Rehberiniz-Ayakkabınız kaç numara?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Ayakkabınız kaç numara?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Ayakkabınız kaç numara?

AYAKKABINIZ KAÇ NUMARA?

yazan: ŞEKER HOCA

kaynak: www.legese.com

Eğitimci Hasan Candan’ın bir sözü vardır: “Herkes kırk iki numara ayakkabı giymez.” Bu söz mecaz anlatımlıdır. İnsanların birbirinden farklı olduğunu, değişik özelliklere sahip bulunduğunu vurgular. Bu farklılık öğrenmede de geçerlidir.

Öğrenmede duyuların yeri

Öğrenmede duyularımızı kullanırız. Bu duyularımız görme, işitme, koklama, tat alma ve dokunma olmak üzere beş tanedir. Öğrendiklerimizin % 83’ünü görme, % 11’ini işitme, % 3,5’ini koklama, % 1,5’ini dokunma, % 1’ini tatma duyularımızla öğreniriz. Bu duyular aracılığı ile dış dünyadan alınan veriler beyne iletilir. Beyin bunları değerlendirir. Bazılarını kullanmak amacıyla hafızaya alır. Kalanları ise bilinçaltına gönderir.

Her insanında belli bir duyu baskındır

Eğitimcilerimiz özellikle sözel derslerde, sanki herkes kırk iki numara ayakkabı giyiyormuş gibi, teknik olarak “anlatım”ı kullanırlar. Böylece sadece işitme duyusuna yönelik bir öğretim yaparlar. Ancak her öğrenci beş duyudan birini etkin olarak kullanır. Kimileri gördüğünü, kimileri işittiğini, kimileri kokladığını, kimileri tattığını, kimleri ise dokunduğunu daha kolay ve çabuk algılar. Ayrıca, bu algıladığı bilgileri unutmaz. Her insanda bir duyu, diğerlerine göre daha baskındır. Yani herkes kırk iki numara ayakkabı giymez.

Baskın duyu başarıyı etkiler

Etkin öğrenme duyuları “görme” ve “işitme” olmayan öğrencilerin öğrenmede sürekli olarak bu duyularını kullanmaları başarısız olmalarına yol açmaktadır. Etrafınızda “bu çocukta kafa yok” diyen bir çok öğretmen, öğrenci ve veliyle karşılaşabilirsiniz. Ama tespitleri doğru değildir. “Kafa yok” dedikleri öğrenciler aslında öğretmenin öğretme yöntemine uygun olmayan bir algılamaya sahiptir.

Bu öğrencilerin, okul veya öğretmen değiştirip kendi etkin duyularına uygun bir eğitim yapan “öğretmen” ve “kurumlara” yöneldiklerinde başarılarının arttığı görülecektir. Tabii bu durumun tam tersi de söz konusudur. Aslında “kafası olduğu” hâlde ve başarılıyken öğretmen veya okul değiştirdiğinden başarısız olan öğrenciler de vardır. Bunun nedeni, yeni ortamda öğrencinin kendi etkin duyusuna hitap eden bir öğrenme süreci olmamasıdır.

Duyularınızın hepsini öğrenmede kullanın

Öğrenci, kendi başına ders çalışırken ya etkin duyusuna hitap eden bir yöntem benimsemeli ya da bütün duyularına hitap eden bir öğrenme biçimini denemelidir. Peki bu nasıl olacak? Eğer hangi duyunuzun öğrenmede etkin olduğunu bilmiyorsanız bütün duyularınıza yönelik öğrenme yöntemlerini kullanmanız, sorunu kökten çözecektir.

Turkey90.com Kesintisiz Öğrenme adlı kitabında diyor ki: “Bilginin ‘çok kanallı kayıt’ yapılması öğrenmenin kalıcılığını artırmaktadır. Nedir çok kanallı kayıt? Birden çok duyu organı ile algılamaktır. Bir şeyi görür, iştir, koklar, dokunur ve tadarsanız onu her kanaldan algılamış olursunuz. Böyle bir bilgi kolay kolay unutulmamaktadır.” Örneğin bir konuyu görme duyusuyla okuyabilir, daha sonra okuduklarınızı kasete alıp dinleyebilir ya da sesli okuyabilirsiniz.

Bu durumda en az iki duyuya yönelik bir öğrenme gerçekleştirmiş olursunuz. Özellikle deney çalışmalarında veya gezi, gözlem ve “yaparak yaşayarak” öğrenmelerde beş duyunun tamamı kullanılır. Bu nedenle öğrenme çok verimli olur. Çünkü birden çok duyuya yönelik öğrenme kalıcı olacaktır.

Beş duyu verimli şekilde kullanılırsa öğrenme kalıcı olur

Prof. Dr. Kamuran Çilenti Eğitim Teknolojisi ve Öğretim adlı eserinde şu bilgilere yer vermektedir: “Zaman sabit tutulmak şartı ile okuduklarımızın % 10’unu, işittiklerimizin % 20’sini, gördüklerimizin % 30’unu, hem görüp hem de işittiklerimizin % 50’sini, söylediklerimizin % 70’ini, yapıp söylediklerimizin % 90’ını hatırlarız. Öğrenme işlemine katılan duyu oranlarının sayısı ne kadar fazlaysa öğrenme o kadar iyi unutma o kadar güç olur.

” Bu bağlamda öğretmenlere de önemli bir görev düşmektedir. Eğer öğrencilerinin etkin duyularını tek tek belirleme imkânına sahip değillerse mümkün olduğu kadar bu beş duyu içeren öğretme stratejilerini uygulamaları gerekir. Doç. Dr. Yüksel Özden Öğrenme ve Öğretme isimli kitabında diyor ki: “Öğrenme insan beyninin kendisine çeşitli kanallardan ulaşan verileri yorumlama ve anlamlandırma olarak düşünüldüğünde öğrenme ortamının kulağa olduğu kadar göze ve diğer hislere hitap etmesinin önemi anlaşılacaktır.

Çeşitli araştırma sonuçları öğretimin çeşitli araç ve yöntemlerle zenginleştirilmesinin öğrenilenlerin kalıcılığını artırdığını göstermektedir.” Öyleyse öğretmenlerimiz de bu sese kulak vermelidir…

Kendinizi iyi tanıyın

Dünyada tek yumurta ikizleri de dahil olmak üzere hiçbir insan özellikle öğrenme bakımından bir diğerinin tamamen aynısı değildir. Öyleyse kendinizi tanıyın ve kendinize göre bir öğrenme yöntemi benimseyin. İlla da kırk iki numara ayakkabı giymek istiyorsanız o başka!

Sahi sizin ayakkabınız kaç numara?

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir