Rehberiniz-Babaları yoktu ama babalar gibi başardılar ! – 1 –

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Babaları yoktu ama babalar gibi başardılar ! – 1 -“ adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Babaları yoktu ama babalar gibi başardılar ! – 1 –

Yetimler tanrının emanetidir, derler. Babalarını kaybetmiş ya da ilişkisi kopuk büyümüş üç erkek, sevgiyi, sevgisizliği, öfkeyi, hüznü ama en çok da yetim kalma psikolojisini sorgulamış. Çocuk akıllarıyla, zorluklarla mücadele ederken, zaman zaman sormuşlar: “Tanrı bana neden yardım etmiyor?” Çocuk Mümin kızmış ona. Hatta bir dönem kayıtsızlaşmış. Mehmet Ali ise hep kaçmış. Sevilmemekten, hüzünden, mesuliyetten, üvey babadan… Kaça kaça dünyada sadece 100 insanda görülen bir hastalığa, ’kaçış sendromu’na yakalanmış… Özkan ise bol bol ağlamış. Okulda adı, ’Ankaralı ağlayan çocuk’ kalmış… Hayatlarının başında büyük imkânları yokmuş, ama içlerinde güçlü istekleri varmış. Ve büyüdükçe fark etmişler, aslında tanrı tarafından kayırıldıklarını, özel yeteneklerle donatıldıklarını… Mehmet Ali Erbil, şansın hep yanında olduğunu anlatıyor. Özkan Pektaş, “Darüşşafaka’da bu kadar kitap okumasaydım, asla psikiyatrist olamazdım,” diyor. Babası, o bir buçuk yaşındayken intihar eden kişisel gelişim uzmanı Turkey90.com ise; “Yıllar sonra anladım ki içimdeki büyük işleri başarma genlerini ben seçip almadım, tanrı içime koydu,” diyor. Büyük işler başarma tutkusu, içimizde ya vardır ya yoktur. Dünyanın en şanslı insanları, içlerinde ’güçlü bir insan olma hissi’ ile doğanlardır. Onlar başarmak için yaşarlar… Aynen Mehmet Ali Erbil, Turkey90.com ve Özkan Pektaş gibi…

* Babamın beni kucağına alıp sevdiğini gösteren bir fotoğrafımız yoktur. İyi bir baba örneği yoktu benim için. Kendi kendime sözler verdim, “İleride kendi çocuklarıma asla böyle davranmayacağım,” diye.

* Annem kendinden küçük biriyle evlendiği için ister istemez bizi ikinci plana attı.

* Fazla yemek yiyenden nefret ederim. Belki üvey baba biz küçükken yemek yedirmediği için.

* Baba bizi yanında istemedi. Tek çare yatılı okuldu.

MEHMET ALİ ERBİL:

Üvey babam kahvaltıda yediğimiz zeytinleri sayardı

– M.A.E: Tabii tabii. Kendi kendime hep sözler verdim, “İleride kendi çocuklarıma asla böyle davranmayacağım,” diye…

– M.A.E: Yaklaşık 10 sene oldu. Bunları onunla konuşamadım. Kötü bir adam asla değildi ama çocukları ile olan ilişkisi hep resmiydi. Belki aldığı Osmanlı terbiyesinden. Babama 40 yaşına kadar ’baba’ dediğimi hatırlamam. Hep ’babacığım’. Babamın yanında ay

Damadım kızımı çok sevsin

– Sezin E: Babam şöyledir: Doğum günü düzenlenir mesela, 15 dakikadan fazla kalmaz.

– M.A.E: Şans çok önemli. Ben şanslıymışım. İşimi çok sevdim. Zaten, küçümsediğimden değil, ama çöpçü bile olsaydım o yörenin en iyi çöpçüsü olurdum. 12 yaşımdaydım, kıt İngilizcemle turist gezdiriyordum İstanbul’da.

– M.A.E: 51.

– M.A.E: 25 oldu! Yasmin 13, bir de 2006 modelimiz var. Evin eğlencesi o şimdi.

– M.A.E: Abimle ikimiz yine iyi kurtardık. Şu önemli; çok hareketli, enerjik, hiperaktif bir insanım. Çok sosyaldim küçüklüğümde de. Bütün bunlar belki farklı farklı sevgilere yönelmeme sebep oldu. Aile gibiyim izleyicilerimle. Yani tüm olumsuzlukları ve

Yazar: Tuluhan Tekelioğlu

Kaynak: http://SABAH

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir