına bir sorumluluğu vardır. Yapılan her iş aslında büyük resmin bir parçasını oluşturur. En düşük kademeden en üste kadar herkes bu büyük resmin bir tarafını boyar. Bob Nelson çalışanların işlerinde inisiyatif alabilmeleri için kendilerinin ve yaptıkları işin “büyük resimdeki yerini” iyi görebilmeleri gerektiğini söyler.

Fakat çok iyi işleyen şirketler bile büyüdükleri zaman uyum sorunu yaşayabilirler. Departmanlar ve kişiler “ayrı telden çalabilirler”; bu durumda çalışanlar yaptıkları işin büyük resmin hangi parçası olduğunu göremez olurlar. İşlerin resmin bütünü içindeki yerleri anlaşılamaz olur. Herkes elinden gelenin en iyisini yapsa da şirketin ahengi bozulur ve ortaya çirkin bir resim çıkmaya başlar.

Bob Nelson çalışanların bütün içinde yerlerini tam olarak göremedikleri, katkılarının yaratılan toplam değer için önemini hissedemedikleri durumlarda inisiyatif almaktan da çekindiklerini söyler. Çalışanlar şirket için neyin değerli, neyin önemli, neyin öncelikli olduğunu tam olarak bilmediklerinde inisiyatif kullanmazlar.

Oysa çalışanların kendi katkılarını büyük resmin içinde görmeleri halinde şirkete “ne tür katkılar sağlayabileceklerini” ve “etki alanlarını nasıl genişletebileceklerini” görmeleri de mümkün olur.

Hiç şüphesiz yaptığı işin bütüne katkısını görebilen bir kişi inisiyatif almaya daha istekli olur. Görevi ne olursa olsun bir kişinin “büyük resmi” görmesi, o resmi güzelleştirmeye yardımı olacak konularda inisiyatif almasını da kolaylaştırır.

Çalışanlarının kendilerine olan güvenlerini artıran ve onları yetkilendirip cesaretlendiren, onların inisiyatif almaları için uygun bir iş ortamı yaratan şirketler taklit edilmesi zor bir rekabet avantajı yakalarlar.

Yazar: Temel Aksoy

Kaynak: http://www.temelaksoy.com,au

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>