Rehberiniz-Aşırı utangançlık yükselmeye engel

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Aşırı utangançlık yükselmeye engel” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Aşırı utangançlık yükselmeye engel

Sunum yaparken, kendinizi tanıtırken, telefonda konuşurken sesiniz titriyor, yüzünüz kızarıyorsa, ‘hayır’ diyemediğiniz için sürekli üzerinize iş alıyor, önünüze daha iyi iş fırsatları çıktığı halde siz yeni bir işe, yeni bir pozisyona geçmeye korkuyorsanız siz de utangaçlıktan, çekingenlikten muzdarip olabilirsiniz.

Utangaçlık bütün insanlarda var olan temel bir duygu, olması da yararlı ama aşırıya kaçtığında, özel hayatınızı da iş hayatınızı da mahvedebilir.

Utanma, insanın temel duygularından biri, bütün insanlarda var olan ve insanın sosyal ilişkilerini düzenlemesinde yararlı olan bir duygu. Kültürden kültüre değişiyor. Aşırıya kaçtığında ise sosyal ilişkilerinizi, hayatınızı olumsuz yönde etkiliyor. Zaman zaman utangaçlık, kaygı ya da depresyon gibi psikiyatrik sorunlara veya derin bir kendine güvensizliğe neden oluyor. Utangaçlığı yoğun biçimde yaşayan kişiler, farkında olmasalar da genelde kendilerinde bir kusur, eksik olduğuna ve bunun dışardan görüleceğine inanıyorlar.

Amerika’da bir araştırmaya göre çekingenliğin ağır kişilik bozukluğuna varmış durumu yüzde 0.5 ile yüzde 1 arasında. Ama görüştüğümüz uzmanlar, çekingenliğin çok daha yüksek boyutlarda olduğunu düşünüyorlar. Dr. Psikolojik Danışman Işın Akı, eğer kişide aşağıdaki 6 maddeden en az 4’ü görülüyorsa önlem alınması gerektiğini söylüyor:













Psikiyatr Dr. Serdar Serdaroğlu, çekingenliği 3 boyutta inceliyor;

Birinci boyut: Bir insanın çekingen bir kişi olmasını oluşturan temel etmenlerden biri çocukluk çağında aşırı eleştirilmeleridir. Yapılan davranışlarla ilgili yorumlamaların hep negatif olması, pozitif yanlarının gösterilmemesi kişinin sürekli yanlış yapacağım endişesiyle büyümesine neden olur. Bu ebevynden direkt olarak gelen bir şey.

İkinci boyut: Bazen de bakarsınız ebeveynin fazla eleştirici yanı yoktur. Tam tersi kişi el üstünde tutulmuş olabilir. Çocuk kendi davranışlarının ebeveyni üzeceği endişesi ile davranır. Davranışlarını kendi kendine aşırı kontrole sokar, yaptığı bir davranışın ebeveyni tarafından onaylanmayacağı veya ebeveyni üzeceği endişesiyle aşırı derecede tutuk, kendini aşırı kontrol eden, sosyal ilişkilerinde de riske girmeyen bir tutum alır. Çocuk her davranışında, onaylanıp onaylanmadığını görmek için ebeveynin yüzüne bakar. Yani bir çeşit konuşmaya dayanmayan ama mimiklere dayanan bir geri bildirimle çocuk davranışını düzenler ve riskli davranışlardan kaçınır. Bu daha çok kendisini yetiştiren kişilerin sözel ilişki kurmayıp daha çok yüz ifadeleri, mimikleri ile mesaj veren aile yapılarında görülür.

Üçüncü boyut: Bu daha çok beyinle ilgili bir konu. Çocukluk çağında dikkati iyi olmayan, tek bir arkadaşa sahip olup, grup ilişkilerine giremeyen, aritmetiği kötü olan, sık duygu değişimi yaşayan çocuklarda beynin sağ yarım küresi ile ilgili sorun olduğu düşünülür. Bunlar ileri yaşlarda oldukça çekingen, toplum ilişkilerinde riske girmeyen davranışlara, sosyal olarak risk altında oldukları zaman hemen içe dönen davranışlara girerler. Bu kişilerin genellikle bastırılmış huy yapıları vardır. Bu kişiler, yaşam boyunca genellikle çok fırtınalı ilişkiler yaşarlar, ikili ilişkileri çok fırtınalı, çok değişkendir, duygu durum durumları çok değişkendir. İş ilişkilerinde çok çabuk sıkılıp, çok çabuk ayrılma eğilimindedirler. Ama çalıştıkları işyerlerinde sürekli onay görme, desteklenme, beğenilme eğilimleri görürlerse o işyerinden ayrılmayabilirler. Fakat hep onaylanma ihtiyaçlarını gösterirler. Yaptıkları her işin onaylanmasını isterler, ufak bir başarısızlıkta eleştiriye hiç toleransları olmaz. Çünkü kendilerinde aşırı suçluluk, huzursuzluk duyarlar.

Suçluluk, takıntı ve “hayır” diyememe

Aşırı çekingen kişilerin çok yoğun suçluluk hissi yaşadıklarını, hayır diyemediklerini ve takıntılılı kişiler olduklarını söyleyen Dr. Serdar Serdaroğlu, bu kişilerin iş hayatında yükselme şanslarının hep sınırlı olduğunu söylüyor: “İş hayatında kişi çekingense risk faktörlerine girmek istemeyecektir, ne kadar deneyimli olursa olsun riskten kaçar. Kendisine daha iyi bir teklif sunulduğunda alıştığı yeri bırakmak istemez, girdiği yerden emekli olur. Dolayısıyla yükselme şansı hep sınırlı.”

İkinci ve üçüncü boyuta çok sık rastladığını söyleyen Serdaroğlu, “Ebeveynlerimizi üzmemek için kendi isteklerimizi bastırarak davranıyoruz. Herşeyde onay alma ihtiyacı doğuyor. Böyle bir yapıda büyüyünce işyerinde de aynı sorunu yaşıyor kişi. Üstü, amiri gibi gördüğü kişinin davranışlarını yorumlamasında hep endişe içindedir. O yüzden kapasitesinin altında kalırlar. Bir de amiri, objektif bir insan değilse eleştirmekten de fazla zevk alıyorsa, kişinin özgüveni sürekli olarak düşmeye başlar. Burada en büyük risk, ‘bu işi çok iyi yapmışsınız’ dendiğinde kişinin kendini aşırı mutlu hissetmesi, ekstazi, kokain almış gibi bir mutluluk yaşaması, tersi olunca da göçük altında kalmış gibi hissetmesi. Esasında korkulacak şey ‘kötü yapmışsınız’ deyince üzülmek değil, ‘iyi yapmışsınız’ deyince duyulan o aşırı mutluluk. Bu zaten bu işin sağlıksız olduğunu gösteren nokta. O yüzden kendilerine hep geribildirim versinler. Bir iş yaptıklarında herkes bravo dediği için neden mutluluktan uçtuklarını düşünsünler” diyor.

Uygun ortamlarda çok başarılı da olabilirler

Psk. Dr. Neslihan Rugancı, utangaç insanların iş ortamlarına uyum konusunda sorunlar yaşadıklarını söylüyor: “Bu işlerini iyi yapma konusunda sorun yaşayacakları anlamına gelmez. Ancak, yaptıkları işi sunma, onu gösterme konusunda sorun yaşayabilirler. Hatta, hata yapma kaygısı, kaygıyı öyle bir artırır ki yanlış dışavurumlar yaşayabilirler ve kehanetleri kendi kendini gerçekleştirmiş olur. İşteki kalabalık çalışma ortamları, sosyal alanlar onlar için sıkıntılıdır. Kalabalık içinde çalışırken devamlı olarak nasıl göründükleri kaygısı, işlerine konsantre olmalarını ve performanslarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, en sıkıntı çektikleri durum kendi üstleri ile temastır. Utangaçlıkları, yerinde ve gereken yanıtları, tepkileri idarecilerine vermelerini engelleyebilir ve yanlış anlaşılabilirler. Rekabete dayalı performans gerektiren sektörlerde sorun yaşama olasılıkları çok yüksektir. Kendi potansiyellerinin çok azını gösterebilirler. Genellikle yalnız ve iletişim kurmaksızın sürdürebilecekleri işlerde daha başarılı olurlar. Eğer kişisel gelişimleri ya da eğitimleri utangaçlık sorunu nedeniyle kesintiye uğramadıysa, en ufak hatalarını bile utanç duygusuyla karşılayan bu kişiler, kendi işlerine de a ynı titizlikle yaklaşacaklarından uygun ortamlarında çok başarılı olabilirler.”

Aşırı utangaç kişiler genellikle sosyal ilişkilerin daha az olduğu, daha statik, yer değiştirmesi daha az olan kurumları, çok fazla grup temasının olmayacağı işleri tercih ederler.

Daha düşük eğitim daha az maaş

Işın Akı, aşırı utangaçların bu durumla başetmek için yollar aradıklarını en sık başvurulan yönteminde alkol kullanımı olduğunu söylüyor:

– Aşırı utangaçlar diğer kişilere göre 2 kat daha fazla alkol tüketir.

– Topluluk önünde konuşmak için utangaçların yaklaşık yüzde 15’i sakinleştirici ilaçlar alırlar, bazen de bağımlı duruma geçebilirler.

– Utangaçlık yaşamamak için toplumsal etkinliklerin dışında bir yaşam tarzı seçerler. Basit, ön plana çıkmayacak işlere yönelirler. İnsan ilişkileri gerektirmeyen,

e-posta ile iletişim, teknoloji ağırlıklı iletişimi tercih ederler.

Işın Akı, bu yaşam tarzında utangaç kişilerin, toplumsal etkinliklerden uzak durmaya dayalı yaşam sonucu yalnızlık, sosyal çevre edinememek, daha az para kazanmak, daha düşük eğitim, eş bulmakta güçlük çekmek gibi problemler yaşadıklarını söylüyor. Akı, bu kişilerin yüzde 30 gibi bir kısmının hiç evlenmediğini ve tek yaşadığını belirtiyor.

İş arkadaşları kullanıyor

Utangaç kişiler, işyerinde kullanılma tehlikesiyle de karşı karşıyalar. Utangaç olduğunuzu ve hayır diyemediğinizi fark eden yöneticiniz, çalışma arkadaşınız kendi üzerindeki işi size yıkabilir. Kişi hayır diyemediği için bir sürü işi üzerine alır ve sonrasında yetiştiremez. Hayır demeyi başarsa bile bu sefer de çok yoğun bir suçluluk hissine kapılır. Bu durumda karşısındaki kişiyi yumuşatmak için yakınlaşma çabasına girer. Güçlü kişilerin etkisine girip, her dediklerini yapabilirler. Haklarını aramakta zorluk çekerler.

Utangaçlığın azı faydalı çoğu zararlı

Le Figaro’dan 15.11.2010 tarihinde yayımlanan bir haberde nöropsikiyatr Boris Cyrulnik utangaçlık hakkında şu bilgileri veriyor:

– 4 yaşına kadar çocuk tamamen kendine konsantredir, utangaçlık duymaz. Mesela rahatlıkla çırılçıplak gezer. 4 yaşında artık anababasının, öğretmenlerinin, arkadaşlarının onun gibi düşünmeyebileceğini idrak eder. Yani, kabaca, kendisiyle diğerleri arasınd

hakkında görüşleri olabileceğini bilmediği için utanması da söz konusu değildir.











Yırtık ve tacizkar olmayın

Çekingenliğin tedavisinde psikoterapinin yararlı olduğunu söyleyen Dr. Serdar Serdaroğlu, bu kişilerin alabilecekleri önlemleri ise şu şekilde sıralıyor:





Psk. Dr. Rugancı, çok önemli bir konuya dikkat çekiyor, utangaçlıktan kurtulmanın değil utangaçlıkla başetmenin doğru olduğunu söylüyor: “Utangaçlıkla başedelim derken utanma duygusundan tümüyle kurtulmaya çalışmak en yanlış yaklaşımdır. Bunu yapmaya çalışan, girişkenlik adına ‘yırtık ve tacizkar’ bir tipe dönüşen kişiler oluyor. Bu da çevre zarar gördüğü için kişiye süreç içinde zarar veren bir durum.”

Yazar: Burcu Özçelik

Kaynak: http://www.yenibiris.com/HurriyetIK

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>