Rehberiniz-Başarı için öfkenizi yönetin

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Başarı için öfkenizi yönetin” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Başarı için öfkenizi yönetin

“Öfke ile beraber akıl da uçar gider” demiş E. Lessing. Öfkenizi ister dışa dönük yaşayın, isterseniz içinize atın sonuçta ya kendinize, ya da karşınızdakilere zarar verebilirsiniz. Oysa öfkenize hakim olmak elinizde… Öfke çok güçlü bir duygudur ve hepimiz öfkeleniriz. Tıpkı diğer tüm duygularımız gibi öfke de normal bir duygudur ancak öfkeyi yaşama ve dışa yansıtma şeklimiz öfke yönetimi ne ihtiyacımız olup olmadığını belirler. Aklın kesinlikle eşlik etmesi gereken bir duygudur öfke, aksi taktirde terbiyesi olmayan deli at misali binicisine zarar verir.

ÖFKE YÖNETİMİ

Neden bazı insanlar için ’sinirli’ deriz. Peki bazılarımız trafikte neden çok öfkeli davranıyor ve çoğu kere kavga etmeye hazır durumda direksiyon başında oturuyor. Trafikteki aşırı öfke ve tahammülsüzlük, öfkenin hedefinin yer değiştirmesi olabilir mi?

Terapilerde en çok gelen konuların başında ’Öfkeli ebeveynler’ var. Öfkeli bir ortamda büyüyen çocuklar da genellikle öfke ile başa çıkmada sorun yaşıyorlar; hem öğrenme yoluyla, hem de karşı duygu olarak öfke hayatlarının önemli bir parçası haline geliyor.

Haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüzde, engellenme yaşadığımızda, reddedildiğimizde, kayıp durumlarında, hakkettiğimiz davranışı görmediğimizde, tahrik edildiğimizde kızgınlık duyarız. Böyle durumlarda; önce olumsuz düşünce gelir, sonra öfke duygusu oluşur, ardından fiziksel tepkiler(nefes sıklaşması, kalp çarpıntısı, kızarma, titreme)gelir ve en son davranış ortaya çıkar.

Bazı kişiler ise öfkeyi genelde ’bastırma’ eğilimindedirler ve öfke yönetimi burada başlar. Kendini sevdirme ve kabul görme ihtiyacı sebebiyle sürekli kendinden ödün veren, hep karşı tarafın hoşuna giden şeyleri yapan kişilerde de altta belirgin bir öfke duygusu vardır. Bu kişilerde altan alta düşmancıl duygular görülür. Bilinçdışı düzeyde öfke yaşandığından zaman içerisinde depresyon ve psikosomatik rahatsızlıklar görülebilir. Bağımlılık özellikleri de belirgin olan bu kişiler kendi kimliklerinden giderek uzaklaştıkları için kendilerine yabancılaşmaya başlarlar. Kızgınlık-düşmanlık-suçluluk duyguları döngüsünde yaşamaya çalışan bu kişilerin, ne kadar zor durumda olduklarını anlamak zor olmasa gerek.

Yaşadığımız şu zamanlarda, hazza hemen ulaşma güdüsü yani arzu ettiği herşeyin hemen gerçekleşmesi ve doyum bulması beklentisinin güçlü olduğu gerçeği de, bu tür hazlarla ilgili engellenme yaşandığında öfke davranışlarının daha sık ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Rekabet ortamı, başarı kaygısı, kendine zaman ayıramama, ilişkilerdeki yozlaşma, ekonomik zorluklar, gelecek kaygısı, dünya genelindeki belirsizlik, anlam kaynaklarını tüketme veya oluşturamama ise günümüzde insanları daha öfkeli ve tahammülsüz yapan unsurlardan diğerleri.

Peki ne yapmak lazım?

Çok kolay olmasa ve çok kısa sürede gerçekleşmese de duygularımızın arkasında yatan sebepleri anlamak için öncelikle ’öfke yönetimi’ ile ilgili sorunumuz olduğu konusuyla yüzleşmemiz gerekir. Eğer eşiniz trafikte her seferinde sizi öfkeniz ile ilgili uyarıyorsa ve yanınızda eşiniz ve çocuklarınız devamlı tedirginse yeniden ve yeniden bir düşünün.

Sizi öfkelendiren durumlarla ilgili yeni ve farklı bakış açıları olduğunu lütfen kabul edin çünkü olayları yorumlama şeklinde farklılık geliştirmek hem ilişkilerinizi hem hayatınızı olumlu şekilde etkileyecektir.

Eğer birisi size karşı öfke davranışı gösteriyorsa, siz o anda karşılık vermeyin, çünkü hiçbir yararı olmayacaktır. Tepkinizi geçici olarak erteleyin. Eğer bu kişi yakınınızsa bu durumu ele almak için uygun zamanı bekleyin. Bazen erteleme ve bekleme olgun bir davranış göstergesidir.

Derin nefes alma, sinirlendiğiniz ortamı o an için terketme ve üzerinde biraz düşünme olayların akışını tamamen değiştirebilir.

Karşı tarafı anlayan bir dil kullanmak ve savunmaya geçmemek oldukça etkileyicidir. “Sen birşeye kızdın sanırım, dinlemek istiyorum, benimle konuş.” tarzında bir yaklaşım işe yarar.

Duygularınızı ifade etmeyi öğrenin. Karşı tarafa her zaman neye kızdığınızı açıklayan, zaman, yer, kişi, duygu içeren açık mesajlar verin. Kendi içinize kapanıp küsmeyin, küsme öfkeyi artırır.

Sürekli olumsuz olanları büyüteç altına almaktan vazgeçip, olumlu olan şeylere de odaklanın. Zihinsel olarak olumlamalarda bulunun. Mesela; “Şimdi iyi geçireceğim tüm bu zamanı çatışma, gerginlik ve huzursuzlukla geçirmektense başka bir yol bulmalıyım.” düşüncesi gibi alternatif düşünceler üretin. Kendi zamanınız ve mutluluğunuzdan da çalmamış olursunuz.

Unutmayın; öfke kontrol bozukluğu ilişkilerimizi olumsuz etkileyen ve kendimiz için biyolojik, psikolojik, sosyal ve profesyonel hayat için kayıplara yol açabilen bir durumdur. Bu konuda bilinçlenmek tüm nesiller için de atılabilecek en sağlıklı adımdır.

Gelin kendinize bir de bu açıdan bakın…

Ne demiş Cemal Süreyya ;

“En az benimki kadar annemin de ahı tutar sana. Burnumdan getirdiğin süt onun sonuçta”

Kaynak: http://www.kendinigelistir.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>