Rehberiniz-Acıların kişisel gelişimcisi!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “Acıların kişisel gelişimcisi!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Acıların kişisel gelişimcisi!

SAFFET DAĞDEVİREN

Zeynep Küpeli’nin yazısı

nektarin.com

Hayata dolmuş şöförü olarak başladığı halde şimdi kişisel gelişim seminerleri veren Saffet Dağdeviren’in hikayesi oldukça ilginç ve yaşam dolu. Zorlu yollarda ilerlerken hayatın güzelliklerini keşfetme şansına sahip olabilmiş ender kişilerden biri Saffet Dağdeviren. Kendi değerini bilebilmek onun için başarıyı yakalamanın ve başarıların en büyüğü

Bize kısaca kariyerinizden bahseder misiniz?

1978, Ticari Bilimler Akademisi Mezunuyum. 2 yıl dolmuş şoförlüğü yaptım. 1980 yılında Sanayi Bakanlığına bağlı bir kuruluş olan SEGEM GM (Sanayi Eğitim ve Geliştirme Merkezi Genel Müdürlüğü)’in bir ilanına başvurup muhasebe memuru olarak işe alındım. SEGEM’de sıra dışı performans göstermem nedeniyle beni eğitim organizasyonuna aldılar.

Böylece terfi ederek 10 yıl çalıştığım. SEGEM’i daha sonra Dünya Bankası’nın gerçekleştirdiği bir proje sonucunda kapattılar. İşsiz kalınca, eğitim organizasyonunda tecrübeli olduğum için bunu devam ettirmek istedim ve 1990’da Ankara’da Panel Eğitim ve Danışmanlık Merkezini kurdum. Daha sonra Panel Ankara’da tanınmaya başlayınca İstanbul’a gitme fikri doğdu. Böylece 1991’de İstanbul’da da seminer düzenlemeye başladım.

Bu arada TSE için 1993 yılında seminer organizasyonlarının standardını hazırladım. Bunun içine “Seminer, eğitim, konferans, panel nedir?”, “Seminer salonu nasıl olmalı?” gibi başlıklar da dahildi. 1995 yılında resmen İstanbul’a yerleştik. Bu arada yaptıklarım 1997 yılına kadar bu tip faaliyetlerin sadece organizasyon kısmıyla ilgiliydi. Yani anlatacak konusu olanlarla bu konuya ihtiyaç duyanları bir araya getiriyordum.

1997 yılında Lever grubundan iki kişi benimle görüşmeye gelip Panel’in yaptıklarını öğrenince bana şimdiye kadar neden seminer vermediğimi sordular. Ben de hiç düşünmediğimi söyledim. Bunun üzerine çok şey kaybetmişsiniz, biz de çok şey kaybetmişiz dediler. Bana bunu teklif etmelerinin bir sebebi vardır diye düşünerek kendimi seminer vermek için yetiştirmeye başladım. İlk olarak Eğiticinin Eğitimi semineri ile başladım.

Arkasından Yönetici Asistanlığı, Sekreterlik, Yönetici Becerileri, Protokol Kuralları son olarak da Yaşama Sanatı devreye girdi. Bu süre zarfında yaşamda kendimle ilgili keşfettiğim şeyler vardı. Hayat zordu. Gece kondumuz vardı. Üniversiteye giderken kitap almak için çalıştım. Dolmuş şoförlüğü yaptım. Sürekli “ben yaşıyorum, bu yaşamdan istediğimi alacağım” diye yaşamla mücadele ettim.

Bunun üzerine Yönetici Becerileri seminerlerinde ve Eğiticinin Eğitimi seminerinde bu tecrübeleri örnek vermeye başladım ve katılımcıların hoşuna gitti. Bunu bir seminer konusu haline getirmeye karar vererek. “Baskı Altında Güneşi ve Karanlığı Görebilmek” adlı seminerleri başlattım. Ama kimse “baskı altında olduğunu” kabul etmek istemediği için adını “Yaşama Sanatı” koydum.

Eğitim vermek kolay bir iş değil. Bunu nasıl başardınız?

Kendimi geliştiriyorum tabii. Tecrübelerimden yola çıkıyorum. Kitap okuyorum. Kararlı davranıp yılmıyorum.

Sizce kariyerinizdeki dönüm noktası neydi?

1997 yılında benimle Lever’den görüşmeye gelmeleri ve seminer vermeye teşvik etmeleri benim kariyerimin dönüm noktası oldu diyebilirim.

Kendinize örnek aldığınız ve size yol gösteren biri oldu mu?

Hayır, o kadar önemli biri olmadı. Zaten Panel bu piyasadaki en eski kuruluşlardan biri.

Hayatınızda iz bıraktığını düşündüğünüz bir başarısızlığınız oldu mu?

Herşeyin yanında maddi yatırım da çok önemli. Bunu zamanında yapmadığım için pişmanım ama kendimin farkında olmamı sağladı. Başarısızlık başarının bir basamağıdır bence. İnsanlar kendilerinin farkında değiller. Bir derenin akışına kapılıp gidiyorlar.

Kariyerine sıfırdan başlayan kişilere önerileriniz ne olurdu?

Kendilerini çok iyi tanımalılar. Vizyonları olsun. Hayattaki önceliklerini belirleyip bunların farkında olarak yaşamalılar. Kendi anayasaları olmalı. Temel değerler denilen sevgi, sıcaklık, sağlık, aile, cesaret, özgüven, dürüstlük, yatırım, vizyon, vizyona ulaşmak için küçük hedefler olmalı. Bu tüm insanlar için geçerli, yalnızca kariyerine sıfırdan başlayanlar için değil. Herkesin böyle listeleri olabilir ama öncelikleri farklı olabilir. Öncelikleri iyi düşünmek gerekir. İnsanlar mutluluğun kendilerini yakalamasını isterler. Halbuki mutluluk oradadır her zaman ve onu yakalaması gereken de onlar. Hedefleri için gerekli her şeyi yerine getirmeye çabalamaları gerekir. Ben bile başkasının yardımıyla kendimdeki ışığı görebildim. Çevreyi ve doğayı kullanarak tüketiyoruz ama insandaki cevheri kullanmadan tüketiyoruz. Kimsenin doğada örneği yok ve çok azımız bunun farkındayız.

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir