Rehberiniz-1960’larda bunların hepsi birer hayaldi

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

isvemeslekdanismani.net ailesi olarak “1960’larda bunların hepsi birer hayaldi” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
1960’larda bunların hepsi birer hayaldi

Yepyeni ’Star Trek’ filmi sinemalarda fırtına gibi eserken, fenomen televizyon dizisini bir kez daha anıyoruz. Ve o dönemin en büyük bilim kurgu dizisinin geleceği nasıl bu denli iyi gördüğüne hayret ediyoruz. Çünkü 1960’larda çekilen orijinal ’Star Trek’te bahsi geçen teknolojilerin hepsini bugün gerçek hayatta bizzat kullanıyoruz.

Eylül 1966’da ABD’nin büyük televizyon kanallarından NBC yeni bir diziyi ekrana taşırken hem izleyiciler açısından bu denli fenomen olacağını hem de geleceğin teknolojisine ilham vereceğini herhalde tahmin etmiyordu. Ama Kaptan Kirk’ün (William Shatner) kumandasındaki Atılgan Yıldız Gemisi ve mürettebatının daha önce hiç kimsenin gitmediği yerlere cesurca gitmek göreviyle çıktıkları maceralı yolculuğu anlatan ’Star Trek’ (Uzay Yolu), bir bilim kurgu efsanesi oldu. Gene Roddenberry tarafından yaratılan dizi, yıllar içinde tekrar tekrar hayata döndü; bugüne kadar 6 televizyon dizisi, 10 sinema filmi, yüzlerce roman, video oyunu ve muazzam hayran kitlesiyle ölümsüzleşti.

İlk yayınlanışından tam 43 yıl sonra ’Star Trek’ şimdilerde J.J. Abrams’ın yönetmenliğinde en modern teknolojilerle süslenmiş gösterişli bir Hollywood filmi olarak karşımızda. Ama aslına bakarsanız eskinin efsanevi ’Star Trek’ dizisinin de teknolojik açıdan bugünden aşağı kalır yanı yoktu. Daha da önemlisi ’Star Trek’ şahane bir bilim kurgu dizisi olarak bugün günlük hayatta kullandığımız birçok teknolojiyi daha 60’lı yıllarda öngörmüş, hatta kimi teknolojilere de bizzat ilham kaynağı olmuştu. İşte ilk kez ’Star Trek’ dizisinde karşımıza çıkıp dudak uçuklatan, bugünse gerçek hayatımızın sıradan bir parçası haline gelen teknolojiler!

Cep telefonu

’Star Trek’in akıl uçurtan müthiş teknolojilerinin başında şüphesiz mürettebatın haberleşmek için kullandığı avuç içi kadar telefonlar geliyordu. ’Communicator’ adlı bu kapaklı haberleşme aleti (solda), bugünkü cep telefonlarına ilham kaynağı oldu. Cep telefonunu icat eden Dr. Martin Cooper böyle bir telefon icat etmesinde ’Star Trek’ dizisinin etkisi olduğunu da açıkça dile getirmişti. Dizideki cep telefonlarında bugünkü GPS’li telefonlar gibi yer belirleme özelliği de vardı.

Dokunmatik teknoloji

Kirk, her gün Kaptanın Seyir Defteri’ne not düşerken PADD adlı elektronik bir defter kullanıyordu. Bugün bu özellik dokunmatik ekran teknolojisiyle kullanımda. Tıpkı Kaptan Kirk gibi günümüz modern işadamları cep bilgisayarı olan PDA’lara not alıyor. Özellikleri gibi isimleri de benziyor. Bugün dokunmatik ekran özelliği iPod Touch, iPhone, BlackBerry Storm, T-Mobile G1 ve yakında satışa sunulacak olan Palm Pre gibi teknolojik ürünlerde başrolde yer alıyor.

Dev ekran

ATILGAN’ın dışarıyı görmeye olanak veren camları yoktu. Mürettebat geminin gittiği yönü dev bir ekrandan takip ediyordu. Bu dev ekranlar 60’lı yıllarda sadece bir hayal olsa da bugün artık gerçek. Duvara monte edilen LCD flat screen ve Hi-Def widescreen gibi ürünler, Panasonic’in 150 inch’lik dev HD plazma ekranı, en çarpıcı örnekler.

Tarayıcı

Atılgan mürettebatı yeni bir gezegene, farklı bir ortama girdiğinde ilk iş etrafı tarayıp tehlikeli bir şey olup olmadığını ölçen tricorder’larına başvururlardı. Meşhur aleti fotoğrafta Mr. Spock’ın (Leonard Nimoy) belinde görmek mümkün. Bugün gerek kimyasal veya radyoaktif sızıntıları ölçmek gerekse kanser taraması yapmak gibi konularda çok benzer tarama cihazları kullanıyoruz.

Video konferans görüşme

’Star Trek’teki toplantı masasına yerleşip uzayın farklı köşeleriyle konferans görüşme aracılığıyla bağlantıya geçmek mümkündü. Şimdi de uluslararası büyük toplantılara bakılırsa video konferans görüşmede ’Star Trek’i bile sollamış durumdayız.

Işınlanma: Elbette ’Star Trek’te izleyicinin aklını başından alan en çarpıcı teknoloji, ışınlanmaydı. Maalesef bu teknoloji hala hayata geçirilebilmiş değil. Ama ’Star Trek’ten ilham alan bilim dünyası çalışmalarını sürdürüyor. Avustralya Ulusal Üniversitesi’nde ışınlanma çalışmalarını yürüten fizikçi Dr. Ping Koy Lam ve asistanı Warwick Bowen, bir lazer ışınını bir metre öteye ışınlamayı başardı!

Otomatik kapı: Birinin geldiğini algılayarak ’fışşşt’ diye yanlara doğru açılan otomatik kapılar hem Atılgan’ın hem de ’Star Trek’ dizisinin alametifarikasıydı. Ve elbette ’Star Trek’ bir kez daha bilim dünyasına ilham verdi. Bugün artık her yerde sanki bir uzay gemisindeymişiz gibi önümüzde açılan otomatik kapılardan geçiyoruz.

Bayıltan silah

’Star Trek’ ekibinin kullandığı unutulmaz ışın silahı Phaser istendiğinde bayıltıyor, istendiğindeyse öldürüyordu. Bugün giderek kullanımı yaygınlaşan ve güç seviyesinin ayarlanmasına bağlı olarak bayıltmak veya öldürmek için kullanılabilen elektrik şoku silahı Taser isminden de anlaşılacağı üzere ilhamı ünlü diziden alıyor.

Kablosuz kulaklık

Atılgan’ın iletişimden sorumlu subayı Uhura (Nichelle Nichols)’nın kulağına taktığı minik bir cihazla herkesle haberleşmesi o dönmede son derece ileri bir teknolojiyi temsil ediyordu. Bugünse Bluetooth kablosuz kulaklıklar herkesin hizmetinde.

Kaynak: http://Haber7

Yer işareti koy permalink.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>