Rehberiniz-450 tane evi var!

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “450 tane evi var!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
450 tane evi var!

Ömürgönülşen, dünyanın en iyi otellerinin bağlı olduğu The Leading Hotels of the World’un (LHW) Başkan Yardımcılığı’nı yapıyor

Bir sabah Como Gölü kıyısında uyanırken, başka bir sabah AIfrika’da günü karşılıyor… Para harcamadığı gibi bir de para kazanıyor

Mesleğiniz gereği, dünyanın en iyi otellerinde konakladığınızı hayal edin… Bir sabah Como Gölü kıyısında uyanırken, başka bir sabah Afrika da günü karşılıyorsunuz. Her ayın 15 gününü farklı bir ülkede geçiriyor, daha önce bilmediğiniz kültürleri öğreniyorsunuz. Para harcamadığınız gibi üzerine bir de para kazanıyorsunuz. Böyle bir işi kim istemez ki.. Rüya gibi bir meslek! Çok az insana nasip olacak bu rüya mesleğe sahip de New York’ta yaşayan bir İzmirli!

İzmir’in simgesi haline gelmiş Bonjour Restoran’ın 3’üncü kuşak temsilcilerinden Deniz Ömürgönülşen, otelcilik sektöründe, dünyada en çok arzu edilen mesleklerinden birine sahip.

Dünyanın en iyi bağımsız lüks otellerinin bağlı olduğu kuruluş olan The Leading Hotels of the World (LHW)’ın başkan yardımcılığını yapıyor.

Robert De Niro, Ivanka Trump ile toplantılarda bulunuyor.

80 farklı ülkedeki 450 otelin kalite standartlarını yönetiyor.

Zaten kendisi de bu standartları yazanlardan biri, hatta ekipteki tek Türk. 6 yıl önce yeniden düzenlenen ve tüm oteller için geçerli olan 800 evrensel kuralın pek çoğu Deniz’in elinden çıkma. Hatta bu yüzden otellerin çoğunda yönetim ofisinde Deniz’in adının yazılı olduğu bir fotoğraf bulunuyor. Otel sahipleri ve çalışanlar O’na her ne kadar daha itinalı hizmet etseler de, Deniz kendini konuk olarak değil, otel ailesinin bir üyesi olarak görüyor. “Her bir otel benim çocuğum gibi oldu” diyen Ömürgönülşen, tüm vaktini üye otelleri daha da güçlendirmeye ve tanıtmaya harcıyor.



(Gülüyor) Biraz korkarlar benden. Bazı otel çalışanları beni görünce stres olabiliyor, bu da doğal bir süreç. Yeni otellerde bu gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz. Robert De Niro gibi duayen bir aktör de olsanız bizim için otel sahiplerinden birisiniz, Ivanka Trump ile de birlikte çok çalıştık, onların otelleri için güzel SPA konseptlerine imza atik. Yani kim olursanız olun 800 maddelik standartlarımız tüm oteller için aynı. Bu kuraların yüzde 85’ine uymaları ve uygulamaları gerekiyor. Bu çok zorlu bir süreç, üye olunduktan sonra da herşey bitmiyor, eğer kalite standartları korunmazsa üyelikten çıkartabiliyoruz. Örneğin geçtiğimiz yıl 100 oteli bu yüzden çıkarttık.



LHW 83 yıldır devam eden bir kuruluş. Aslında kendimize şirket demiyoruz, bu bir aile mirası, biz de bunun parçasıyız. Bu mirası ileride başkalarına devredeceğiz. Onun için daha özenli çalışıyoruz. Yaptığımız 80 ülkede 450 bağımsız oteli bir araya getirip onların gücüne güç katmak. Örneğin şu anda içinde bulunduğumuz The Greenwich Hotel, Robert De Niro’nun ilk oteli ve daha cok yeni. Bunun Avrupa’da ya da Asyada duyulması kolay olmayabilir, ama bizim üyemiz olduğu için bulunması çok kolaylaşıyor. Üyelerimiz arasında 6- 7 jenerasyon olan otel sahipleri var, oluşturulan kaliteyi devam ettirmek bizim en büyük amaçlarımızdan biri. Bağımsız otellerin bir ruhu, kendine özgü tarzı ve yaratıcılığı var. Bunu korumak ve yaygınlaştırmak istiyoruz. Ayrıca üye otellerin satış, pazarlama ve rezervasyon sistemlerini de biz bağlıyoruz, 23 tane ofisimiz var dünyada ve verdiğimiz destekle otellerin daha da büyümelerini sağlıyoruz.



İki şekilde de olabiliyor. Genelde bize başvuru yapıyorlar. Yılda ortalama 1000 başvuru alıyoruz ama bunların içinden az sayıda üyeliğe hak kazanıyor. Örneğin geçtiğimiz yıl yalnızca 30 otel kabul ettik. Kabul sürecinde otellere teftişlere gidiliyor. Bunun için benim yönettiğim bir ekip var, ekibimiz kimliğini gizleyip, normal bir müşteri gibi otelde birkaç gün geçirip incelemelerde bulunuyor. Daha sonra toplanan raporlar bana sunuluyor ve bu defa son karar için ben bir teftişte bulunuyorum.

– 450 otelin kalite ve pazarlanmasıyla ilgilenmek çok kolay olmasa gerek.

Doğrusu zorlanıyorum diyemem, çünkü çok seviyorum. Ayrıca bu bir ekip işi. Bana bağlı olarak çalışan 15 kişiden oluşan satış, pazarlama ve otel denetleme konusunda hizmet veren takımlarımız var. Üyelik kabul sırasındaki son aşamalara doğru ben ve yönetim kurulumuz devreye giriyor. Ayrıca yaptığım işe meslek olarak bakmıyorum, bu benim yaşam biçimim. Ben bu sektörünün içinde, yani Bonjour’da doğdum. 12 yaşından beni restoranımızın en genç garsonu diye tanıştırırlardı. Oyuncak yerine mutfakta kardeşimle hamurla oynayıp kurabiyeler yapardık, sipariş alırdık. Garsonlarla, asçılarla beraber büyüdüm. Alsancak’taki restoranın bulunduğu binanın en üst katı bizim evimizdi, komşularımız da restoranın müşterileri… Misafirlerimizle kocaman bir aileydik. Annem, babam, kız kardeşlerim ve ben hepimiz işin başındaydık. Yani şu andaki başarımın ve disiplinimin temelinde babam ve annemde aldığım eğitimler var. Bunlar okulda da öğrenilecek eğitimler değil. Kurumumuzun başkanı Theodore Tene da patrondan çok bir öğretmen gibi. Bana kitaplar öneriyor, tecrübelerini paylaşıyor



Ablam Melis, Cornell Üniversitesi’ne turizm ve otelcilik okumaya gelmişti. Ben de aynı eğitimi almak istedim, Cornell’e başvurdum. Amerika’daki en iyi turizm otelcilik okulu diye bilinir. Kabul edilince 1990 yılında üniversite için İzmirden buraya geldim. Okulum başlar başlamaz da ablam ile kendimize iş bulduk. O restoranın mutfağında ben de ön tarafında garson olarak işe başladım.



Üniversitede 3’ncü senemde çalıştığım restorana bir gün bir müşteri geldi. Siparişini adım, yemeğini yedi ve gitti. Bir sonraki hafta tekrar geldi. Görünce hatırladım ve o siparişini vermeden ben ona bir önceki haftaki yediklerini sayıp ayni şeyleri isteyip istemediğini sordum. Adam şaşırdı, bunu nasıl bildiğimi sordu. Bende bu tarz şeylere dikkat ettiğimi, restorancılığın içinde yetiştiğimi, babamın bizi özenle bu meslek için yetiştirdiğini anlattım. Adam yemeğini yedi, teşekkür etti ve gitti. Bir saat sonra beni dekanın ofisinden, okuldan aradılar ve acil görüşmek istediklerini bildirdiler. Gittim ve bana servis yaptığım, yemeğini hatırladığım adamı tanıyıp tanımadığımı sordular. Gerçekten de tanımıyordum. Meğerse Four Seasons Otellerinin Başkanı John Sharpe imiş ve beni çok başarılı bulduğunu bu yüzden stajımı yaz döneminde Chicago’daki Ritz Carlton’da yapmak isteyip istemediğimi sordular. Ben de kabul ettim, böylece otelcilik sektörüne girmiş oldum.



O yaz Chicago’da Ritz Carlton’nun önce mutfağında başladım. Bir yazım mutfakta somonu kemiklerinden ayırmakla geçti. Ben mutfak yerine önde olmak, müşterilere hizmet etmek istiyordum. O yüzden akşamları da çalışmak istediğimi söyledim. Gündüzleri mutfakta geceleri de hostes olarak restoranda çalışmaya başladım. O dönemim öyle geçti. Okulun bitmesine yakın bu sefer Chicago’da yine aynı otelde house keepinge geçtim. Bir günde 15 oda temizlediğimi bilirim. Otelin her bölümünde çalıştım, boş vakitlerimde bile gönüllü çalışıyordum. Otelciği sevdim ve otelciliğin çalışarak öğrenileceğini gördüm. Okul bitene kadar o şekilde çalıştım ve bittikten sonra otelde kalmam için teklifte bulundular. Ablam New York’ta olduğu için ben de New York Four Seasons’i istedim ve orada ön büroda işe başladım. 1 yıl sonra benim otelcilik eğitiminde uzmanlaşmamı istediler. Eğitimlere katıldım ve otel çalışanlarının eğitimi ve yeni bir otel açma konusunda uzmanlaştım. 2005 yılında’da LHW’den otel kalite standartları yazma komisyonuna katılmam ve onlarla çalışmam konusunda iş teklifi geldi ve ben de kabul ettim. Bu benim hayalimdeki m

Yazar: Ayça Çalışkan

Kaynak: http://www.yeniasir.com.tr,a

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>