Rehberiniz-100 yıl yaşamak ister misiniz?

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest


iyimeslek.com ailesi olarak “100 yıl yaÅŸamak ister misiniz?” adlı yazımızın kiÅŸisel geliÅŸiminize katkı saÄŸlamasını umuyoruz
100 yıl yaşamak ister misiniz?

DiÅŸ hekiminizin muayenesinden çıktınız. Muayenehanenin tam karşındaki kafede cappuccino’nuzu her zamanki gibi keyifle yudumlarken, son derece yakışıklı bir gencin iki masa ötenizde oturduÄŸunu gördünüz. Göz göze geldiniz ve o genç size çekici bir gülüşle karşılık verdi! MüthiÅŸ sıkıntı içindesiniz. Kafanız karmakarışık ve neredeyse boÄŸulacak gibisiniz. O genç ve yakışıklı beyi bir yerden tanıdığınıza yemin edebilirsiniz. Size el sallıyor. Nereden tanıyor olabilirsiniz? Ãœstelik o kadar genç ki. ÅžaÅŸkınlığınız daha da artıyor. Aman tanrım, ÅŸimdi de o size doÄŸru geliyor! Åžu inanılmaz yakışıklı size asılıyor olabilir mi? Saçma. Kesinlikle olmaz! Siz bu arada diÅŸlerinizi biraz önce temizlettiÄŸinize şükrediyorsunuz. O, geniÅŸ ve keyifli bir gülüşle konuÅŸuyor: Merhaba! Beni hatırladınız mı?1″ Ne diyeceÄŸinizi bilemiyorsunuz. O devam ediyor: “Ben Andy! Andy Carter! Ortaokulda oÄŸlunuzla birlikte basket takımındaydım.” Dudaklarınızda saçma bir gülüşle donup kalıyorsunuz ve yer yarılsa da içine girsem diye düşünüyorsunuz.”

Yukarıdaki satırlar bana ait deÄŸil. Harvard’lı uzun yaÅŸam uzmanlarından Dr. Gary Small’ın “The Longevity Bible” isimli kitabından aktardım.

Pek çoğumuz 90’ı göreceğiz

Dr. Small diyor ki: “Yaşımızı hatırlatan olaylar hepimizin başına gelir. Tek bir beyaz saçın ortaya çıkıvermesi, birinin size ilk kez “teyze” demesi ya da bir odaya girince niçin geldiÄŸinizi unutuvermeniz bunlardan sadece bazıları. Hiçbirimiz zamanı durduramayız ama yaÅŸlanmanın etkilerini yavaÅŸlatabiliriz. Yalnızca yüz yıl kadar önce insanlar 40 yaşına geldiklerinde kendilerini ÅŸanslı hissediyorlardı. Åžimdilerde yaÅŸam süresi erkekler için 74, kadınlar için 80’lere kadar uzadı. Modern tıp bilimi baÅŸarılarını sürdürürse pek çok insan 90’larının sonuna kadar iyi ve saÄŸlıklı yaÅŸayabilmek imkânına sahip olacak. Ve çoÄŸu kiÅŸi zaten olabildiÄŸince uzun yaÅŸamak istiyor ama saÄŸlığı, aklı yerinde olmadan kim 100 yaşına kadar yaÅŸamak ister”

Modern tıptaki inanılmaz gelişmeler, hijyenik şartların genelde hemen her ülkede eskiye göre daha iyi hale gelmesi, konforun artışı, ekonomideki olumlu gelişmeler (ve buna paralel olarak insanların kendilerine daha iyi bakabilecek imkanlara kavuşması), eğitimin yaygınlaşması, koruyucu sağlık hizmetlerinin güvenilir ve kalıcı hale gelmesi ve daha pek çok faktörün etkisiyle ömrümüz biz istesek de istemesek de uzayacak! Ne var ki ömrümüzün uzayan kısmı çocukluk ya da gençlik çağlarımız değil, orta yaş ve yaşlılık dönemleri olacak.

Şimdiden hazırlık şart

YaÅŸlılık döneminin uzaması yaÅŸlılıkla ilgili saÄŸlık sorunlarını eskisinden daha önemli hale getirecek. Bunun açık ve net anlamı ÅŸu: Orta yaÅŸlı ve yaÅŸlı insanların çoÄŸalması hipertansiyon, ÅŸeker hastalığı, kilo fazlalığı, romatizma, bellek zayıflaması, cinsel güçsüzlük, Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı, çeÅŸitli doku ve organ kanserleri gibi kronik, yıpratıcı, yaÅŸam kalitesini düşürensaÄŸlık problemleriyle mücadele eden insanların çoÄŸalması anlamına da geliyor. YaÅŸlılık dönemimize iliÅŸkin temel sorunlarımız da zaten temelde ve genelde (ister bedensel, ister ruhsal olsunlar) yukarıdaki problemlerden kaynaklanıyor. Yani “yaÅŸlılığımızın kalitesi” yaÅŸlılığın kendisinden çok yaÅŸlanmaya eÅŸlik eden saÄŸlık sorunlarının sayı ve ağırlığıyla ilgili bir durum.

Ä°ÅŸte bu nedenle yaÅŸlılığa hazırlanma konusu çok ama çok önemli bir alan haline geldi. BaÅŸlangıçta “anti-aging” gibi sihirli bir kelimeyle ortaya çıkan uzun ömür arayışları bu sözcüğe inananlarda hayal kırıklıklarına yol açtı ama onlara yaÅŸlanmayla ilgili sorunların hafifletebileceÄŸini de öğretmiÅŸ oldu. Ä°yi ve güzel yaÅŸlanmanın aslında sadece bedensel deÄŸil ruhsallıkla da ilgili bir süreç olduÄŸu bilinci oluÅŸtu. Dahası uzun bir hayatın huzur, keyif (daha doÄŸrusu keyifli bir huzur hali) ve saÄŸlık olmayınca bir anlam ifade etmediÄŸi de anlaşıldı.

Dr. Gary Small uzun, sağlıklı ve huzurlu hayat yolculuğunu döşeyen taşların sekiz ayrı taş ocağından gelmesi gerektiğini düşünüyor. Bu sekiz kuralı neredeyse tamamı aslında sizin de iyi bildiğiniz şeyler. Bu sekiz başlık pratiğe nasıl geçiriliyor sorusunun yanıtınıysa önümüzdeki günlerde özetlemeye çalışacağım.

8 Temel kural

Aklınızı – zihninizi keskinleştirin

Olumlu – iyimser biri olun

Sağlıklı ve samimi ilişkiler geliştirin

Stresle mücadele edin

Çevrenize sahip çıkın

Formda kalın

DoÄŸru – akılcı beslenin

Sağlığınızı dikkatle izleyin

Yaşlanma sanatı Benim önerim

EÄŸer saÄŸlıklı, huzurlu, bilge ve zarif bir yaÅŸlı olmak istiyorsanız sevgili Zülfü Livaneli’nin tavsiyesine uyun ve Andre Malraux’nun “YaÅŸlanma Sanatı” kitabını bulup okumaya çalışın. Ve ÅŸu üç noktayı da lütfen aklınızdan çıkarmamaya çalışın:

Uzun bir ömrü herkes ister ama sağlıklı kalmak, huzurlu olmak, başkalarına muhtaç düşmemek ve o uzun ömrün içini doldurabilmek iyi, faydalı ve güzel bir şeyler yapmayı sürdürmek de gerekir.

Uzun ömrün kurallarından biri de hayatı yavaşlatmaktır. Hayatı yavaşlatmak hem onu ıskalama ihtimalinizi azaltır, hem de küçük ve basit şeylerden de zevk almanızı sağlar.

Yaşlanmak bedenden çok ruhu etkiler. Hatta bazen ruh bedenin yaşlanmasına aldırmaz, genç kalmakta direnir. Yaşlılıktaki bazı sorunların nedeni de zaten ruhun bedensel yaşlanmaya kayıtsız kalmasındandır. Bu nedenle ne yapın edin bedeninizin genç ve dinç tutun. Bunun çaresi de sürekli aktivite, özellikle de sık sık tekrarlanan düzenli yürüyüşlerdir.

Kaynak: http://www.pudra.com

Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir