Rehberiniz-‘acar’ bir başarı öyküsü

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “‘acar’ bir başarı öyküsü” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
acar’ bir başarı öyküsü

“En çarpıcı başarı hikayeleri yoklukların içinden çıkar” derler ya Acar Group’un öyküsü de bunu doğrular nitelikte. Tokat’ın Reşadiye ilçesine bağlı, elektriğin olmadığı kendi tabiriyle “mahrumiyet bölgesi gibi” bir köyden kalkıp İstanbul’a gelen ve daha sonra kardeşleriyle burada 20 milyon TL’lik defter imparatorluğu kuran Zekeriya Acar, ağabey olarak hikayenin başrolünü üstleniyor.

Yılbaşı nedeniyle Haramidere’deki tesislerinin kapasitesini aşan bir yoğunluk içindeyken görüştük Acar kardeşlerle. Renault’dan BMW’ye, Fransızların futbol takımı Olimpik Lyon’a kadar birçok marka için defter üreten şirket, 2009’u markalaşma yolunda harıl harıl çalışarak geçirmiş. Bu yönde kadrosunu güçlendirerek 150 kişiyi istihdam eder hale gelmiş. Hatta hem kendi markası hem de diğer markaların üretimi birikince yaklaşık 20 atölyeye taşeron iş vermek zorunda kalmış.

Kısmet Mücellithanesi’nden bugüne

Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Acar, bu yıl Avrupa ve Türkiye’de aynı anda pazara sunacakları üç yeni markayla ilgili oldukça heyecanlı. Reşadiye’den çıkıp İstanbul’da akrabalarının yanında kaldığı günleri anlatırken “hep bugünleri hayal etmiştim” diyor. Ortaokul çağında yine bir akrabasının yardımıyla matbaada çalışmaya başlamış önce. Entegre bir tesis olduğu için işin tüm aşamalarını görme şansını yakalamış. Daha sonra kardeşi İhsan’ı da yanına alıp birlikte matbaacılığın püf noktalarını keşfetmiş. Dört yıl sonra da bir ortakla birlikte “Kısmet Mücellithanesi” adıyla Cağaloğlu’nda kendi şirketlerini kurmuşlar.

İki kardeş o günlerde çok küçük olmalarına rağmen babalarının kendilerine duyduğu güveni göz ardı etmemek gerektiğini söylüyor: “Sermayemiz yoktu ama babam bize çok güvendi, borç aldı, sermaye buldu. Bu hep böyle devam etti. Ne zaman yatırım kararı alsak babamın desteğini arkamızda bulduk.”

Üretimin değerli, üretilenin yüksek karla satıldığı 70’lerin sonundaki ticari ortamın tüm fırsatlarını iyi kullanmış Acar kardeşler. İki yıl cilt yaptıktan sonra ortakla yollarını ayırıp Acar Cilt adında daha lüks kitap kapakları üreten bir şirket kurmuşlar. “İşlerimiz iyiydi, yedi yıl yoğun çalıştık ama teknoloji bir yandan artıyordu. Çemberlitaş’ta Tomurcuk Matbaası’nı satın aldık. İşlerimiz birden patladı. Kurşun dizgiden elektronik dizgiye yatırım yaptık. Topkapı’da Matbaacılar Sitesi yeni yapılıyordu, oradan yer aldık ve tipo baskıdan ofset baskıya geçtik” diye anlatıyor İhsan Acar.

İşte bu yatırım atakları tam da gazetelerin promosyon yarışlarına girdiği bir döneme denk geliyor. Türkiye Gazetesi’yle işbirliği yapıp promosyon ajanda üretimine bu sayede giriyorlar. Gazete bu işlerden çekilirken de bütün know how’ı Acar kardeşlere bırakıyor. “Rakiplerimiz Ece, Talat gibi markalardı. Onlardan farklı olalım, şirkete özel ürünler ortaya koyalım dedik ve bunun rüzgarından çok iyi yararlandık.

Yatırım hedefleri arttıkça Matbaacılar Sitesi de dar gelmiş onlara. 1996’da şimdiki binalarının arsasını alıp, 98’de üretime başlamışlar.

Katma değerli ürünler tasarlıyor

İnternet ortamı yaygınlaştıkça kağıdın kullanımı azaldığından Acar kardeşler torunlarına bırakacakları şirkette değişiklik yapmak gerektiğini düşünmüşler. Markalara defter üretme işini yine sürdürmekle birlikte kendi markalarını yaratmak için tasarım ekibi oluşturmuşlar. Üst gelir grubuna hitap eden, hammaddesini yurt dışında kağıt için oluşturulmuş ormanlardan ithal ettikleri, deri kaplı özel defterler tasarlamışlar. Zekeriya Acar markalaşma hedeflerini şöyle anlatıyor: “Üç ayrı marka konumlaması yaptık. Hepsi A ve A+ gelir grubuna hitap ediyor. Arwey, günlük kullanıma dönük ama üst kalitede bir ürün. Geçen yıl lansmanını yaptık, büyük ilgi gördü. La Vorte, lüks kullanıma dönük, mücevhercilerde, otellerde satılacak bir ürün. Swarowski taşlarla süslü, metropol kadınını hedef alan şık tasarımlı defterler. Ocak ayında Almanya’daki fuarda lansmanı yapılacak. Ally markası da yöneticiler için tasarlanmış deri çanta, cüzdan gibi ürünler içeriyor. Bunu da nisan ayında piyasaya çıkaracağız.”

Acar Group’un hedefi bu üç markayı Türkiye ve dünyada bin noktada satışa çıkarmak. Fransa’da şimdiden 220 noktayla anlaşma yapılmış. Arwey markalı ürünler ortalama 35 euro’dan satılacak. Ayrıca Danimarka, Amerika, Dubai, İspanya, Rusya, Kazakistan gibi ülkeler de devrede.

Bir İsrailliden fiyat dersi

“İhracata ilk başladığımız yıllardı. Bir İsrailli alıcı binamıza geldi. Numuneleri gösterdi, inceledik fiyat verdik. Çok büyük bir sipariş verecekti. ‘Fiyatlarınız İtalya’yla aynı, sizin yüzde 20 daha ucuz olmanız gerek’ dedi. Tabii yüzümüzün aldığı halden hemen ekledi: ‘Sen şimdi bana kızıyorsun. Ben ürününüz kötü demiyorum. Ama şimdi ben bu defteri Türk malı olarak İsrail’e sokarsam müşteri mutlaka bir kusur arayacak. Senin kaliteli olmadığını düşünecek ve fiyata kızacak. Ülke imajı açısından böyle olması gerekiyor. Beni sonra anlayacaksın.’ Gerçekçi bakıyordu, haklıydı, anlaştık ve çok büyük işler yaptık. Şimdi 30 ülkeye yılda 5.5 milyon dolarlık defter ihraç ediyoruz.”

Yazar: Yasemin Salih

Kaynak: http://www.isteinsan.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir