Rehberiniz-Ayşe arman’dan “cinsel gelişim” seminerleri!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Ayşe arman’dan “cinsel gelişim” seminerleri!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ayşe arman’dan “cinsel gelişim” seminerleri!

Seks öğrenilebilen bir şey mi?

Bir süredir kafamı kurcalayan bir şey var.

Phizer’in seks araştırması.

Araştırmayı yapan Chicago Üniversitesi, finanse eden Viagra’nın üreticisi Phizer.

Dandik bir şey değil.

29 ülkede 27 bin 500 kişi üzerinde yapılmış bir anket.

Bu araştırmadan yeni neler öğrendik?

Türk erkeklerinin yüzde 51’i seksi seviyor, “Seks iyidir” diyor.

Bir defa, ilk sorumu şimdi sormalıyım: Yüzde 51, her an seks düşünmekle ünlü Türk erkekleri için biraz az değil mi? Hatta daha da ileri gidip, utanç verici değil mi? Bu erkeklerin yarısı seksten hoşlanmıyor mu yani? Arka sayfa güzelleri boşa mı gidiyor yani!

Devam edelim…

Türk erkeklerinde durum böyle de, Türk kadınlarında durum şahane mi? Ne münasebet, daha da feci. Sadece yüzde 25’inin seksle arası iyi. Gerisi fos. Seks dendiğinde kaçacak yer arıyorlar.

Oysa, Ortadoğu genelinde kadınların sekste zevk alma oranı yüzde 37.

Haliyle insan, “Nasıl yani?” oluyor.

Sakın ankette bir yanlışlık olmasın? diye düşünüyor. Biz Ortadoğu’nun en özgür, en modern Müslüman kadınları değil miyiz?

Nasıl olur da onlar, seksi bizden daha çok sevebilir?

Demek ki din, “libido kırıcı” bir unsur değil.

Olsa, Malezya’da “Seks iyidir” diyen kadın oranı yüzde 50 olmazdı, değil mi?

Ama bizler de zannettiğimiz kadar özgür, rahat, modern değilmişiz.

***

Peki bizde bu oran niye bu kadar düşük?

Bu sonucun tek sorumlusu bizim kadınlarımız mı?

Neden Arap erkekleri de mesela, ya da Avusturyalılar, ya da Kanadalılar Türk erkeklerinden daha fazla seksi seviyor?

Toptan bir sorunumuz var.

Bu konuda Ayşe Karasu güzel bir yazı yazdı. Yazısında Türk kadınının libidosunun neden düşük olduğunu tartışıyordu. Neden dünyadaki diğer kadınların gerisinde kalıyordu? Soğuk muydu? Vajinismusu mu vardı? Neydi? Ahlak mı gelenek mi eğitim mi? Araştırmadan çıkan birtakım kiriterler var, seksten zevk alabilmek için: 1) Kadın-erkek eşitliğinin ileri derecede olduğu Batılı bir ülkede yaşayacaksın. 2) Ama sadece “gelişmiş ülke” kriteri de, seksi sevmek için yeterli değil. O ülkeye hakim kültürün çok fazla erkek merkezli olmaması gerekiyor. Kadınların baskı altında tutulduğu, kadın cinselliğinin hiç önemsenmediği bu ülkelerde doğal olarak kadınların libido görüntüsü de düşük çıkıyor. 3) Ve en önemlisi, erkeklerden farklı olarak kadınlar, beyniyle sevişiyor.

***

Burada bir duralım.

Bu farklılık, önemli bir farklılık.

Çünkü burada sadece kadınların değil, erkeklerin de yetersizliği, bilgisizliği söz konusu. Bir kadının zevk alabilmesi için, önce beynen baştan çıkarılması ve tahrik edilmesi gerekiyor. Bunun için de önce hayal gücü gerekli, oyun oynama kabiliyeti gerekli. İnsanlar önce bunu geliştirmeli. Özgürce kendisini hayallerine teslim edebilme yeteneği. Her türlü baskıdan kurtularak…

***

Bense sizinle şunu tartışmak istiyorum:

Seks öğrenilen bir şey mi?

Ben öyle olduğuna inanıyorum.

Her insanda üreme içgüdüsü var. O yüzden herkes el yordamıyla “nasıl” olacağını bulabilir. Ama nasıl olacağını, ya da nasıl yapılacağını bilebilmek yeterli midir?

Eğer zevk almayı tartışıyorsak, daha fazlası gerekmez mi?

İnsan bu eylemin esasını, tekniğini, duygularını, oyunlarını öğrenebilir.

Ve bu sayede de bir çiftin hayatı renklenebilir, çok daha zevkli hale gelebilir.

Ben logaritma öğrenir gibi seks öğrenelim demiyorum.

Ama bu eylemi keyifli kılan, tecrübe ve bilgidir.

Söyler misiniz, aksi takdirde neden onca Türk erkeği onca Rus kadının peşinde koşar?

Nasıl ruhsal birtakım kurslar, seminerler, work shop’lar var, nefes egzersizlerine gidiyoruz, ruhumuza detoks yapıyoruz, rahatlıyoruz, gevşiyoruz…

Ben inanıyorum ki, günün birinde seksle ilgili de eğitimler verilecek.

Yanlış anlamayın, tekrar ediyorum, ben teknik insanlara dönüşelim demiyorum ama biraz kendi bedenimizi tanıyalım, karşı cinsin bedenini tanıyalım…

Ve en önemlisi beynimizi tanıyalım!

Yazar: Ayşe Arman

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir