Rehberiniz-Affetmek özgürleşmektir

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Affetmek özgürleşmektir” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Affetmek özgürleşmektir

Bu biraz uzun olacak ama belki okuyacaklarınız belki bir gün sizin işinize de yarar diye düşünüyorum.

Sıkılmazsanız okuyun.

Ve bir gün siz de deneyin ,çok rahatlayacaksınız.



Dün gece yine uyku yoktu.

Bir o oda , bir bu oda , bir bilgisayar, bir televizyon, iki sayfa şundan bundan derken yine kemiklerimden şikayetler başladı.

Gözlerim zaten küfür kıyamet .

Saç diplerim bile “git zıbar” diyor ama gel de aklıma anlat bunları.

Yatağa uzanır uzanmaz aynı film yine, yeniden başlıyor.

Bari gözlerimle barış yapayım diye banyoya gittim.

Yüzümü yıkadım.

Solum hala kapalı ama azıcık açılan sağ gözümün ucuna “o” ilişti.

Lavabonun içinde küçük, minik bir örümcek tırmanmaya çalışıp duruyordu.

Şaşkındım çünkü bu resmen Aziz Nesin’in “sekiz ayaklı Sisiphus”uydu.

Yıllar sonra onunla karşılaşmanın verdiği telaşla banyoda bir tur atmışım.

Çocukluğumun en trajik hikaye kahramanlarından biri tozlu sarı sayfalardan fışkırıp banyoma düşmüş gibiydi.

Sanki oturma odasında Küçük Prens ya da salonda Fedor amcayla karşılaşmış gibiydim.

Çocuklar için yazılmamıştır ama Sekiz ayaklı Sisiphus, Aziz Nesin’in Potin Bağı hikayesi, Bizim Köyü Deliler Baladı, Namus Gazı gibi muhteşem hikayelerinden biridir.

Küvete düşmüş bir örümceğin imkansız öyküsünü anlatır.Örümcek onca tırmanma yeteneğine rağmen küvetin kaygan ,düz zeminine tutunamaz ve mitolojideki Sisiphus(Sisyphos,Sisifos) gibi tepeye yaklaşırken yeniden aşağı düşer ama hiç vazgeçmez.Anlatıcı Aziz Nesin, hikayesini onu kurtarıp kurtarmamak üzerine kurar.

Bense üstaddan çabuk davrandım ve bir kağıt parçasının ucuyla küçük örümceği alıp pencereden salıverdim gitti.

O dakika yarı kapalı gözlerimde bir şimşek çaktı.

Aklım yıllardır ilk kez bir oh çekti.

Örümceği kurtarırken örümceği değil kendimi kurtardığımı hissettim.

Oturup orada onun işkencesini izlesem ya da suyu açıp öldürsem aklım her gece olduğu gibi yine huzur bulmayacaktı.

Ve yıllardan beri kendi kendime yaptığım işkenceyi fark ettim.

Gün ağarırken o kelime beynimde dönüp duruyordu .

“Affetmek.”

Yıllardır herkesten dinleyip durduğum ama bir türlü beceremediğim o eylem.

Affet diyordu herkes ama olmuyordu.

Sonra bir arkadaşımın verdiği şu cümleleri sakladığım yerden çıkarıp okudum.

Kime ait olduğunu bilmiyorum o yüzden adını da yazamıyorum, beni affetsin.

“Affetmek için, insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır hissetmesi gerekir. Çünkü affetmek bir seçimdir.

Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir. Affetmek bir süreçtir.

Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür.”

Yıllardır yanlış insanlarıma hissettiğim öfkeyle yaşıyorum.

Susuyorum konuşmuyorum ama,

İdeallerimizi , hayallerimizi kendi bencillikleri uğruna mahveden ,harcayan insanlarıma olan öfkemi gece gündüz gittiğim heryere taşıyorum.

Bu öfkenin bana mücadeleye devam etme enerjisi verdiğini sanıyordum ama şimdi anlıyorum ki bu kızgınlığın ağırlığı ile tam tepeye ulaşırken yeniden aşağı düşüyorum.

Ve bu gece o örümceği kurtardıktan sonra aniden karar verdim.

Sizi affediyorum.

Başta seni affediyorum…

Seni de affediyorum…

Hepinizi tek tek affediyorum.

“Affetmek kolay değildir. Fakat özgürleşmek için gereklidir. Çoğu insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu anlamına geleceğini sanır.

Oysa affetmek, geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak, yaşamımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir.

Affetmek, o kişiyi sevmek değil.

Affetmek, o kişiyle konuşmak zorunda olmak değil.

Affetmek, o kişiyle ilişkiyi sürdürmek değil.

Affetmek, o kişinin beklentileri doğrultusunda davranmak değil.

Affetmek, o kişiyi kucaklamak değil.

Affetmek, o kişiyi suçsuz bulmak değil.

Affetmek, o kişiyi haklı bulmak değil.

Affetmek, o kişinin verdiği zararları telafi etmek için çaba göstermemek değil.

Affetmek kırgınlığın, küskünlüğün, nefretin hapishanesinden özgürlüğe kavuşmaktır.

Affetmek artık acıyı hissetmemektir.”

Sizi affediyorum.

En başta da seni…

Umarım hayat bundan sonra iyi şeyler getirir size.

Sizi artık sonsuza kadar kendimden bırakıyorum.

En son olarak da kendimi affediyorum.

Bunca yanlış insanı seçmiş olduğum ve yıllarımı harcadığım için kendime kızıyordum.

Artık kendimi affediyorum.

Aldığım tüm o yanlış kararları, hatalı tercihlerimi, hepsini affediyorum.

Bugün öğrendiklerimi başka türlü öğrenemeyecektim belki de.

Belki yine hatalar yapacağım ama aynıları olmayacak.

Bu satırları yazarken bile yaşadığım hafiflemeyi, rahatlamayı anlatamam .

Bütün sekiz ayaklı Sisiphus’larımı salıveriyorum.

Hırslarınızın ve bencilliklerinizin hücresinde yaşadığınız sonsuz işkencenize ortak olmayacağım artık , mecazen de olsa sizi öldürmek de istemiyorum eskisi gibi.

Hadi gidin ve artık rahat bırakın beni.

Sizi Allah’a havale ediyorum.

Ben sizi affediyorum.

İşte böyle önemli bir geceydi dün gece benim için.

Sabah ışıdı.

Hala biraz pus var var , gökyüzü de gri ama yeni bir gün başladı.

Buraya kadar okuyup sıkılmadıysanız size de son tavsiyem ,siz de affedin.

“Nefreti aşmanın tek yolu var: Affetmek…

Başkalarını affettiğimizde biz özgürlesiriz.”

Yazar: Kerimcan Kamal

Kaynak: http://www.gazeteport.com.tr

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>