Rehberiniz-Anlaşılmanın yolu anlamaktan geçiyor

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Anlaşılmanın yolu anlamaktan geçiyor” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Anlaşılmanın yolu anlamaktan geçiyor

Zaman zaman başkaları tarafından iyi anlaşılamadığımızdan, kendimizi iyi ifade edemediğimizden ya da başkalarını anlayamadığımızdan şikayet eder dururuz. Bu durum ile hepimiz hayatımızın belirli dönemlerinde karşılaşmışızdır. Hatta belli felsefesini yaparak derinlemesine konuyu incelemiş ya da umursamadan yalnızca şikayetimizi dile getirmişizdir.Bir olayı ifade etmenin, bir düşünceyi söylemenin bin bir çeşit yolu vardır.

Sesinizin tonu, seçtiğiniz kelimeler, konuşmaya başladığınız zaman söylediğiniz ilk kelime, sizin aslında istemediğiniz bir biçimde algılanmanıza neden olabilir. Fakat ağzınızdan çıkan bir sözün, ya da yazdığınız bir kelimenin artık dönüşü yoktur. Hep insanları anlamayı isteriz. Fakat öncelikle, kendimizi anlayabilsek; neden yapıldığımızı, gerçekten ne olduğumuzu, neden böyle davrandığımız, güçlü yanlarımızı ve onları nasıl kuvvetlendirebileceğimizi, zayıflıklarımızı anlayabilsek, onların üstesinden de gelmeyi bilebilirdik.

Hep insanları değiştirmeyi isteriz. Diğer insanları anlamaya çalışırken, bizden değişik oldukları için yanlış olmadıklarının farkına varabiliyor muyuz? Bir insanı seviyorsunuz; ama onun beğenmediğiniz yönleri var, onu değiştirmek istiyorsunuz.

Peki hiç düşündünüz mü? O insan değişince, sizin sevdiğiniz insan mı olacak, yoksa başka bir insan mı? İnsanları olduğu gibi kabul etmeli; her şeyi ile, bütünüyle. İnsanlar değişime karşı değildir. Onlar değiştirilmeye karşıdırlar. Hep olaylara kendimiz açısından bakarız. Peki hiç empatiyi denediniz mi?

Empati; bir insanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Kişiler ile iletişim kurarken ne olduğumuz değil, karşımızdakinin bizi nasıl gördüğünü düşünerek iletişimde bulunuruz. Bu da bizim kendimize güven duymamızı engeller.

Oysa Goethe şöyle söylemiş:” Siz kendinize inanan, başkaları da size inanacaktır.”İnsanlara karşı ne kadar dürüstüz? Bu sorunun cevabını, Shakespeare: “İşte bu her şeyin üstünde; kendine karşı dürüst olmak…Sonra günün geceyi izlediği gibi, o kişi artık herkese karşı dürüst olacaktı.” diyerek vermiştir.

Peki biz kendimize karşı dürüst müyüz? Eğer insanları anlamak ve anlaşılmak istiyorsak, atalalarımızın söylediği gibi öncelikle iğneyi kendimize, çuvaldızı başkalarına batırmalıyız. Kendimize nasıl davranılmasını istiyorsak, başkalarına da öyle davranmalıyız. Kimsenin bize karşı olduğu yok, onlar sadece kendi taraflarını tutuyorlar. bunun için onları suçlayabilir miyiz?

Dale Carnege’den bikaç tavsiye ile yazımı noktalamak istiyorum:





-Eleştirmeyin, suçlamayın, şikayet etmeyin. Eleştiri boşunadır; çünkü insanları kendilerini savunmaya ve genellikle kendini haklı görmeye iter.









Kaynak: http://www.kisiselbasari.com

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>