Rehberiniz-BaÅŸarı için sosyal fobiyi yenmek ÅŸart…

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “BaÅŸarı için sosyal fobiyi yenmek ÅŸart…” adlı yazımızın kiÅŸisel geliÅŸiminize katkı saÄŸlamasını umuyoruz
BaÅŸarı için sosyal fobiyi yenmek ÅŸart…

Üç insan, üç hikaye

Birinci Hikâye: Genç hanım şirketteki odasındaydı. Bilgisayarında birazdan yapacağı sunumu son kez gözden geçiriyordu. Haftalardır bu ana hazırlanmıştı. Sunumunun oldukça renkli olduğundan emindi, yine de içini bir huzursuzluk kemiriyordu. Sıkıntısının ne olduğunu söylemek pek kolay değildi ama sıkıntısı vardı. Bir kez daha boynundan yüzüne doğru bir sıcak dalgasının geldiğini hissetti. Aslında odası çok da sıcak değildi. Ama o terliyordu. Herhangi bir bilgi eksiği olmadığını da biliyordu ama korkunun ve huzursuzluğun önüne geçemiyordu.

Ä°kinci Hikâye: Ãœniversite son sınıftaydı. Sınavlarını baÅŸarıyla geçmiÅŸti. Bu son projeydi ve grup olarak hazırladıkları ödevin bir bölümünü de onun sunması gerekiyordu. Bu projeden alacağı not, ilk dönem notunun belirlenmesine sebep olacaktı. Proje eksiksizdi. Alacağı not önemliydi. Bunu düşündükçe huzursuzluÄŸu artıyordu. Her ÅŸeyi berbat edeceÄŸini düşünüyordu. Çevresindeki arkadaÅŸlan arasında, kendisi kadar heyecanlı baÅŸka kimse de yoktu. Ne yazık ki birazdan korktuÄŸu basma gelecek, projede kendisinin anlatması gereken yere gelindiÄŸinde anfinin ortasında buz kestiÄŸini, deÄŸil konuÅŸmak hareket dahi edemediÄŸini hissedecekti. Ãœniversitedeki arkadaÅŸlan arasındaki moda deyimle adeta “kal gelmiÅŸti”.

Üçüncü Hikâye: Başardı bir gazeteciydi. Yaptığı haberler, yazdığı yazılar daima takdir toplamıştı, işinde deneyim sahibiydi. Saygı görüyor ve fikirlerine değer veriliyordu. Davet edildiği televizyon programına katılma konusunda çok gönüllü olmasa da, bu isteği geri çevirememişti. Stüdyodaki tüm konuklar sırayla söz alıyorlardı. Sıra ona gelmişti. Şimdi elinde mikrofon, sunucunun sorusunu dinliyordu. Konu defalarca yazdığı ve oldukça da iyi bildiği bir konuydu. Hatta o, bu konuda bilirkişi bile sayılabilirdi. Fakat dikkatini bir türlü toparlayamıyor, düşüncelerini sıraya koyamıyordu. Rezil olacağı korkusu benliğini sarmıştı. Elinin titremesini engellemeye çalışıyordu. Kopuk kopuk konuşuyordu. Bilgisini ve kendisini ortaya koyamadan program bitmişti.

ORTAK NOKTA

Bu hikayelerdeki kiÅŸilerin tümünde, baÅŸkalarının gözü önünde herhangi bir eylemi gerçekleÅŸtirmeye çalışırken duyulan sıkıntı var. Hepsi kaygılarına esir düşüyor. Hepsi aslında gayet iyi bildikleri durumlardan baÅŸarısızlıkla çıkıyor. Bu durumun tek suçlusu onların “sosyal fobisi”. Sosyal fobi, yaÅŸamı oldukça olumsuz etkileyen bir süreç yaratır. Sosyal fobisi olan kiÅŸiler, sürekli küçük duruma düşeceÄŸi korkusuyla yaÅŸarlar. Tanımadıkları insanlar karşısında korkulan artar. Hemen hepsi aslmda yaÅŸadıkları korkunun anlamsız olduÄŸunu bilirler. Aşırı reaksiyon verdiklerinin farkındadırlar ama bunun önüne geçemezler. Sırf böyle bir duruma düşmemek için çoÄŸu kez geri planda kalırlar. Ne kadar kontrol etmeye çalışırlarsa çalışsınlar, bedensel tepkilerine söz geçiremezler. Kalp çarpıntıları, nefes darlıkları, terlemeler, mide aÄŸrıları yaÅŸarlar. Yaklaşık her on kiÅŸiden birinde gördüğümüz sosyal fobi, tedavi edilmezse o kiÅŸiye hayatı zehir ediyor. Siz veya çevrenizden herhangi biri böyle bir durum yaşıyorsa ona hemen iyi haberi verin. Artık sosyal fobinin tedavisi var, hem de oldukça kolay. Günümüzün yan etki yaratmayan ilaç tedavileri, herkesin hak ettiÄŸi noktalara gelebilmesinin önündeki lüzumsuz engelleri yok ediyor. Hepinize iyi ve saÄŸlık dolu bir hafta diliyorum.

Yazar: Dr. Ãœmit Yazman

Kaynak: http://www.vatanim.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir